Güncelleme Tarihi:
Gerçekten ekranda göründüğü kadar yakışıklı. İnsanı rahatlatan, aynı zamanda seksi de tınlayan bir ses tonu var. Şimdiye kadar hep iyi işlerde, seçerek rol aldı. Zaten oyunculuk en büyük derdi. “Bir ceketi tanıtmak için bir yerlere gitmeyi düşünmüyorum. Çünkü oyuncuyum, kamera önünde olmaya alışığım” diyor.
◊ Dışarıdan bakıyorum; ağırbaşlı, soğukkanlı, söz yazan, resim yapan, başarılı oyuncu biri var... Her şey mükemmellik derecesinde, sinir bozucu...
Tam bir seri katili anlatıyorsun, biliyor musun (gülüyor)? Güzel bir madalyon aslında anlattığın.
◊ Ama öyle duruyor...
Joker gibi sokağa çıkıp insanın sosyopat taraflarını mı göstermesi gerekiyor? Hayır. Hayat değerli ve kimse kimsenin hudutlarına o kadar giremez, bazen hırslanıyor muyuz, işte o anda kendimizi durduracağız. Ne yapayım, durdurmazsak dünya kötü bir yer oluyor.
◊ Biraz defolarını anlat da rahatlat bizi...
Bir konuya gerçekten kafayı takarsam yandın, iki gün boyunca onu konuşurum. Sırf takıldığım için kahvaltımı huzursuzlaştırabilirim. Hatta bazen sinirimden yemek yemiyorum.
◊ 40 yaşla birlikte nasıl değişimler içindesin?
Dinginleştim. Normalde bir gün boyunca kızıp düşünebileceğim bir konuyu bir saat içerisinde çok rahat atlatabiliyorum.
◊ Sen kızabiliyor musun ki?
Kızıyorum tabii, neden kızmayayım?
◊ Çok kibarsın, sakin bir ses tonun var. Bana hiç kızmazmışsın gibi geliyor...
Dertleri olan bir insanın kızgınlıkları da vardır. Benim de var ama eskiye göre daha az. Belki de sebebi yaş almak ve biyolojik bir şey. Bunun dışında hayatta hep kendimle vakit geçirebilen biriydim, şu an geçirdiğim vaktin aslında bana ne kadar faydası olduğunu hissettiğim bir dönemdeyim.
◊ Hayatta neyin peşindesin?
Kendi versiyonumun en iyisi olmanın peşindeyim. Söylerken güzel bir kalıp ama bedavadan da olacak değil çünkü yolda seni 10 adım geri götürecek çok şeyle karşılaşacaksın. İstediğim gibi gitmediğinde ben o noktada kendime küçük bir tokat atıp ‘Yarın en iyisi ol ve bugün olduğun yerde yarını hayal et’ diyorum.
‘ARKADAŞIM 11 YERİNDEN BIÇAKLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ’
◊ Belçim Bilgin’le başrolleri paylaştığınız ‘Bağlantı Hatası’ sonbaharda vizyona girecek. Film akran zorbalığını anlatıyor. Sen hiç okul yıllarında akran zorbalığına maruz kaldın mı?
Hem zorbalık yaptım, hem zorbalığa maruz kaldım.
◊ Neden zorbalık yaptın?
Zorbalanmamak için zorbalarla arkadaş oldum. Dolayısıyla ben de bir zorba oldum. Yani ne zorbalık yaptım? Birine tekme mi attım? Öyle bir şey değil. Çocukken zorbalanmamak için zorbalarla arkadaş olmak güçlü olmak demekti. Neden onlarla arkadaş olmak istedim; çünkü ben de zorbalığa uğradım.
◊ Hangi konuda zorbalığa uğradın?
“Senin gözün mavi” ya da “Uzun boylu, uyuz oluyoruz, uzaktan taş atalım” gibi şeyler. Kimse istemez ki evine gidiyorken birilerinin ona taş atmasını. Bunları geçersek, Ahmet Minguzzi’nin yaşadığı olay... Üniversitedeki ev arkadaşım da bıçaklanarak öldürüldü, 11 yerinden. Kendi ellerimle defnettim. O günden bugüne sosyolojik olarak hiçbir şey değişmedi. İnsanların, çocukların sokakta rahat olduklarını düşünmüyorum. İnsanın antropolojik olarak da zorba olup olmadığını düşünmeye başladım. Aslında biz binlerce yıldır zorbayız. Birçok canlı türü yok olurken biz günümüze kadar gelmişiz. Olaya biraz daha genişten bakıp şunu düşünmeye başladım galiba, biz zorbayız.
◊ Arkadaşın tanımadığı insanlar tarafından mı bıçaklandı?
Evet. Ben MOBESE kamerası görüntülerini izledim, iki şapkalı çocuk önünü kesiyor, biri iki elini birden tutuyor, diğeri bıçağı saplamaya başlıyor. 7 farklı bölgeye, 11 farklı bıçak yarası. Üniversitedeki ev arkadaşımdı, 5 yıl aynı evde yaşamıştık. Onun çok yetenekli bir inşaat mühendisi olduğunu, çok iyi gitar çaldığını biliyorum. Bu sosyolojik zorba dengesi bir insanı daha aldı. Şunu demeye çalışıyorum; ucu bize dokununca mı anca canımız yanacak arkadaşlar?
‘BEBEK, KURUÇEŞME, EMİRGÂN’I ÇOK BİLMEM; YAKALADIN MI BENİ HİÇ ORALARDA?’
◊ Kimi yalnızken çoğalır, kimi çoğunlukla... Sen?
Ben çoğunluğun içinde hiç çoğalamıyorum. Değer verdiğim insanlar varsa onlarla sohbet etmek, onların fikirlerini dinlemek hoşuma gidiyor ama sadece yoğurdun kaymağından konuşuyorsak eve gitmem gerekiyor gibi hissediyorum. Çünkü şöyle düşün: Deve yoğurdu taşırken o yoğurdun mayalandığı bir an var, herkes sadece yoğurdu soruyor ama deveden kimsenin haberi yok.
◊ Senin yaptığın iş biraz da sosyallik, magazine yakalanma gibi şeyler gerektiriyor...
Yakaladın mı beni hiç Kuruçeşme’de? Karşılaştık mı?
◊ Yok... Hiç diyor musun “Ben de kariyerim için acaba oralarda olsa mıydım?”
Asla demiyorum. Ancak şu var, bu sistem artık bir tek sete çıkıp hikâyeyi canlandıran bir organizma değil, kollara ayrılmış durumda. Tanıtım aşaması, ticari anlaşma aşaması, sözleşme aşaması ve set aşaması var... Bunlara ve kendi içinde yarattıkları öğretiye saygı duyuyorum. Ama ben oyunculuk yapmaya başladığımda bu böyle değildi.
◊ Sen ünlü olduğunda sosyal medya bu kadar yoktu. Şimdi 20’li yaşlarında olsan, oyunculuğa başlamak ister miydin? Yoksa “Şartlar değişti, bana uymaz” mı derdin?
Bir karakteri canlandırıyorsun, bir konsantrasyonun var, vaktini harcıyorsun, hiç sıkılmıyorum, bir daha olsa yine oyunculuk yaparım. Çünkü ben işin bahsettiğimiz diğer taraflarıyla ilgilenmiyorum ve yine ilgilenmezdim, mesela “Bilmem ne markasıyla, bilmem nereye gitmek ister misin” dediklerinde gitmiyorum. Bir film çektiysek ve hep beraber izleyeceksek gidebiliriz ama bir ceketi tanıtmak için bir yerlere gitmeyi düşünmüyorum. Çünkü oyuncuyum, kamera önünde olmaya alışığım. Bebek, Kuruçeşme, Emirgân’ı çok bilmiyorum. Hangi dergiye kapak olmak için kiminle iyi geçinmen lazım, bilmiyorum. Sonuç itibariyle bunları yapmayıp evdeysem de, mutsuz değilim. Hangimiz, ne ürün çıkarmışız bu zaman zarfında dünya için? Hangisini vapur dumanı gibi üflesen yok olur, hangisini üflesen yok olmaz, bunları tartışabiliriz.
‘GERÇEK OLMAYAN BİR ŞEYİ HAYATIMDA İSTEMİYORUM’
◊ Yine birbirinden iddialı işlerin var. Yeni bir şarkı çıkardın, bu sezon bir sinema filmin ve dizin olacak, bir de dijital için projen var. Biz şarkın ‘Yorgun Da’ ile başlayalım...
Aslında şarkıyı korona zamanı yaptım. Kayıt alınmış halini de seninle paylaşmıştım.
◊ Evet, ilk dinlediğimden beri favorimdi ama şarkıyı yayımlaman biraz uzun sürmedi mi?
Bazı şeylerin doğru zamanı var. Kendi kendine bir yol buluyor ve ilerliyor. ‘Yorgun Da’ öyle oldu. O dönemde üzerimde biraz yorgun, birbirine gülmeyi unutmuş bir toplumun hissiyatı vardı, ona dair bir şarkı oldu.
◊ Şarkıdaki gibi ruhsal olarak yorgun, ‘kir-pas içinde’ hissettiğin oluyor mu?
Mutlaka. Zaten hayatta uğradığımız birçok manipülasyon bizi kir ve pas içerisinde bırakıyor. Ne kadar arınabiliyorum noktasında belki şarkıdaki gibi cümleler çıkabiliyor
ya da onları düşünmeye başlıyorsun. Hayat çok pirüpak, herkesin dünyayı bulmak istediği gibi bıraktığı bir şekilde yaşanmıyor.
◊ Oyuncu olarak tanındın. Oyunculukta popüler olunca müzik de yaptığını düşünenler olabilir ama hayatında müzik hep vardı, değil mi?
Evet ama bu dediğin düşünce biraz sistematik ve insanı manipüle etmeye yönelik. Bugüne kadar yayımladığım hiçbir şarkımda sahte tıklanma almadım ya da biri benim reklamımı yapsın diye cebimden bir şey harcamadım. Kendi stüdyomda üretiyor, insanlara sunuyorum. Ve organik tepkileri alıyorum. Ben nereden mutlu oluyorum? Organik rakamların ne olduğunu az çok akıllı insanlar biliyor. Sevdiğim bir Türk müzisyene baktığımda, mesela Yasemin Mori, altı yıl önce koyduğu videonun kaç kez izlendiğini gördüğümde ve onunla aynı sayıda olduğumu görünce kendimi mutlu hissediyorum. Ama neden 50 milyon dinlenmedi dediğimde, gerçek olmayan bir şeyi zaten hayatımda istemiyorum. Bu oyunculuk içinde geçerli, 10 yıl algoritmayı saptırmak için uğraşsan algoritmayı çok hızlı saptıran biri olabilirsin ama çok iyi bir oyuncu olamazsın. Ya da çok iyi gitar çalmaya başlayamazsın. Neyle uğraşırsan o olursun.
◊ Yeni sezonda başka neler olacak?
‘Aynadaki Yabancı’ dizisi başlayacak. Bu defa kötü bir karakteri oynayacağım. Ama saf kötü değil. Bir de YouTube projesi var. 12 bölüm çektik. 8 konuk aldık, 20 şarkı söyledik, 12’si benim. Konuklar oyuncu, niyetimiz müthiş müzikal bir şey sunmaktan ziyade eğlenerek bir şeyler yapmak.


