Güncelleme Tarihi:

Sosyal medyadaki o görüntüyü çıkaramıyorum aklımdan. Buna benzer şeyleri hep yaşadığım için belki artık çok hassaslaştım. Türkiye’de ve İstanbul’da engelliler için sorun hiç bitmiyor. Sabah başlayıp akşama kadar düşünmeme sebep olan görüntüyü bir baba paylaşmış. “Bu benim oğlum, burası da okulu” diye başlayan reels’te çocuğuyla okuldan çıkmaya çalışıyor. Ama bunu başaramıyor. Çünkü okulun önündeki kaldırım kazılmış ve kapatılmamış. Adam çukurun kenarından o tekerlekli sandalyeyi sürmeye çalışıyor. Herkese de belalar okuyor haliyle. Sonuçta o çocuğun da bir psikolojisi var. Sizi bu kadar zorluk içinde okula götürmek ve getirmek zorunda kalan bir babanın ve annenin evladı olduğunuzu düşünün. Bu çocuk belki bir yerden sonra bu yükü anne ve babasının üzerinden almak için “Ben okumak istemiyorum” diyecek.
İki yaya, iki araba
İşte bu videoyu izledikten sonra günün devamı benzer şekilde ilerledi. Geleyim ikinci hikâyeme: Para beni yoldan çıkardı arkadaşlar... Sakin bir işgünüydü ama ben işler yoğun olunca daha mutlu oluyorum. Aldığım paranın hakkını vermişim gibi hissediyorum.
Otobüsten indim ve eve yürürken bir arkadaşımla telefonda konuşuyordum. Birden bir arabanın tamponuna takıldım. İstanbul’da arabalar genelde kaldırımda olduğu için ben yoldan yürümek zorundayım. Hatta kaldırıma park etmiş arabanın yanına bir tane daha koyarlar, ben yolun ortasından yürürüm.
Bu defa ikinci arabanın yanına bir üçüncüsü gelmiş. Daha fazla yola çıkamayacağım için iki arabanın arasından geçmeye çalıştım. Karşımdan bir kişi daha geldi ve koca yolda iki yaya, iki arabanın arasından geçemedik. Ben geri çıktım, geçti ve bana “Şunu al, şunu al” dedi. Elimi uzatmadan “O nedir” dedim. “Para para, al bunu” dedi. “İstemem kardeşim, senin paranı ne yapayım” diye kızdım. Bu arada telefondaki arkadaşım bizi dinliyor. Sakinleşince “Gördün mü bak, para beni yoldan çıkardı” dedim ve gülüştük.
Para bana da lazım tabii ama o para değil, kendi kazandığım para. Bunun sebebi nedir? Neden her engelli fakir, yoksul, yardıma muhtaç farz edilir? Bu öngörü nereden geliyor, Yeşilçam filmlerinden mi? Hatta çoğu filmde biz körler hep dilenciyiz. Engelli bir işadamı ya da işkadını hiç yok, bize zengin rolleri asla verilmiyor. Hem kör hem de zengin olamaz mıyız?
Bize üç beş kuruş verip vicdanınızı rahatlamanız bu sorunları çözmez. Vicdanınızı toplumsal kurallara uyarak rahatlatın. Bize para değil, yol gerek. Yolumuzu kapatmaktan, kazmaktan vazgeçin artık. Yani kısacası, bizi yoldan çıkarmayın! Her sese iyi pazarlar...