GeriHürriyet Pazar Pandemi sürerken ya büyük bir deprem olursa?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemi sürerken ya büyük bir deprem olursa?

Pandemi sürerken ya büyük bir deprem olursa?
Abone Olgoogle-news

Salgınla mücadele ederken bir de depremi aklımıza getirmek istemiyoruz ama bu ay çeşitli illerimizde yaşanan sarsıntılar beklenen İstanbul depremini hatırlattı. Pandemi dönemindeki olası bir afette yapmamız gerekenleri Prof. Mikdat Kadıoğlu’na sorduk: “Afet çantasına cerrahi maske de konmalı. Halk ‘toplum afet gönüllüsü’ olarak örgütlenip eğitime tabi tutulmalı.”

İTÜ Meteoroloji Mühendisliği bölümü ve Afet Yönetim Merkezi öğretim üyesi, Kızılay Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu afete hazırlık konusunda ülkemizin otorite isimlerinden biri. Bingöl’de, Van’da ve Manisa’da yaşanan depremler ‘korona günlerinde bir de bu olursa ne yaparız’ sorusunu gündeme getirdi. Kadıoğlu, pandemi koşullarına göre güncellenen deprem çantasını, olası bir depremden sonra toplanma alanlarında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Salgın süreci deprem için alınacak önlemleri değiştirdi mi?
Hayır. Öncelikle yaşadığımız ve çalıştığımız binanın sağlam olmasına dikkat edeceğiz. ‘Deprem anında üçgen-beşgen yaparak canımızı kurtarırız’ diye kendimizi kandırmayalım. Afetten korunma önerileri yassı kadayıf olacak binalar için değildir. Ondan sonra eşyaları sabitlemeli, aile ve işyeri afet planı hazırlamalı, binamıza sigorta yaptırmalıyız.
Deprem anında?
‘Çök-kapan-tutun’u uygulamayı ve sarsıntı bitine kadar olduğumuz yerde durmayı reflekse dönüştürmeliyiz. Sarsıntı bitince kendimizi ve etrafımızdakileri kontrol edip yaralılara ilkyardım yapmamız lazım. Hiç kimse karşı veya yan odadakini kontrol etmeden tahliye olmamalı. Zor da olsa insanlar birbirine yardım etmeli. Basit bir ilkyardım bilgisiyle sevdiklerinizin hayata tutunmasını sağlayabilirsiniz.

Pandemi sürerken ya büyük bir deprem olursa


Cereyan, koronavirüs havuzunu engelleyebilir
Sistem değişmedi ama deprem çantası değişti mi?
Yanınızda taşıdığınız çantada üç günlük reçeteli ilacınız, ıslak mendil, sargı bezi, küçük bir fener, düdük, yara bandı ve kuruyemiş olabilir; bundan sonra mutlaka bir paket de toz maskesi ve cerrahi maske! Adına ‘afet çantası’ diyebileceğimiz çanta, barınma merkezine gitmek zorunda kalırsak diye terlik, mat, kuru şampuan, battaniye içermelidir ve yine birkaç paket maske...
Deprem sadece gündüz ve yazın olmuyor. Keza Bingöl’de hava soğuktu. Böyle zamanlarda kapalı toplanma alanlarında nelere dikkat edilmeli?
Soğuk, enkaz altındakiler ve barınma ihtiyacı duyanlar için hipotermi tehlikesi oluştursa da deprem olması için en kötü zaman yazın, haftanın ve günün ortasıdır. Sıcak mevsimde çalışmak çok zor, her şey çok çabuk bozulur ve kimin, nerede olduğu daha az bilinir.
Kapalı alanda uzun süre geçirmek zorunda kalan biri ne tür önlemler alabilir?
Maske takmak ve hijyen kurallarına uymak; bununla beraber hava şartları uygunsa tüm pencere ve camların açılmasında fayda vardır. Böyle bir duruma, “Cereyanda kaldık” şikâyetleriyle bizim insanımıza özgün bir dirençle karşılaşmak mümkün. Ama azıcık cereyan koronadan korunmak için iyidir; iç ortamda koronavirüsü havuzu oluşmasını kısmen de olsa engelleyebilir.
Hastaneler COVID-19 nedeniyle farklı bir sistemde çalışıyor. Bir de deprem felaketi yaşanması halinde öncelikler değişir mi?
En başından itibaren salgının kendisi değil, hastane kapasitesini yönetmeye çalıştık. Bu salgını bir afet kabul etmeyip Türkiye Afet Müdahale Planı’nı devreye sokmayarak yanlış yaptık ve planı denemek için de büyük bir fırsatı kaçırdık. Hastane kapasitesi gibi bir de afet yönetim kapasitemiz var. Deprem maalesef virüs gibi insanları taksit taksit ya da perakende etkilemez. Deprem peşin çalışır ve toptancıdır.
Hz. Nuh gemisini yağmur yağmadan inşa etmişti
Depremden sonra kurtarılan ve kurtaracak açısından hangi noktalara dikkat edilmeli?
Halkın sokak, site, kurum bazında ‘toplum afet gönüllüleri’ şeklinde örgütlenip eğitimlere tabi tutulması şart. Aksi takdirde eğitimsiz insanların can havliyle yapacakları çalışmalar hem kendilerine hem de kurtarmaya çalıştıkları insanlara zarar verebilir. Enkaza müdahale eden ekiplerle ve binalar yıkıldıktan sonra kurulan çadır sayısıyla övünülmez. Bunlar aslında oranın afete ne kadar hazır olmadığının bir göstergesi. Hz. Nuh’un, gemisini yağmur yağmadan inşa ettiğini unutmamalıyız.
Pandemi sürerken ya büyük bir deprem olursa


Allah’a güvenmeliyiz ama devemizi de bağlamamız lazım
İnsanlar depremden çok korkmasına rağmen önlem almakta pek hevesli değil. Siz de Twitter hesabınızdan, “Burada 130 bin takipçim var ama bu depremden korunma elkitabım Kitapyurdu’nda sadece 169 adet satılmış. Kitap
9 lira. Ya takipçilerim çok fakir, ya her şeyi biliyorlar ya da çok duyarsızlar” yazdınız. Nedir halkımızı bu kadar rahat kılan?
Anketler depreme hazırlık konusunda okumuş-okumamış ve fakir-zengin arasında önemli bir fark olmadığını gösteriyor. Bu konunun köküne inmeleri için sosyologları göreve çağırıyorum. Bilmek yetmiyor, yapmak, daha doğrusu yapabilmek lazım. Bir-iki saatlik sunumlarla insanları bilgilendirmek yetmez. Onları bazı becerilerle donatmak, harekete geçirmek ve toplum afet gönüllüsü olarak katılımcı yapmamız şart.
Kitabınızı anlatır mısınız bize?
‘Deprem Affetmez: Depremden Korunma El Kitabı’ adı üstünde bir el kitabı. Japonya’daki örneklere dayanarak depreme nerede yakalanırsanız neler yapmanız gerektiğini madde madde anlatmaya çalıştım. Her tatbikat afet anındaki paniği yüzde 50 azaltıyor ama maalesef biz öğrenme ve tatbikat özürlüyüz… Allah’a güvenmeliyiz ama devemizi de bağlamamız lazım. Bu hadisin yarısını bir türlü uygulamıyoruz.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle