GeriHürriyet Pazar Mutluluğu 12’den vurma formülleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mutluluğu 12’den vurma formülleri

Mutluluğu 12’den vurma formülleri

Kimi ‘ne ifrada ne tefride’ diyor, kimi bir şeyi atmadan önce onarmayı öğütlüyor. Temelde hepsi açgözlülüğe, israfa karşı çıkıp doğal ve süssüz yaşama teşvik ediyor. Hiçbiri o kadar da yabancımız değil; çoğunun karşılığını dinlerde ve geleneklerde bulmak mümkün. Batı dünyasının topluca ‘wellness’ dediği, içinde hem mutluluk ve iç huzur hem de sağlık ve kişisel gelişim barındıran kavrama ulaşmanın yolları giderek çeşitleniyor. Bildikleriniz, bilmedikleriniz, bilmeden bile yıllardır uyguladıklarınızla 12 ‘yeni yaşam formülü’nü bir araya getirdik.

EVDE OL, HUZUR BUL!
Hygge (Danimarka)
‘Hüügeh’ diye okunuyor.

Mutluluğu 12’den vurma formülleri


Türkçeye tam çevrilemeyen ama ‘sıcaklık ve rahatlık’ diye özetleyebileceğimiz bu tarz için dört belirleyici obje var: Bol mum, fincanda sıcak içecek, kalın yün çorap, battaniye. Ama felsefesi, bu manzaranın akla getirdiği gibi depresyon değil. İnsanın kendine bir huzur alanı açması, tercihen evde, sevdikleriyle sakin ve paylaşımcı zaman geçirmesi esas. ‘Hygge-Danimarkalıların Mutluluk Sırrı’nın (Pegasus Yayınları, çevirmen: Medina Azadoğlu) yazarı Meik Wiking’in bir de 10 maddelik manifestosu var: 1. Atmosfer (Işığı azaltın, mumları yakın). 2. Anda kalmak (Olduğunuz yere odaklanın, telefonu kapatın). 3. Keyif (Bir çay/kahve/çikolata alın). 4. Eşitlik (‘Ben’ değil ‘biz’ olun). 5. Şükretmek (Sağlık, arkadaşlar, bir sofrada oturmak; hayatın sunduklarına minnet duyun). 6. Uyum (Yarışta değiliz, övünmeyi bırakın). 7. Rahatlık (Hygge, konforu etrafına yaymak demektir; buna uyun). 8. Ateşkes (Gerginlik yaratacak konulara girmeyin). 9. Birliktelik (İlişki kurun, olanları derinleştirin). 10. Sığınak (‘Kabile’nizle kendinizi güvende hissedin)... Trendin İskoçya menşeli olanının adı ise ‘còsagach’ (‘kozagoh’ diye okunuyor). En belirleyici yanıysa bol bol Keltlerin milli deseni ekoseye yer verilmesi...

ÇABA HARCAMADAN SOSYALLEŞ!
Gemütlichkeit (Almanya)
‘Gemütlihkayt’ diye okunuyor.

Mutluluğu 12’den vurma formülleri


Bazı kaynaklarda ‘hygge’nin Alman versiyonu olarak tanımlanıyor. Kelime anlamı (sıcaklık, rahatlık; İngilizcedeki ‘cozy’nin karşılığı) olarak belki bu söylenebilir ama detaylara inince bir fark çıkıyor ortaya: Sosyallik. Elbette her ikisi de insanın sevdikleriyle bir arada olmasını önemsiyor. Ama hygge yalnız da yaşanabilirken, gemütlichkeit mutlaka insanla temas arıyor. Bir örnek: Evde tek başına mumları yakıp sakince Netflix izlemek hygge için uygun ama gemütlichkeit için değil. İcabında bir başkasıyla beraber kitabınızı açın ve saatlerce konuşmayın, sorun yok. Yeter ki yanınızda biri olsun. Bu ‘aktif dinginlik’ veya ‘çabasız sosyallik’in sonucu olarak gemütlichkeit, Danimarkalı kardeşine göre daha çok ev dışı bir hayata açık. ABD. Wisconsin’de her sene düzenlenen festivalin (bu sene 14-16 Eylül’de) varlığı da yine bu tarza uygun elbette. Ikea’nın bu isimde tatlı bir oyuncak geyik ürettiğini de belirtelim.

KARARINDA YAŞA!
Lagom (İsveç)
‘Loogum’ diye okunuyor.

Mutluluğu 12’den vurma formülleri


‘Ne az ne çok’ diye özetlenen bu anlayışa adını veren lagom kelimesinin tam karşılığı ‘kararında’. Bize yabancı bir tarz değil, neticede “Ne ifrada ne tefride” diye bir sözümüz var. Mesele sadece aşırı tüketime karşı koymak değil; bu ‘kararında olma’ işini hayatın her alanına yaymak gerekiyor. Linnea Dunne’nin yazdığı ‘Lagom’ (Pegasus Yayınları, çevirmen: Sevinç Seyla Tezcan) isimli kitaptan ipucu alalım: “Somut şeylerin ötesinde, sosyal hayatta çok daha derin bir denge yaklaşımını temsil eder. Mesela çocuğunuz hasta olduğunda ücretinizden kesinti yapılmadan evde kalma hakkınızın olması ama sizin o hakkı asla suiistimal etmemenizdir.” Bu tarzı benimseyerek yapabileceklerimiz de sıralanıyor: İş-hayat dengesini iyileştirmek, daha bilinçli tüketici olmak, kendi sebze-meyvelerinizi yetiştirmek, doğanın keyfini sürmek...

KUSURLARI DA SEV!
Wabi-sabi (Japonya)
‘Vabisabi’ diye okunuyor.

Mutluluğu 12’den vurma formülleri


Bu anlayışı ‘hatamla sev beni’ diye özetlemek mümkün. Çünkü hayat aynı zamanda kırışan yüzümüz, kenarı kırık fincanımız demek. Wabi-sabi de bunu diyor işte; yaşamın akışına, doğanın getirdiklerine karşı koymadan, israftan uzak durarak, basit ve eskiyle de mutlu olabilirsiniz. Bunlar hep insan ruhuna yönelik felsefeler aslında ama 1500’lerden günümüze gelirken biraz materyalizme bulanıyor tabii. Wabi-sabi altın çağını babaanneden kalma eprimiş battaniyede, eski ahşap masada, yıpranmış yer döşemesinde, kenarı vuruk emaye kaplarda yaşıyor da yaşıyor... Biz yine de ‘eskitilmiş yeniler’e para dökmenin bu tarzla hiç ilgisi olmadığını vurgulayalım.

DOYMA!
Hara hachi bu (Japonya)
‘Hara haçi bu’ diye okunuyor.

Mutluluğu 12’den vurma formülleri


Hz. Muhammed’in “Acıkmadan sofraya oturmayın, doymadan sofradan kalkın” hadis-i şerifinin Japoncası! ‘Hara hachi bu’ özetle “Yüzde 80 doyana kadar ye” demek. Okinawa dilinden gelen bir terim ve artan bir süratle sağlıklı, uzun yaşamın anahtarı kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2017 verilerine göre Japonlar, ortalama 83.995’le yaşam süresinin en uzun olduğu ülkeler arasında ikinci sırada (Uzun yıllar sonra ilk kez kadın intiharları yüzünden birinciliği Hong Kong’a kaptırdılar). ‘Ölümsüzler Diyarı’ olarak anılan, ortalamanın 89 yaşı bulduğu, 100’ü geçmiş nüfusunun çokluğuyla sayısız bilimsel incelemenin merkezi haline gelen Okinawa Adası ise ülkenin bu alanda notunu yükseltiyor. Gelelim en önemli kısma... İnsan yüzde 80 doyduğunu nasıl anlar? Konunun uzmanı diyetisyenlerden Susan Dopart, “Beyin, mideden 10-20 dakika geriden gelir” diyor. Yani kişi yüzde 80 doyduğunu düşündüğünde aslında yüzde 100 doymuş, tamamen doyduğunu hissettiğindeyse fazla yemiş oluyor. Uzmanların “Doymadığınızı düşündüğünüzde 20 dakika bekleyin” demesinin nedeni de bu. Tabii yediklerinizin sağlıklı şeyler olması da önemli. ‘Hara hachi bu’yu benimsemek isteyenler için üç de pratik tavsiye var:
1. Daha yavaş yiyin: Hızlı yemekle çok yemek, iki sıkı arkadaş. Beynin tokluk mesajını almasına izin vermek için süreyi uzatmak şart.
2. Yemeğe odaklanın: Televizyonu, bilgisayarı kapatıp telefonu yanınızdan uzaklaştırın. Yemek zamanı sadece yemek yiyin. Böyle yaparak daha çok tat da alacaksınız.
3. Ufak kaplar kullanın: Tabağınızı küçültün, geniş bardaklarınızı unutun. Böylece önce gözünüzü doyurup fark etmeden daha az yiyerek tokluk hissettiğinizi göreceksiniz.

ORMANA GİT!
Shinrin-yoku (Japonya)
‘Şinrinyoku’ diye okunuyor.

Tam çevirisi ‘orman banyosu’. Reçete basit: Bir ormana gidin, bütün algılarınızı açarak doğaya odaklanın, sadece o atmosferi soluyun. Japonya’da 1980’lerde geliştirilen bu terapi, artık koruyucu ve önleyici sağlık uygulamalarından biri kabul ediliyor. Araştırmalara göre bitkilerin ürettiği ‘fitonsit’ adlı antimikrobiyal bileşik her derde deva. Diğer yararları ise şöyle sıralanıyor: Kanser savaşçısı hücreleri çoğaltıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, tansiyonu dengeliyor, stresi azaltıyor, konsantrasyonu artırıyor, kan şekerini düşürüyor, uykuyu düzenliyor.

HAYAT GAYENİ KEŞFET!
İkigai (Japonya)
‘İkigayi’ diye okunuyor.
Japoncada ‘iki’, yaşam; ‘gai’ ise etki, sebep anlamlarına geliyor. İkigai’yi kabaca ‘yaşama sebebi’ diye çevirmek mümkün. Türkçeye ‘Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı’ altbaşlığıyla çevrilen kitaplarında Héctor García ve Francesc Miralles, bu kavram için “Hep meşgul kalarak mutlu olma” ve “Yaşlanırken genç kalma sanatı” da diyorlar: “Japonlar herkesin bir ikigai’si olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır.” İşte uzun ve mutlu yaşamak için ikigai’nize sarılmak, henüz bulamadıysanız keşfetmek gerekiyor. Çünkü o zaman depresyon, stres yanınıza uğramıyor. Miralles, Banu Tuna’ya verdiği söyleşide (Hürriyet Pazar, 13 Mayıs 2018) de özetlemişti; hatırlatalım: “Akşam yatağa girdiğinde, o günün yaşamaya değdiğini düşünecek bir şey yapmış ol. Bir arkadaşla güzel bir sohbet etmek, iyi bir kitap okumak, film izlemek gibi... Büyük şeyler olmak zorunda değil.”

ADIM ADIM İYİLEŞTİR!
Kaizen (Japonya)
‘Kayizen’ diye okunuyor.

Japoncada ‘kai’ değişim, ‘zen’ ise daha iyi anlamlarına geliyor; kaizen’e de ‘sürekli iyileştirme’ demek mümkün. Bir formülü de var: 1 dakika ayırmak! Önce tembellik, üşengeçlik, erteleme hastalığı yüzünden başlayamadığınız bir şey seçin. Yabancı dil öğrenmek, dans etmek, bir spora başlamak, ders çalışmak; aklınıza ne geliyorsa... Sonra ona her gün aynı vakitte sadece 1 dakika ayırarak başlayın. Zamanla bu 1 dakikayı yavaşça artırarak başarıya ulaşabileceksiniz. Üstünüzde büyük hedeflerin baskısı olmadan meseleyi çözebileceksiniz.

TAMİR ET!
Jugaad (Hindistan)
‘Cugaad’ diye okunuyor.
Sadece yaşam tarzı değil yeni nesil şirketlerin iş modeli kavramı olarak da kullanılıyor. Herhangi bir soruna zekice ve düşük maliyetli çözüm geliştirmek anlamına geliyor. İş dünyasındaki çevirisi ‘tutumlu inovasyon’, günlük hayattaki yansıması ‘pratik zekâ’. Anahtar kelime ‘tamir etmek’. Sürdürülebilirlik ve sıfır atık kavramlarının her şeyi belirlediği günümüzde başa güreşiyor. Kısaca: Atma, tamir et, dönüştür, yeniden hayata kat...

DUR!
Niksen (Hollanda)
‘Niksın’ diye okunuyor.
Kelime anlamı, ‘hiçbir şey yapmadan’. Gözünü pencereden dışarı dikip bakmak, öylece oturup müzik dinlemek, uyanık olduğunuz halde yatakta takılmak... Öncelikle, ‘yapılması gerekenler’ listelerinin hayatımızı 7/24 ele geçirdiği günümüzde şöyle bir durmanın kıymeti büyük. Üstelik bu ritme alışmış, sürekli çalışıp bir şeyler bitirmemizi emreden beynimize söz geçirip niksen yapabilmek hiç de sandığınız kadar kolay değil. Bir de, ‘sıkılmanın’, yaratıcı ve üretken bir zihne kapı araladığını söyleyen araştırmalar (en yakın tarihlilerden biri Karen Gasper ve Brianna Middlewood tarafından yapıldı) var. Özetle, bir durun!

AKIŞINA BIRAK!
Wu wei (Çin) ‘Vuvey’ diye okunuyor.
Kelime anlamı ‘hareketsizlik, eylemsizlik’. Ancak tembellikle karıştırmamak gerekiyor. ‘Eylemsizlikteki eylem’ de denebilir. ‘Yolda ol’, ‘anda kal’ gibi bu ara sık duyduğumuz mottolar bu felsefeden besleniyor. Hırslarından/egondan arın, yaşama/doğaya yön vermeye çalışma, kendini rüzgâra bırak... Kuşkusuz bunları becerebilen insanda bilgelik var!

AZMET!
Sisu (Finlandiya)
‘Sizu’ diye okunuyor.
Dünyanın en mutlu ülkesi seçilen Finlandiya’nın sırrı işte bu. Kelimenin dayanıklılık, esneklik, azim, kararlılık, başa çıkma yeteneği gibi anlamları var. Başladığınız bir işi yarım bırakmadan ve sızlanmadan bitirmek, en önemli düstur. Tam tanımı Emre Kızılkaya, Finlandiya’nın Ankara Büyükelçisi Päivi Kairamo’yla yaptığı söyleşide (Hürriyet Pazar, 22 Nisan 2018) almıştı: “Zihinsel mukavemetle, moral kuvvetle, iyi ve kötü zamanlarda kararlı bir şekilde sonuç alma iradesiyle ilgisi olan bir kavram.” Urban Dictionary de bir cümleyle şöyle anlatıyor olayı: “Kuzey Kutbu’na gitmek için sisu şart değildir ama arkasında bir ayı olan kapının önünde durmak için sisu şarttır.”

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False