GeriHürriyet Pazar Keşke çocuğum mimar olsa!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Keşke çocuğum mimar olsa!

Keşke çocuğum  mimar olsa!
Abone Olgoogle-news

“Bir toplum, ihtiyar üyeleri, gölgesinde hiç yatamayacakları ağaçlar dikerse büyür.” Venedik Bienali 16’ncı Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin küratörleri mimariyi bu eski Yunan atasözüyle anlatmış. Dünyanın bütün mimarları ve bu meselelere kafa yoran birçok güzel insan, masal şehri Venedik’te birleşmiş. İşte izlenimlerim...

İlk kez altı yaşında geldim Venedik’e. O kadar berrak ki belleğimdeki resimler. Böyle eşsiz olunca, küçücük bir çocuğun zihninde bile bir ömür kalıyor işte.
Büyük Kanal’da süzülürken görüntünün güzelliğinden aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Göz kamaşması bu olsa gerek.
16’ncı Venedik Mimarlık Bienali’nin İrlandalı küratörleri Yvonne Farrell ile Shelley
McNamara, çağrı metinlerinde mimarinin rolünü ‘bedenlerimize bir sığınak sunmak ve ruhlarımızı neşelendirmek’ diye anlatıyor. Düşünüyorum... Dünyanın en güzel şehrini İstanbul yerine Venedik yapan şeye mi denir acaba mimari? Tanrı’nın değil de, insanın yarattığı güzelliklere mi?
Mimar Sinan’ın askerleriyiz
Bu etkinlik dünyadaki en önemli mimarlık buluşması. Türkiye de mimarlarıyla, öğrencileriyle Mimar Sinan’ın ruhuna tatlı bir selam gönderiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi mimarlık öğrencileri, bu sene bienalden davet almış. Gözleri ışıldıyor hepsinin. Deniz kenarındaki nefis bir parkta ‘Carapace’ adlı bir eser sergiliyorlar.
Daha birinci sınıfta ürettikleri işin amacı, malzemenin doğasını iyi anlayarak teknoloji yardımıyla kendini taşıyan bir strüktür kurmakmış... Kayın kontrplaktan, hafif bir kurulum. Birleştirici eleman kullanılmamış. Parçalar bir puzzle gibi bir araya getirilmiş. Yapı kendi ağırlığıyla, iç içe geçme sistemi ve geometrisiyle ayakta duruyor. Eser, sevimli bir kaplumbağayı andırıyor. Zaten ‘carapace’, İtalyanca ‘kaplumbağa kabuğu’ anlamına geliyor.
10’ar kişilik ‘vardiya’lar halinde
Sonraki durak, Türkiye pavyonu... Venedik donanmasının muhteşem tersanesi ve cephaneliği olan Arsenale’deyiz. Alanın kendisi o kadar muazzam ki işlere olduğu kadar duvarlara, tavana da bakıyor insan ister istemez. 10 dakikalık yürüyüş ve sonunda Türkiye pavyonu... Burası loş ve serin mi serin... Hamaklar, tüllerin arkasında saklı ekranlar, önlerinde köpükten küçük koltuklar... Diğer uçta büyük bir toplantı masası...
Türkiye pavyonunu bir üretim mekânına dönüştürecek projenin adı, ‘Vardiya’. İşte projenin küratörü, mimar Kerem Piker’in yazısından bir bölüm:

Keşke çocuğum  mimar olsa

Vardiya’ projesi, Türkiye pavyonunu bir üretim ve buluşma mekânına dönüştürüyor.
A: Bienal ne işe yarar?
B: İnsanların dünyasını
değiştirmeye yarar.
A: İnsanlar dünyasını
değiştirmeye hazır mı?
B: Hepsi değil. Çünkü zaman geçtikçe insan katılaşır.
Gençler, belki...
Türkiye pavyonu, bienalde bu diyaloğun etrafını örüyor. Burada 25 hafta boyunca mimarlık ve bienal tartışılacak;
16 ülkeden 122 mimarlık öğrencisi İKSV desteğiyle 10’ar kişilik ‘vardiyalarla’ Venedik’e gelecek. Gelenler; film, enstalasyon, maket, fanzin, üç boyutlu baskı gibi formatlarda içerikler üretecek. Bazen seçkin ve tepeden bakan bir etkinlik olmakla eleştirilen bienali ulaşılır kılma fikri çok yerinde.
Venedik-İstanbul buluşması
Beni en çok çarpan fikir ise video sanatçısı ve mimar Can Tanyeli’nin zihninden çıkmış. Tanyeli, benim gibi Venedik’le İstanbul’u rekabete sokmamış, tersine seviştirmiş!
‘Vardiya’ projesi kapsamında düzenlenecek atölyelerin tanıtım videolarında öyle resimler yaratmış ki... Birinde Karaköy’deki Salt Galata’nın köşesinden San Marco Kulesi’nin ucu görünüyor, diğerinde
San Marco Meydanı’nın önü Boğaz olmuş, bir tanker süzülüyor! Yürek hoplatıcı bir fantezi... Zaten İstanbul’da Venedik’ten, Venedik’te de İstanbul’dan o kadar çok iz var ki... Tarih boyunca iki akraba şehir...

Keşke çocuğum  mimar olsa

Can Tanyeli imzalı videolardan birinde San Marco Meydanı’nın önü Boğaz olmuş, bir tanker süzülüyor.
Herkesin gözünde aynı ışık
Bienalde ruhuma neşe depoluyorum. Ama daha haftalarca kalmak, hiç kimseyle konuşmadan eserlere, fikirlere doymak istiyorum. Her ülkeden onca parlak insan... Pakistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri de burada. Japonya, Finlandiya, Vatikan da... Herkesin gözünde aynı ışık var. Ne güzel! Bazı meslekler ölmüyor, insanı yükseltiyor, kanatlandırıyor. İnşallah çocuğum mimar olur diye içimden geçiriyorum.
Keşke çocuğum  mimar olsa

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin ‘Carapace’ adlı eseri Marinaressa Gardens’da sergileniyor.

Bienali gezeceklere öneriler:
◊ Ana teması; ‘Freespace’ yani ‘Serbestmekân’ olan sergi,
25 Kasım’a kadar görülebilir.
◊ Bilet 25 euro, iki gün isterseniz 30 euro. Öğrencilere,
emeklilere indirim var.
◊ Yürüyüş ayakkabılarını sakın unutmayın! Asla şık, çorapsız ayakkabı giyerim diye düşünmeyin. Burada bırakın otomobili, bisiklet bile yasak olduğu için saatlerce yürümeniz gerekecek.
◊ Gezi’yi de anan bir resmin olduğu Japonya pavyonunu ve İngiltere pavyonundaki, Brexit sonrası Britanya’nın yalnızlaşmasını anlatan ‘The Island’ı görmeden dönmeyin.

Keşke çocuğum  mimar olsa

False