‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’

Güncelleme Tarihi:

‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 02, 2026 07:00

Edebiyat eleştirmeni Asuman Kafaoğlu-Büke’nin yeni kitabı ‘Antikçağda Kadın Olmak’ raflarda yerini aldı. Yazar mitolojinin kadın kahramanlarını yeni bir gözle ve etiketlerinden arındırarak anlatan kitabı için “Onların hikâyelerine bugünden dönüp bakmak istedim” diyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Medea, Penelope, Helen, Venüs ve daha nicesi... Hikâyeleri yüzyıllar boyunca erkekler tarafından yazıldı, onların gözünden anlatıldı. Asuman Kafaoğlu-Büke ‘Antikçağda Kadın Olmak’ kitabında bu anlatıları edebi ve dini metinlerle resimler üzerinden yeniden yorumluyor. Ataerkil uygarlıkların kadınlara yüklediği etiketleri bir bir söküp atıyor, kadın kahramanlara bambaşka bir gerçeklik kazandırıyor.

Bu kitabı yazmaya sizi teşvik eden şey neydi?

Antikçağlardan beri anlatılan, resmedilen, destanlara konu olan kadın kahramanları yeni bir gözle görmek ve onların hikâyelerine bugünden dönüp bakmak istedim.

Bu hikâyeleri araştırırken sizi en çok şaşırtan ne oldu?

Aslında şaşırmadım! Bazı ülkelerde hâlâ kadınların yüksek eğitim almasının yasaklandığı bir dünyada yaşıyoruz, asıl inanılmaz olan bu. Binlerce yıl öncesinden gelen ataerkil gelenekler yüzünden hâlâ dünyanın her köşesinde farklı derecelerde kısıtlanan kız çocuklarını ve kadınları görüyoruz. Bu bakış kitabın arka planında ama ben bu kadın kahramanların, tanrıçaların, perilerin, büyücülerin, köle kadınların şiirsel hikâyelerini büyüleyici bulduğum için anlatmak istedim.

Haberin Devamı

Karakterler arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi?

Kitapta ele aldığım bütün kadınları bir yönüyle etkileyici buldum. Bazıları hakkında fikrim değişti. Örneğin Penelope’yi biraz mızmız, sürekli ağlayan, kocası ya da başında bir erkek olmadan kendini kaybolmuş hisseden bir kadın gibi okumuşum yıllar önce. Arkadaşım Ayşe Lebriz Berkem’le hazırladığımız podcast’ler ve kitabın yazılım sürecinde çok farklı çevirilerden yeniden ‘Odysseia’yı okuyunca, güçlü, dirençli, sadık ama aynı zamanda zeki ve kurnaz da olabilen bir Penelope buldum.

Mitolojide neden ‘sıradan’ kadınlara pek yer yok?

Aslında aşkları, korkularıyla onlar sıradan kadınlardan farklı değiller. Bizlerin kurgulaştırılmış hali. Bir öykünün kahramanı olduğunuzda idealize edilmek beraberinde geliyor belki de.

Sizce en fazla yanlış anlaşılan karakter kim?

Kendisi mitolojik bir kahraman değil ama Havva’nın hikâyesinin yanlış anlatıldığını düşündüm. O ya sinsi bir kadındır, kocasını manipüle eden ya da Şeytan’ın sözüne kanacak kadar aptaldır. Fakat hikâyesine baktığımızda onun bilgelik ağacından meyve yediğini, bu sayede insanlığın iyiyle kötü arasındaki farkı anlayabildiğini görüyoruz. Bunu kocasına teklif de ediyor. Sonuçta Cennet’ten kovuluyorlar ama eğer özgür iradeye sahip olmamızı ona borçluysak, çok güzel bir şey yapmış diye düşünüyorum.

Haberin Devamı

Mitolojik kadın karakterler bugün yaşasaydı hangisinin hikâyesi farklı gelişirdi?

Gerçeküstü öğeleri bir kenara atarsak, aslında çoğunun hikâyesi aynı kalırdı. Bugün de Antigone gibi haksız yere yargılanan insanlar var; Medea, Dido ve Ariadne gibi sevdikleri erkek tarafından aldatılan bir dolu kadın var. Helen gibi erkeklerin elde etmek için kavgaya tutuştukları ve sahiplendikleri kadınlar var. Ve Daphne gibi tecavüze uğrayanlar... Belki bu da şunu gösteriyor: Antik destanlar insanın özüne dair hikâyeler anlatmış her zaman. Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır.

‘Azize-Metres’ ikiliği

Mitolojide kadınlara yüklenen roller ve önyargılar bugün hâlâ etkisini sürdürüyor mu?

Haberin Devamı

Antikçağ anlatıları sürekli yeniden üretiliyor; destanlar sinemaya uyarlanıyor, mitolojik kadın karakterler her dönemin bakış açısıyla yeniden yorumlanıyor. Ancak bu anlatılar yalnızca ticari bir malzeme olarak kullanılmıyor, aynı zamanda toplumun kadınlara bakışını da beslemeye devam ediyor. Sigmund Freud’un sözünü ettiği ‘Azize-Metres’ ikiliği bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Kadınları ya yücelten ya da değersizleştiren bu bakış açısı, antikçağdan günümüze kadar uzanarak bugün hâlâ televizyon dizilerinde, reklamlarda ve popüler kültürde karşımıza çıkıyor.

Kitaptan...

‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’

Cassandra’nın acı hikâyesi

Haberin Devamı

“Cassandra; kaçırılmış, tecavüze uğramış, Tanrı Apollon’u reddettiği için lanetlenmiş ve Truva kenti savaşta yenilince esir olarak bir erkeğe verilmiş bir kadındır. Farklı destanlarda ve tragedyalarda öngörü gücü ve acı hikâyesi yer alır. Cassandra’nın uğradığı şiddet plastik sanatlarda da sıkça işlenmiş bir temadır. En bilinen örneklerden biri Solomon Joseph Solomon’un ‘Ajax ve Cassandra’ adlı tablosudur. Bu tür eserler Cassandra’yı yalnızca kehanet sahibi bir figür olarak değil, aynı zamanda susturulmuş ve trajik bir beden olarak sanat tarihinin merkezine yerleştirir.”

‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’

(‘Ajax ve Cassandra’, Solomon Joseph Solomon)

Haberin Devamı

Kırmızının baştan çıkarıcılığı

“Tiziano Vecellio, Salome’yi idealize edilmiş bir güzellikle betimlemiştir. Yanında duran hizmetkâr ona hayranlıkla bakmaktadır. Arka planda, bulutların üzerine belli belirsiz bir Küpid oturduğu için Salome’nin ölümcül aşkına dikkat çektiğini düşünebiliriz. Salome’nin başı dönüktür ama Yahya’nın kesik başına kaçamak bir bakış atar. Genelde kırmızı giysilerle betimlenir, Tiziano da baştan çıkarıcı bir kırmızı giydirmiştir ona.” (‘Vaftizci Yahya’nın Başı ile Salome’, Tiziano Vecellio)

‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’
‘Antikçağda Kadın Olmak’ Kafka Kitap etiketiyle raflarda.

Ölümcül saplantı

“Salome anlatılarında ölümcül saplantı teması belirgin biçimde öne çıkar. Aslında bir tiranın ölüm emri vermesi, kendisine karşı gelenleri idam ettirmesi hem kurguda hem de tarihte sıkça karşılaştığımız bir durumdur; ancak ölüm, kesik bir başla gümüş tepside sunularak somutlaştığında, o emirle yüzleşmesi gerekir insanın. Salome’nin hikâyesinde belki de en can alıcı nokta ölümün en kanlı halde sunulmuş olmasıdır. Ölümün tüm çıplaklığı ve dehşetiyle işlenmesi, bir kadın olarak Salome’yi ‘kötülük’ hikâyesinin kahramanı kılmaktan öte, bütün bu anlatıların dinleyici olarak bizleri şiddetin rahatsız edici gerçeğiyle baş başa bırakır.”

‘Özümüzdeki kötülükler, korkular, aşk ve cesaret değişmemiş bin yıldır’

(‘Vaftizci Yahya’nın Başıyla Salome’, Caravaggio)

BAKMADAN GEÇME!