‘O sahnede sadece müzik yapmakla kalmadık, hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir rüya yaşadık’

Güncelleme Tarihi:

‘O sahnede sadece müzik yapmakla kalmadık, hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir rüya yaşadık’
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 27, 2025 07:00

Cazın efsanelerinin yıllardır unutulmaz performanslar sergilediği Montrö Caz Festivali sahnesinde bu kez Anadolu’nun sesleri yükseldi. Müziğinde folk rock ve Anadolu’nun izlerini taşıyan Telli Davul izleyicilere kültürlerarası bir buluşma yaşattı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Dünyanın en prestijli müzik etkinliklerinden biri olan Montrö Caz Festivali 1967’den bu yana düzenleniyor. Ella Fitzgerald, Nina Simone, Aretha Franklin, Miles Davis ve Pink Floyd gibi efsaneleri ağırlayan festival, cazla sınırlı kalmayıp rock’tan funk’a, elektronikten soul’a uzanan geniş bir yelpazede müzisyenlere ev sahipliği yapıyor. İsviçre’nin Montrö kentinde, Geneva Gölü kıyısında gerçekleşen bu özel etkinlikte bu yıl sahneye Türkiye’den Telli Davul çıktı. 2021 yılında kurulan, 1970’lerin folk rock ve Anadolu pop izlerini taşıyan müziklerini disko, saykedelik ve caz dokunuşlarıyla harmanlayan grup, dinleyicileri geçmişle bugünü buluşturan etkileyici bir yolculuğa çıkardı. Altın Gün’ün ardından Anadolu folk rock müziğinin bayrağını günümüzde başarıyla taşıyan Telli Davul’un adını belli ki çok duyacağız. Özer Ateş, Gamze Yılmazel, Maya Muz ve Muaz Ceyhan’dan oluşan Telli Davul grup üyeleri sorularımızı yanıtladı.

Haberin Devamı

Yollarınız nasıl kesişti, bu projeye girerken aklınızda ne vardı?

Özer Ateş: Telli Davul yıllardır zihnimde şekillenen ve üzerinde çalıştığım bir projeydi. Çocukluğumdan beri hayranlıkla dinlediğim Anadolu saykedelik pop rock eserleri ve bu alandaki öncü sanatçılar, bu projeyi hayata geçirmemde en büyük ilham kaynağım oldu. Grup üyeleri farklı müzikal geçmişlere sahip, kendi alanlarında üretim yapan değerli arkadaşlarım. Farklılıklarımızdan doğan ortak dil, projeyi besledi. Grubun temeli, benim rock ve funk tabanlı basgitar yaklaşımlarımla, Muaz Ceyhan’ın yaylı tambur ve çağlamayla getirdiği geleneksel motiflerin birleşimine dayanıyor. Ardından caz piyanisti Maya Muz’un 70’ler, 80’ler esintili dokunuşları ve Gamze Yılmazel’in davul-perküsyondaki özgün tarzı da eklenince, hedeflediğimiz dönemsel ve ritmik zenginliğe ulaştık.

Montrö Caz Festivali gibi bir sahnede olmak ne hissettirdi?

Gamze Yılmazel: Dünyanın en prestijli ve köklü müzik festivallerinden Montrö Caz Festivali’ne davet edilmek, müzikal yolculuğumuz için tarif edilemez bir deneyim oldu. Dünya müziğinin yıldızlarının sahne aldığı bu festivalde olmak bizim için büyük bir gurur ve onurdu. O sahnede sadece müzik yapmakla kalmadık, kültürümüzü, tarihimizi temsil ettik ve hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir rüya yaşadık.

Haberin Devamı

Orada sahnede olmak büyük bir başarı. Peki, Montrö Caz Festivali sizi nasıl keşfetti, yollarınız nasıl kesişti?

Maya Muz: Geçen yıl İstanbul Caz Festivali’nde sahne alma fırsatı bulduk. Bu gerçekten çok önemli ve heyecan verici bir deneyimdi. Festival direktörü sevgili Harun İzer’in bize referans olmasıyla, Montrö Caz Festivali yetkilileri bizimle iletişime geçti.

 

“BU ŞARKI NE ANLATIYOR?”

Yabancı dinleyiciler Anadolu motiflerine nasıl tepkiler veriyor?

Muaz Ceyhan: Genellikle büyük bir hayranlık ve merakla yaklaşıyorlar. Bizim müziğimizin hem melodik hem ritmik zenginliği, yabancı dinleyicilere oldukça farklı ve çekici geliyor. İlginç olan şu ki, yabancı dinleyiciler yalnızca müziğe değil, sözlerin anlamına ve arkasındaki kültürel derinliğe de büyük bir merak duyuyor. Bazen konserlerde yabancı dinleyicilerin Türk dinleyicilere sıkça “Bu şarkı ne anlatıyor” diye sorduklarını duyuyoruz. Bu da aslında müziğin dil ve kültür sınırlarını aşan evrensel bir iletişim aracı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Anadolu motifleriyse bu bağlamda dinleyiciler üzerinde gerçekten büyüleyici bir etki bırakıyor.

Haberin Devamı

Geleneksel Anadolu folk müziğinin bugün bu kadar ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?

Muaz Ceyhan: Geleneksel Anadolu folk müziği aslında 60’lı ve 70’li yıllardan bu yana ilgi gören, evrensel dile sahip, zengin bir müzik geleneği. Ancak 90’larla birlikte dijital çağın başlaması ve analog kayıt teknolojilerinin yerini dijital seslere bırakmasıyla, bu müzikten bir kopuş yaşandı. İnsanlar giderek daha yapay tınılara maruz kaldı ve bu da Anadolu müziğinin sıcak, doğal ve içten seslerinden uzaklaşılmasına neden oldu. Bu geleneği canlandırmak, onu bugünün müzikal diliyle buluşturmak istedik. Dilimizin melodik yapısı, enstrümanlarımızın özgün tınıları ve sözlerdeki evrensel temalar; aşk, hüzün, umut, özlem dünyanın dört bir yanındaki dinleyicilere dokunabiliyor. Dijital çağın yapaylığı içinde kaybolan duyguların izini bu müzikte bulan dinleyici, geçmişle Anadolu müziği aracılığıyla yeniden bağ kuruyor.

Haberin Devamı

Türkiye’den Avrupa turnesine uzanan bu yolculuk size nasıl bir dönüşüm yaşattı? Sahneye ve izleyiciye bakışınızda neler değişti?

Gamze Yılmazel: Anadolu’nun toprak kokan ezgilerinin, çok uzak diyarlarda da insanların kalbine dokunabildiğini görmek tarifsiz bir duygu. Türkiye’de sahne alırken de yabancı izleyicilerimiz oluyordu ama Avrupa turnesinde bunu çok daha yoğun bir şekilde deneyimledik. Elbette kendi insanımız bu müziği tanıyor, eşlik ediyor. Ama bir Hollandalının, bir Perulunun ya da bir İsviçrelinin müziğimizi ilgiyle dinlemesi, kendi kültürlerinden gelen hareketlerle, bambaşka dans figürleriyle eşlik etmesi bizi hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Bu süreç sahneye ve izleyiciye bakışımıza yeni bir yön verdi. Artık sadece müzik icra etmiyoruz; kültürlerin buluşmasına tanıklık ediyoruz. Müziğin dili yok ama duygusu evrensel, bunu bire bir yaşadık.

Haberin Devamı

Telli Davul’un gelecek planlarında neler var? 

Maya Muz: Bizim için çok değerli ve idolümüz olan gruplardan Moğollar’ın ‘Toprak Ana’ isimli eserini yeniden yorumladık. Bu özel kaydı, ‘Moğollar’a Saygı’ projesi kapsamında önümüzdeki ay yayımlayacağız. Yakın zamanda iki konserimiz olacak, 30 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta, Kolombiyalı grup Balthvs’dan önce sahne alacağız. 8 Ağustos’taysa Sinop’ta Pikfest adlı festivalde olacağız. Kış sezonuyla yeniden Avrupa yolundayız. Görüşmelerimiz sürüyor.

‘O sahnede sadece müzik yapmakla kalmadık, hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bir rüya yaşadık’

 

“ORKESTRANIN TELLİ DAVULU DERLER BUNA”

- Grubun adının Telli Davul olmasına nasıl karar verdiniz, ardında sizin için özel bir anlam var mı?

Özer Ateş: Benim akrabalarımda müzisyen çok olduğu için çocukluğumda İstanbul’un kalabalık orkestralarını izlemek en büyük şansımdı. Sahneye iyice yaklaşır, sadece basgitarı dinlerdim. Bir gün yine böyle bir orkestrayı izlerken, bas çalan abilerden birine “Bu basgitar nasıl bir enstrüman? Tam olarak görevi nedir” diye sordum. O da hiç unutmam, gülümseyerek “Orkestranın telli davulu derler buna” demişti. Bu söz çocuk aklımda yer etti ve yıllar sonra bu projeye ismini vermeme neden oldu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!