‘O kadar da pamuk değilim’

Güncelleme Tarihi:

‘O kadar da pamuk değilim’
Oluşturulma Tarihi: Mart 02, 2025 07:00

Henüz 16 yaşındayken tanındı, kısa sürede hem yeteneği hem güzelliğiyle ilgi çekti. Ama şöhretten çok, mesleğinin bir ifade biçimi olmasından etkilendiğini söylüyor. Durmadı, üretti, “Burada olmayı sevdim, ona göre çalıştım” diyor. Bir süre önce mekân sahibi ve yönetmen Umut Evirgen’le evlendi, ilişkileri hep magazin gündemindeydi. Alina Boz’la buluşuyoruz; oyunculuğu, yeni işlerini, evliliğini, hayatını konuşuyoruz: “En çok karşılaştığım yorum ‘Biz seni soğuk sanıyorduk, ne kadar içten ve samimiymişsin’ oluyor.”

Haberin Devamı

Onu ilk işinden beri tanıyorum. Yaş alıp mesleğinde deneyim sahibi oldukça ismi de büyüdü ama Alina Boz değişmeden kalanlardan oldu. Zarif ve sakin bir duruşu var. Düzgün yüz hatları ve çarpıcı bakışlarıyla etkileyici ve saf bir güzelliğe sahip. Onunla geçmişten bugüne konuşmaya başlıyoruz...

Yaşına göre (26) sakin bir duruşun var. Bu gerçek mizacın mı?

Gerçek tabii. Kamera karşısında olduğum zamanlar dışında rol yapmam. Olmak istemediğim bir yerde mutlu görünmeye çalışsam hemen anlarsın. Yüzüm başka bir şekil alır. Bu bana annem ve babamdan geçen bir özellik.

Beyaz tenli, renkli gözlü olduğun için biraz soğuk gibi de algılanıyor musun?

Anneanne ve dededen gelen Sovyetler duruşundandır o (gülüyor). Çocukluğumdan beri ilk karşılaştığım yorum “Biz seni soğuk sanıyorduk, ne kadar içten ve samimiymişsin” oluyor. Arkadaş ortamında masaların üstünde eğlenen kişi değil, kenarda “Bir ihtiyacın var mı” diyen kişiyim genelde. Arada bir “Haydi coşalım” desem bile bu duygu bir gün sürüyor. O sebeple kendimi daha iyi tanıdım, artık evde filmlerim ve kitaplarım benim en büyük eğlencem.

Haberin Devamı

Dışarıdan çok düzgün görünüyorsun. Defoların neler?

O kadar da pamuk değilim. Sinirlendiğimde yüzüme yansır. Saklayamam. Sonradan üzülsem bile o an kendimi kontrol edemeyerek duygularımı dışa vurabilirim.

Kendinde bir şeyi değiştirecek olsan bu ne olurdu?

Değiştirmek çok romantik geliyor bana. Bir bilgisayar oyunu karakterinin saç rengini değiştirmek gibi... O sebeple kendimde bir şeyleri değiştirmekten ziyade kendime bir şeyler katmaya çalışıyorum.

Geçen sene Umut Evirgen’le evlendiniz. Nasıl tanışmıştınız?

Umut bir film yazmış, bana onun için ulaşmıştı. Daha önceden merhabamız vardı. O filmde benim başka projelerim olduğu için rol alamadım. Ardından yıllar sonra yeniden bir yerde karşılaştık.

Neydi seni çarpan?

Ne istediğini bilmesi, kendinden emin duruşu, sohbeti, özgüveni beni etkileyen yönlerinden bazıları. Ortak ilgi alanları ve zevkler de insana ‘doğru yerdeyim’ dedirtiyor.

İnsan karşısındakinin evlenilecek kişi olduğunu nasıl anlar?

Haberin Devamı

Aramızda söze dökülmesi zor duygusal bir bağ oluştu. Biz o kadar akıştaydık ki; Umut bana plansız, hesapsız, kendiliğinden gelişen, hayatın  güzel bir sürprizi gibi. Zaten hep “Evleneceğiz, haberin olsun” derdi. O yüzden evlenme aşaması normal geldi.

Umut, yeme-içme mekânlarıyla eğlence sektöründe önemli yere sahip ve yönetmen aynı zamanda. Evde neler oluyor?

Çokyönlü bir dünyamız var. Ben Bilgi Üniversitesi’nde sinema ve televizyon okuyorum, izlemem gereken filmler oluyor. Umut’u zorla oturtup “Şimdi bunu izliyoruz” diyorum. Yeni bir kısa film çektim, kamera arkasında bana yardımcı oldu. Senaryo yazarken de ben ona destek oluyorum.

Evlilik hayatını nasıl etkiledi?

Haberin Devamı

Bunlar değişti dediğimiz bir şey hissetmedik. Belki düğünden sonra birlikte gezecek, birbirimize zaman ayıracak çok vaktimiz oldu. Şimdi ben setlerdeyim, o bir film yazıyor. Bir mekânını yeniledi, tekrar açtı.

Umut’la aşkın hangi halini yaşıyorsunuz?

Birbirini büyüten ve yeni keşifler yapan, ilham verici bir yol arkadaşlığı diyebilirim.

Evlendiğinden beri “Hamile mi” haberleri çıkıyor. Sıkılmadın mı bunlardan?

Evet, çok sıkıcı, bir yerden sonra takip etmiyorsun. Bir noktada tabii olur. O zaman bunu neden saklayalım ki!

‘O kadar da pamuk değilim’

‘MUTLU VE ŞANSLIYIM’

Yeni işlerin neler?

Bir kısa film yazıp yönettim. Aynı zamanda televizyonda yeni işim ‘Bir Zamanlar İstanbul’ devam ediyor. Keyifli ve çalışkan olduğum bir dönem.

Haberin Devamı

Evet, yeni işin bir 90’lar hikâyesi. Çevirmeli telefonlar, walkman’ler... Sen 98 doğumlusun. O yıllarda genç kız olmak ister miydin?

6 yaşıma kadar Rusya’daydım. Dizideki Seher karakterinin de sahip olduğu, o döneme ait eşyalarla büyüdüm. Televizyonla ilk karşılaşmam çok heyecanlıydı. Yanlış hatırlamıyorsam ilk izlediğim film ‘Titanik’ti.

Karakterin Seher gazetecilik okuyor, sen gazeteci olmak
ister miydin?

Ortaokuldan sonra girdiğim sınavda gazetecilik bölümünü kazandım, hoşuma da gitti. Sinema ve gazetecilik, ikisi de bir söz söylediğin, duyguyla da bağlantılı işler, bu alanları seviyorum. Tabii işler farklı ilerledi ve bir diziye başladım, bir yandan havacılık okuluna girdim.

Haberin Devamı

Havacılık mı okudun?

Evet, havacılık lisesine gittim.

Pilot mu olacaktın?

Öyle bir hayalim vardı. Bir diğer hayalim de psikoloji okumaktı. Ama oyunculuk ağır bastı.

Gazeteci olsan bugün kendine ne sorardın?

“Mutlu musun” diye sorardım?

O halde, mutlu musun?

Mutluyum. Bir yandan öğrencilik, bir yandan dizi, bir yandan seyahatler; mutlu ve şanslıyım.

‘O kadar da pamuk değilim’

‘EN BÜYÜK TUTKUM HEP SİNEMA’

Sinema ve televizyon bölümünde olduğunu söyledin. Bir kısa film yazdın ve çektin. Ne anlatıyor hikâyen?

Evet, ismi ‘Adako’. Feride Çiçekoğlu’ndan aldığım derste doğdu. Bize İstanbul hakkında bir kısa film çekmemizi söyledi. Film hakkında detay verip sürprizi bozmayayım, festivallere gidecek. İki hafta sürem vardı, tam öğrenci işi çalıştım.

Senin tanınma hikâyen tam sosyal medyanın patladığı döneme denk geldi.
En yanlış anlaşıldığın, linçlendiğin ve seni üzen olay neydi?

Aynı mekânda olduğum bir kişi, küfürlü bir şekilde şarkı söylüyor. Görüntüde ben olduğum için ben söylemişim gibi bir iftiraya maruz kaldım. Kaldı ki bana bakarak izleyen kişi benim söylemediğimi görür aslında. “Alina, küfür mü ettin” diye arayanlar oldu, benim mizacımda yoktur bu tarz davranışlar. Etrafımda duran insanlara ekstra dikkat etmem gerektiğini anladım. Tatsız bir deneyim oldu diyelim.

Sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla oyunculuk dışında farklı ilgi alanların var...

Evet, fırsat buldukça kayak yapıyorum, yazın da kitesurf. Seyahat etmeyi de çok seviyorum, yeni yerler görüp farklı kültürler tanımak beni hep heyecanlandırıyor. Ama en büyük tutkum hep sinema. Kamera önünde olmayı sevdiğim kadar, arkasında olmayı da merak ediyorum. Kendimi o alanda daha da geliştirmek istiyorum. Bir de
el sanatlarına ilgim var, özellikle maket yapmayı çok seviyorum.

‘Bir Dilek Tut Derneği’nin özel gecesinde ‘iyi niyet elçisi’ oldun. Neler yapacaksınız birlikte?

Sosyal sorumlulukta bir katkım olacaksa çocuklarla ilgili olsun istedim. ‘Bir Dilek Tut Derneği’ 25 yıllık köklü, global bir dernek. Onlarla uzun bir yolculuğa çıktık. Önümüzdeki aylarda birlikte pek çok organizasyonumuz olacak. Çocuklara bir nebze de olsa dokunabilmek beni mutlu ediyor.

‘O kadar da pamuk değilim’

‘ŞÖHRETİ SEVİP SEVMEDİĞİMİ SORGULAMADIM’

16 yaşından beri ekrandasın. Anne veya baban oyunculukla
 ilgileniyor muydu?

Babam turizm sektöründe, onunla bütün Tarihi Yarımada’yı gezdim, tekne turları yaptık. Eski İstanbul’u ondan öğrendim. Annem fotoğrafçı, aynı zamanda organizasyon şirketi var. Ben küçükken evde tiyatro kurardık ve bana oyunculuk yaptırırdı.

‘Paramparça’ dizisi başladığında 16 yaşındaydın. Şöhreti sevdin mi?

Şöhreti sevip sevmediğimi hiç sorgulamadım desem...

Neden?

Şöhretten çok, mesleğimin, bir ifade biçimi olmasını seviyorum. Etkilendiğin bir metinle anlaşıyorsun ve sonra bunu beyazperdede izlettiriyorsun, bu işin en keyifli tarafı da bu bana sorarsan.

En zor tarafı neydi?

Biz aslında televizyonda canlandırdığımız karakter değiliz. Bazen bunun ayrımını yapamıyor insanlar, onu anlatmak zor.

Geçen sene annenle sosyal medyada bir fotoğrafını paylaştın. Magazinde çok ilgi gördü. Sen annenle mi büyüdün?

Annem ve babamla büyüdüm. Şu an ayrılar ama bir araya geliyoruz.

“Rusya’dan 6 yaşımda geldim” dedin. Sen anne mi, yoksa baba tarafından mı Russun?

Çok karışık. Bir sonraki röportajın konusu bu olsun. Soyağacımız çok geniş.

‘O kadar da pamuk değilim’

‘GÜVENDE HİSSETMEDİĞİM ANLARI HATIRLIYORUM’

10 yaşından beri setlerdesin ve kaybolmayan isimlerdensin. Bunun sırrı nedir?

İstikrar zor. Bunun için işini, şöhretten ve paradan çok sevmen gerekiyor. Çocuk yaşta başlayıp oyunculuktan kopan birçok kişi var. Belki başka alanlardan daha çok keyif aldılar ve kaybolmak onların tercihiydi. Ben burada olmayı sevdim, ona göre çalıştım. Eskiden saat kuralları bu kadar katı değilken günde 20 saat çalışıyorduk. Buna katlanmak kolay değil.

O yaşlarda, setlerde psikolojik veya fiziksel baskılara maruz kaldığın oldu mu?

Setlerde hiçbir zaman el bebek gül bebek olmuyorsun. Zordu, şu an mesela çocuk oyunculara çok dikkat ediyorlar. Ailem benimle sete gelirdi ama o yıllarda sete aile gelmesine de pek iyi bakılmazdı. Mesela ben 14 yaşımdayken bazen gece kendim metrobüse binip eve dönüyordum. Üzüldüğümü, kendimi güvende hissetmediğimi hatırlıyorum. Bunlar beni büyütüp olgunlaştırdı. O yüzden yaşadığım zorluklara rağmen devam ettiğim için kendimi tebrik ediyorum.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!