GeriHürriyet Pazar Mucize değil, Alın teri!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mucize değil, Alın teri!

Mucize değil, Alın teri!

Doğayla ilgili endişelerimiz her geçen gün artsa da bazen ‘İsteyince oluyormuş’ dedirten, umut veren gelişmeler de yaşanıyor. Örneğin Sinop’un Boyabat ilçesinin Akyörük Köyü... 1980’e dek çöl gibi görünen köy bugün yemyeşil. Dikilen 800 bin ağacın gölgesinde büyüyen çocuklar ormansız yaşayamayacaklarını söylüyor.

Aynı yer, iki fotoğraf... Birini çeken, dönemin Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde Boyabat’ta çalışan ağaçlandırma şefi ve orman teknikeri Hikmet Kaya. Şimdi 76 yaşında. Fotoğrafın çekim yılıysa ağaçlandırmanın başladığı 1980. Fotoğrafta görülen alanda topraktan başka hiçbir şey yok. İkinci kareyse fotoğrafçı Aykut İnce’ye ait. Aynı alanın günümüzdeki hali. Göz alabildiğine bir orman ve yemyeşil bir alan. Sihirli bir değnek değmiş hissi yaratıyor her iki kareye aynı anda bakmak...

Ne var ki kolay olmamış bu inanılmaz değişim. İçinde emek, alın teri, sevgi ve özen var. İlk fotoğrafı çeken, bölgedeki ağaçlandırma çalışmasını yapan, halen de Boyabat’ta yaşayan Hikmet Kaya’ya “Bugün her iki fotoğrafa da baktığınızda ne hissediyorsunuz” diye soruyorum. Önce biraz duraksıyor, sonra hafiften gülerek şöyle diyor: “İnsanlar bugün bu iki resme baktığında mucize görüyor. Bense mucize değil, emek görüyorum. O arazinin o hale gelmesinde alın terimiz var. Oraya diktiğimiz 800 bin civarındaki ağacı terimizle suladık desek yanlış olmaz. Zaten burada orman yapmak o kadar zor ki! Bölgemizin yıllık ortalama yağış miktarı 388 milimetre. Türkiye ortalamasının yarısı kadar. Bu da toprağın ağaç yapacak kadar güçlü ve verimli olmadığı anlamına geliyor. Dikimle de bitmiyor iş. Oraya gözünüz gibi bakmanız gerekiyor. Ağaçların hayatına sorunsuz devam etmesi için en az 15 yıl üzerine titreyip bakımını yapmalısınız. Bizim bölgedeki başarımız yüzde 90. Yani tüm zorluklara karşın diktiğimiz 100 ağaçtan 90’ı yaşıyor. Bu da çok büyük bir oran. O yüzden ben her iki fotoğrafa da baktığımda bu ülke için hayırlı bir şey yaptığımı düşünüp ‘Boşa yaşamadım, vatana millete hayırlı bir şey yaptım’ diye içimden geçiriyorum. Tabii ormana bakıp ‘Bunu nasıl başardım’ deyip birazcık da gururlanıyorum.”

KADERİMİZ DEĞİŞTİ

Şaban Türk köyün muhtarlığını yapıyor. 40 yılda yaşanan değişimin bire bir şahidi. Hatta kendisi de ağaçlandırma çalışmalarında yer almış. “Köyümüzün kaderi değişti” diye söze başlıyor ve anlatıyor: “Çorak bir yerdi burası. Köy içinde bile ağaç yoktu. Hayat çok zordu o zamanlar. Temmuz, ağustosta dışarıda durulmazdı. Suyumuz azdı, hayvan otlatacak ot bile yoktu yabanda. Şimdi her şeyimiz var. Çok emek verildi. Burası bizim için çok önemli. Orman olmasa, hayat değişmese çok göç verirdik, köy boşalırdı. Orman insanları çekiyor kendine. Şimdi buralar o kadar güzel ki her yıl köye geri dönüp yerleşenler oluyor. Üstelik hayat sadece bizim için de değişmedi. Eskiden in cin top oynardı, şimdi çakal, tilki, kurt oynuyor, kuşlar cıvıldıyor. Hayvanlar için de barınak gibi orman artık.”

Mucize değil, Alın teri

TEK SORUN ÇÖPLER

Mesut Öztürk 28 yaşında ve ‘Orman İşletme’de çalışıyor. “Ben köyün eski halini hatırlamıyorum, ormanla birlikte büyüdüm. Çocukluğumdan beri ormanın içindeyim” diyor ve ekliyor: “Köyümü çok seviyorum, burası bana göre 10 numara bir yer ve köyümü ormansız hayal edemiyorum. Fotoğraflardan gördüğüm eski hali çöl gibi, orada yaşayamazdım.” İlçeye de yakın olan ormanın birçok insanı çektiğinin ve ortaya ciddi bir çöp sorunu çıktığının da altını çizen Öztürk: “En büyük derdimiz çöp. İnsanlar atıklarını 10 metre ilerisindeki çöpe bırakmak yerine ormana atıyor. Bu, ormanımızın böceklenmesine, kirlenmesine, canlıların zarar görmesine ve hatta yangınlara neden oluyor. Bunu gerçekten aklım almıyor. İnsanlar biraz duyarlı olsun.”

Mucize değil, Alın teri

KISA KISA

GEDİZ DELTASI’NDA ‘ÜREYEN KUŞ ATLASI’ ÇALIŞMASI TAMAMLANDI

İzmir’deki Gediz Deltası’nda her yıl on binlerce kuş ürüyor. Haziran ayında tamamlanan çalışmayla deltada üreyen kuşlar kayıt altına alındı. Böylece 114 kuş türünün UNESCO Dünya Doğa Mirası olmaya hazırlanan Gediz Deltası’nda ürediği tespit edildi.  Bölgenin en dikkat çeken türüyse üremek için özellikle burayı seçen flamingolar.

Mucize değil, Alın teri

En lezzetli yemek tarifleri burada

False