Konu hep bizim körlüğümüz

Güncelleme Tarihi:

Konu hep bizim körlüğümüz
Oluşturulma Tarihi: Aralık 28, 2025 07:00

Hastaneler, toplu taşıma araçları, sohbetler... Her yerde merak konusuyuz. Taksici “Doğuştan mı” diyor. Fırıncı “Zor olmuyor mu” diye soruyor. Bu bilgiler belki bir daha hiç görmeyeceğim bu insanların ne işine yarayacak, bunu da bilemiyorum.

Haberin Devamı

Kör bir budala gibi hiçbir şeyi görmüyorsun.” Bir kitabın sadece bir cümlesi bu. ‘Dune’ isimli bir bilimkurgu kitabı. Bilimkurguyu pek okumam ama bir başlayayım dedim, heyecanlı gitti ve devam ettim. 14 saatlik bir ses kaydı olarak Storytel tarafından yayımlanmış bir kayıt, PDF formatı da var. Anlatılan kurgusal savaş araçlarını tam olarak hayal edemesem de kitap heyecanlı gidiyordu. Bazı savaş araçları bana geçmedi; hayal edemedim. Neyse, şu cümleye kadar her şey normal gidiyordu: “Kör bir budala gibi hiçbir şeyin farkında değilsin.” Buna takıldığım,  alındığım yok ama aklıma şöyle bir şey geldi: Neden kör gibi? Durdurdum kaydı, PDF formatını açıp ‘kör’ kelimesini arattım. Kaç defa ve nasıl kullanılmış baktım. Hep kötüleme... Başka kitaplara aynı işlemi yaptım; PDF üzerinde kör kelimesini arattım.

Haberin Devamı

10 kitaptan sonra iki arkadaşıma da “Buna benzer cümlelerde ne hissediyorsunuz” diye sordum. Birinci cevap “Bence sakıncası yok” oldu. Bence de yok. Alışmışız, buna karşı hissizleşmişiz diye bir sonuç çıktı tartışmamızdan. İkinci cevap konuyu başka yöne çekti. Geçmişten gelen bir algı ve olgu bu durum. Sanırım bundan dolayı hem kör olmayı hem de bununla ilgili yerli yersiz bütün söylemleri yerine göre kabul etmeyi ya da umursamamayı öğrenmişiz. Eski filmlerde, dizilerde ya dilenciyiz ya da fakir, düşkün, aciz. Yardıma muhtaç durumdayız. Bunun tam tersine iki film var bildiğim; biri ‘Kadın Kokusu’, diğeri ‘Nefesini Tut’. 

Bir diğer konu, gittiğimiz her yerde ne olursa olsun konu hep bizim körlüğümüz üzerinden yürüyor. Sohbet hep buraya çekiliyor. Taksiye biniyorum, üçüncü dakikada “Doğuştan mı” diyor. Dolmuşa biniyorum, para üstü alırken “Geçmiş olsun” diyor. Fırına gidiyorum; “Zor olmuyor mu” diyor. Sıkıldım anlatmaktan, üstelik bu kişilerin hiçbiriyle tekrar karşılaşmayacağım belki. Bu bilgiler onların ne işine yarayacak, bunu da bilemiyorum. “Doğuştan mı görüyorsunuz” demiyorum size ya da “Ne kadar görüyorsun”... Aklıma gelmiyor böyle bir şey sormak. Sizler taksiciye ya da otobüs sürücüsüne içinde olduğunuz bir durumu anlatma ihtiyacı hissediyor musunuz? Toplu taşıma aracına binip “Safrakesemi aldırdım” diye lafa başlıyor musunuz ya da yanınızdakine “Sen de mi safrakeseni aldırdın” diye soruyor musunuz samimiyetiniz yokken? Bu cevaplar ilerleyen günlerde işinize yarıyor mu?
Ya da ben cevaplamak istiyor muyum acaba?

Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Kızımın rutin kontrolü için göz doktoruna gittik geçen gün. Doktor ben muayene olacağım sandı. Sonra göz ölçümüne gittik. Yine “Buyurun” dedi hemşire bana. “Ben ölçüm yaptıracağım” dedi kızım. Sonra göz filmine gittik. Yine beni oturttular masaya. Her gören beni hasta sanıyor; sorgusuz.

Yorumunu size bırakıyorum. Hastanede yaşananlar konusunda e-posta atabilir ya da sosyal medyadan ulaşabilirsiniz. İyi pazarlar.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!