Güncelleme Tarihi:

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi’nden mezun olduktan sonra eğitimine bir sınavdan geçerek İsviçre’de devam eden keman sanatçısı Laçin Akyol (18) müzikle dolu yaşamını trafik kazasında kaybetti. Sanata adanmış kısa ama parlak yaşamı, ailesi ve arkadaşlarının yüreğinde derin izler bıraktı. Genç yeteneğin hayalleri yarım kaldı. Laçin’i, onu en iyi tanıyan Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) sanatçıları olan annesi Övül Akyol, babası Mahmut Akyol ve arkadaşı piyanist İlyun Bürkev’e sorduk.
◊ Laçin’i en çok hangi yönleriyle hatırlıyorsunuz?
Övül Akyol: Laçin’in kalbi çok güzeldi. Kimse için kötülük istemez, insanı ve sohbet etmeyi severdi. Çok kaliteli ve çalışkan bir çocuktu. Anne-baba olarak bizi asla üzmedi, asla hayal kırıklığına uğratmadı. Herkesle çok uyumluydu, herkes severdi...
◊ Kemanla tanışması nasıl oldu?
Mahmut Akyol: Laçin’i önce baleye başlattık. Sonra kemana geçti. Mersin Devlet Konservatuvarı’nda, dünya çapında çok öğrenci yetiştirmiş Lily Tchumburidze adında bir hocamız var, onunla başladık. Laçin 8 yaşındayken Belçika’da bir yarışma kazandı ve ilk katıldığı yarışmaydı. O da haberlere yansıyınca sağ olsun Sayın Cumhurbaşkanımız ona bir keman hediye etmişti. Laçin çok sevinmişti. Disiplinli, ahlaklı bir şekilde çalıştı. İyi bir insan, müzisyen olsun; insanları sevsin, paylaşımcı olsun, sevdiği işi yapsın diye çabaladık. Bu acı bizi derinden sarstı. Yükümüz çok ağır...
◊ Genç yaşına rağmen uluslararası başarılar elde etmiş...
Mahmut Akyol: Birçok derecesi var.
Övül Akyol: Çok heyecanlanıyor, çok telaşlanıyordu. Heyecanlanmasın, üzülmesin diye hep yanındaydık. Yüzü bembeyaz olurdu heyecandan ama yine de işini tam yapmaya çalışırdı. Bu rekabetçi ortam hiç kolay değil ama biz hiçbir zaman başarılı olsun diye zorlamadık.
◊ İsviçre’de okul mu kazandı?
Övül Akyol: İsviçre’de bir masterclass’a katılmıştı. Hocası Philip Draganov teklif gönderdi. Bunun üzerine Laçin sınava girip kazandı. 18 yaşında kabul edildi ve henüz 4-5 aydır oradaydı. Hocası bu acı süreç boyunca çok destek oldu. Üniversiteden, hocasından ve eşinden çok anlamlı mektuplar aldık.
◊ Laçin’in 18 yaşından sonra yapmayı planladığı, sizinle paylaştığı özel bir hayali var mıydı?
Övül Akyol: Zürih’teki Tonhalle Orkestrası’na girmek istiyordu. “Orada orkestraya girersem iyi olur anne. Güzel bir hayatım olur” diyordu. İsviçre’yi çok sevdik. Çok güzel bir ortamdı, hocalar çok anlayışlıydı.
◊ İsviçre’de yaşadığı kaza sonrası toparlanma süreci nasıl geçti?
Övül Akyol: Kızakla kayarken oldu. Bizi aradı 31 Aralık’ta “Anne, böyle bir kaza oldu, beni ameliyata alacaklar” diye. 2-3 güne toparlanıp yanına gittim. Hastaneden eve çıkardılar. Dikişleri falan alındı ilk 10 gün içinde. Sonra Türkiye’ye getirdim. 10 Şubat’ta ikinci ameliyatını olacaktı, ayağındaki çivi çıkacaktı. Fizik tedavisini yaptırıp okula geri gönderecektim.
◊ Kaza günü neler yaşandı?
Mahmut Akyol: 25 Ocak’ta annesi provadayken “Baba ben çok sıkılıyorum, arkadaşlarımla buluşabilir miyim” dedi. Hasret gidermek istedi, çok özlemişti. Kahve içmek için arkadaşıyla birlikte sahile bıraktım. Aklıma gelmedi karşıdan karşıya geçeceği... “Keşke tembih etseydim” diyorum... Onu hep gideceği yere götürürüm, ondan haber beklerim; sonra gider, alır, getiririm. Şarjı bittiğinde, bir arkadaşının telefonuyla aradığı oluyordu. Evde otururken bir telefon geldi, baktım arkadaşının telefonu; “Hocam ben arkadaşıyım, bir kaza oldu” dedi karşı taraf. Nasıl gittim bilmiyorum. Gider gitmez refüjde onu o halde gördüm ve perişan oldum. Hiç görmeseydim keşke, ambulanstan önce gittim. Keşke ambulans benden önce gitseydi. O travmayı atlatamıyorum.
◊ Çok zor...
Mahmut Akyol: Nefes alıyor mu diye baktığımda son nefesi gibi bir nefes verdi. Allah kimseye yaşatmasın, çok kötü bir durumda onu gördüm.
◊ Başarılı bir genç, büyütüp yetiştirdiğiniz bir canı kaybettiniz.
Övül Akyol: Keşke benim başıma gelseydi...
Mahmut Akyol: Yani hak etmedi. Talihsiz bir kaza, yakışmadı yani. Olmaz, olamaz... İçimiz çok yanıyor.
Övül Akyol: Bir de anne-kız ilişkisi bambaşka. Yani o benim her şeyim, arkadaşım, sırdaşım... Çalacağı eserleri gönderirdi, çaldığı şeyleri dinletirdi, fikir alır verirdik. O bambaşka bir çocuktu. Çok olgundu.
◊ Olayla ilgili dileğiniz var mı?
Övül Akyol: Mahkeme görülecek.Benim için şu an çok önemli olan
bir şey var... Mersin’de çok fazla kaza oluyor. Tedbir alınması için, kime başvuruluyorsa, onlara ulaşacağız ki bir daha böyle haberler duymayalım diye. Çünkü Laçin’den iki gün sonra yine bir ölümlü kaza olmuş. Bu sefer 11 yaşında bir çocuk... Onlar evlat, birilerinin evladı. Kimsenin de başına gelmesini istemiyoruz böyle olayların. Bunu engellemek en büyük dileğim.
‘18 YAŞINDA BAŞKA BİR ÇOCUĞUM OLDU’
◊ Laçin’in organlarını bağışlama kararınız üç insana umut oldu.
Övül Akyol: Bir parçasının yaşayacak olması beni bu karara yöneltti. O toprakta çürüyüp gideceğine... 18 yaşında bir çocuk böbreğinin birini aldı, vücut kabul etmiş, sağlıklı bir şekilde hayatına devam edecek. Benim 18 yaşında başka bir çocuğum oldu.
◊ Anısını yaşatmak için yapmayı düşündüğünüz bir şey var mı?
Övül Akyol: Şu an çok netleşmiş, kesin bir şey yok ama herkesten bir teklif alıyoruz. Piyanist bir arkadaşı “Ben bu vereceğim konseri Laçin’e adayacağım” dedi. Mersin Devlet Konservatuvarı’nda 10 Mart’ta bir anma konseri olacak. Başka yerlerdede böyle bir şeyler olacak. Apaçık Radyo da Laçin’le ilgili bir yayın yaptı. İsviçre’deki hocası Prof. Philip Draganov, Laçin adına bir fon düzenlemiş. Üniversite olarak İsviçre’de okuyan Türk öğrenciler için... Müzisyen Volkan Işılay yaya geçitlerindeki ihlallerle ilgili imza kampanyası başlattı.
‘BİRBİRİMİZİN GÜNLÜĞÜ GİBİYDİK’
İlyun Bürkev (piyanist)
3 yıl önce, İzmir’de bir konserde sahneyi paylaşmıştık. Konserden sonra sohbet ettik. O Mersin’de yaşıyordu, ben de o zaman İstanbul’daydım. Neredeyse her gün telefonda konuşmaya başladık. Müzikle ilgili, özel hayatımızla ilgili sohbetler ediyorduk. Ruh eşim gibi diyeceğiniz arkadaşlıklar olur ya, benim için de Laçin öyle bir insandı. Çok benzer bir müzik ve hayat anlayışımız vardı. Çok özel bir insandı. Birbirimizin günlüğü gibiydik. Birlikte Mendelssohn ‘Trio No. 1’ ve ‘Trio No. 2’yi çalmak çok istiyorduk.



