GeriHürriyet Pazar Kör bir baba kızlarını nasıl sever?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kör bir baba kızlarını nasıl sever?

Kör bir baba kızlarını nasıl sever?
Abone Olgoogle-news

Nasıl bir yüzü vardı? Anlamak için yüzüne dokunmak istedim ama kıyamadım minicik suratını ellemeye. Üç ay sonra Babalar Günü’nde ilk kez cesaret ettim. Hâlâ da yüzlerine dokunarak severim kızlarımı.

Televizyondaki reklamı duyunca babamla tam 39 Babalar Günü yaşadığımız geldi aklıma. Mesela ilk karnemi aldığım gün bir Babalar Günü’ne denk gelmişti. Babam işten gelse de karnemi görse diye çok heyecanlıydım. Sabırsızlıktan ayakta beklemiştim kapının önünde. Babalar Günü için değil, karnemi görsün diye. ‘Aferin’in ve hediyenin derdindeydim.

İlk bisikletimi aldığımız gün de Babalar Günü’ne denk gelmişti. Saraçhane’den bisikleti alınca kendi derdimize düşmüştük kardeşimle. Kavga etmek yoktu, kardeş kardeş birlikte binecektik bisiklete. Yine Babalar Günü değildi gündemimiz.

Eşimi istemeye gitmiştik bir başka Babalar Günü’nde. Yıllar sonra yine kendi derdimdeydim. Suçlu bir gülümseme belirdi yüzümde. Neyse ki müstakbel eşimin aklına geldi de ikimiz de bir daha elini öptük babamın Babalar Günü diye.

Doğum haberini cuma namazında öğrendim

Sonra kendi baba oluşumu hatırladım. Bir cuma günüydü. Namaz için safa durmuştuk. Tam niyet esnasında cebimde telefon titredi. Doktor birkaç gün içinde doğum olacağını söylemişti. Tereddütsüz açtım. Annemdi. “Biz hastaneye geçiyoruz, sen de yetiş” dedi.

Cemaat namaza başlarken saftan çıkıp kendimi koşarak dışarı attım. Tahtakale’de küçük bir camiydi. Kıztaşı’nda vesait yok ki binsem... Koşarak kan ter içinde vardım hastaneye. Bir solukta çıktım merdivenleri. Annem doktorumuzla konuşuyordu. Panikle araya girdim. Doktor hanım bana bakıp “Bu halin nedir oğlum, otur şuraya, kalpten gideceksin. Sanki dünyanın ilk babası sen mi olacaksın?” diye sordu. Soluğum henüz normale dönmemişti. Doktora bakıp “Dünyanın ilk babası değilim ama ben ilk defa baba olacağım” diye cevapladım soruyu. 

Heyecan, mutluluk, korku, sevinç... Duygudan duyguya sürüklendim doğumhanenin önünde. Her şey normal gitmişti, kızımıza kavuşmuştuk. İnanamıyor insan. Dünyaya yeni bir insan gelmişti ve o benim kızımdı. Annem, “Al bakalım kızını” diyerek kucağıma verdi. Nasıl bir yüzü vardı, kime benziyordu? Net bir görüş yoktu. Anlamak için yüzüne dokunmak istedim ama kıyamadım minicik suratını ellemeye. Dokunamayınca kokladım. Öyle kurmuştum kızımla ilk bağımı.

Küçük afacan beni yine ağlattı

Sonraki günlerde de dokunamadım yüzüne. Sadece ellerini, ayaklarını seviyordum. Kibrit gibi parmaklarından kurmuştuk bu defa iletişimi. Üç ay sonra yine bir Babalar Günü gelmişti. Ancak o gün cesaret etmiştim kızımın yüzüne dokunmaya. Aldığım en güzel ve en büyük Babalar Günü hediyesiydi. Hâlâ da yüzlerine dokunarak severim canım kızlarımı.  

Geçen yıl Babalar Günü’nde bir kabartma yaptı küçük kızım. Pamuktan karlar, yine pamuktan küçük kar taneleri ve çeşitli malzemeler kullanarak başka birçok detay... Resme dokunduğumda tutamadım kendimi, gözyaşlarım süzüldü. Küçük afacan yine yapmıştı yapacağını.

Aslında bütün bunları yaşamama sebep olan babama ne kadar teşekkür etsem az. Başta babamın ve bütün babaların bu güzel gününü gönülden kutluyorum.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle