GeriHürriyet Pazar Karantina altındakiler anlatıyor: Hiçbir şey sevdiklerinize doya doya sarılmaktan daha kıymetli değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karantina altındakiler anlatıyor: Hiçbir şey sevdiklerinize doya doya sarılmaktan daha kıymetli değil

Karantina altındakiler anlatıyor: Hiçbir şey sevdiklerinize doya doya sarılmaktan daha kıymetli değil
Abone Olgoogle-news

COVID-19 teşhisiyle hastanede karantinada olan, 22 ile 50 yaş arasındaki kişilerle konuştuk. Onları en çok üzen şey sevdiklerine dokunamamak. Kimi anne-babasıyla aynı sofraya oturmayı, karısına doya doya sarılmayı özlemiş, kimi de duş alıp odasında uyumayı... Bir de ortak mesajları var: “Zannettiğiniz kadar kolay bir süreç değil, lütfen evinizden çıkmayın!”

Bu kahvenin 40 yıl değil, bir ömür hatırı var

Ozan Çiftçi, 35, İzmir (9 Nisan’da taburcu oldu.)

* Çok fazla kas, eklem ağrısı ve buna bağlı baş ağrısı vardı. Ateş, öksürük, nefes daralması ve boğaz ağrısı kesinlikle olmadı. Neyse ki eşimde bir problem yok.

* Hastaneye yatırıldığımda kendimden çok eşim için endişelendim. Ben bir şekilde atlatırdım ama ondan çok korktum.

* Hastanede tamamen izoleyiz. Koridora bile çıkmıyorum. Aynı odada iki kişiyiz. 62 yaşındaki Bilal Amca’yla beraber kalıyoruz. Yemekler fena değil, öğlen ve akşam yemekleri hep aynı çıkıyor.

* Doktor odaya hiç uğramadı. Öğlenden önce arayıp bilgi alıyorlar sadece. Hemşire arkadaşlar sabah ve akşam odaya gelip, ilaçlarımızı verip ateş ve oksijen ölçümü yapıyor. 

* İki gündür süreçle ilgili bilgilendirme yapılmadı. Açıklama yapsalar daha da iyi hissedeceğiz.

* TV izliyorum, telefonla internete girip vakit geçiriyorum. Ailemle, anne-babamla, arkadaşlarımla konuşuyorum.

* Günlük problemlerin ne kadar da basit şeyler olduğunu, her şeyi kafama takmamam gerektiğini anladım. Hayatta geçirilen güzel zamanlar, biriktirilen anılar ve sağlık dışında hiçbir şeyin zerre önemi kalmıyor. Çok maddiyata dönük yaşamaya alışmışız ya da alıştırılmışız.

Karantina altındakiler anlatıyor: Hiçbir şey sevdiklerinize doya doya sarılmaktan daha kıymetli değil

* Çıkar çıkmaz sevdiklerime sarılmak istiyorum. Karıma sarılmak doya doya, anne-babamın ellerini öpmek, aynı sofrada yemek yemek istiyorum. Hiçbir şey bundan daha kıymetli değil.

* Bilal Amca kanıma girdi, hemşire hanımdan kahve istedik. Kırmadı, getirdi. Teşekkür ettiğimde de “Keşke daha çok şey yapabilsek sizin için” dedi. Artık 40 yıl değil, bir ömür hatırı var bende.

Burada öleceğim herhalde diye düşündüm

Neslihan F., 40, İstanbul (6 Nisan’da taburcu oldu.)

* Karantinanın ilk 6-7 günü çok zordu. Baş, vücut ağrısı, damar yolundan verilen ağrı kesicilere rağmen hiç geçmiyordu. Yemek yiyemiyordum.
Herhalde ben burada öleceğim diye düşündüm. Bir hafta sonra yemek yemeye başladım.

* Hiç korkmadım ama bir belirsizlik var tabii. ‘Daha fazlası olacak mı?’ endişesi oluyor insanda. Özel bir hastanedeydim. Tek kişilik odaydı ve hem ortam hem ekip mükemmele yakındı. Bu psikolojimi etkiledi.

* Zaten hayatın kırılganlığı ve günlük rutinlerin anlamsızlığını bilerek yaşayan biriydim. Bu krizin tüm insanlığın bakış açısını değiştirmesini umuyorum.

Hayat gerçekten hızlı ve kısa

* Benim için üzülenlere çok üzüldüm. Benim için konforları bozuldu. ‘Ya birilerine bulaştırdıysam?’ kısmı benim için daha zordu.

* Ailemle akşam 22.00’den sonra 5 dakikalık telefon görüşmeleriyle iletişim kurdum. Onlar için de hayatı zorlaştırdığım için üzgündüm.  

* Keşke bundan sonra hep istediğim hayatı yaşayabilsem; sörf, arkadaşlarla muhabbet ve sakin bir yaşam... Hayat gerçekten hızlı ve kısa.

Anne-babama bir daha öflemeyeceğim

Hümeyra Ayar, 38, İstanbul (6 gündür karantinada.)

* Annem ve babamın da testi pozitif çıktı. Babamı önce zatürre şüphesiyle eve yolladılar. Dört gün kendisiyle ben ilgilendim. Meğer korona pozitifmiş. Ben de ondan kaptım. Babam taburcu oldu. İkisinin de sağlık durumu şu anda iyi.

* Hastaneye yatmak her zaman endişe vericidir ama özellikle bu dönemde gerginliğe sebep olabiliyor, yine de sakinim. Çünkü hastanede olmak tedaviye ulaşabilmek anlamına geliyor.

Canla başla mücadele ediyorlar

* Telefonumdan dizi izliyorum, sosyal medyaya bakıyorum. Çoğunlukla bir uyku hali var zaten. 

* Bazen sevdiklerimizi, aile büyüklerimizi kırabiliyoruz. Bunların ne kadar saçma sapan kırgınlıklar olduğunu anladım. Kendi kendime bir söz verdim, bir daha anne-babama öflemeyeceğim.

* Herkes canla başla mücadele ediyor. Her gördüğüme “Allah sizden razı olsun, çok değerlisiniz” diyorum. İmkânları artarsa her şey çok daha iyi olur.

Bilinen hiçbir hastalığım yok ama ağır atlattım

Yusuf Alabarda, 50, Ankara (Yoğun bakımdan çıktı, 7 Nisan’dan beri solunum cihazına bağlı.)

Karantina altındakiler anlatıyor: Hiçbir şey sevdiklerinize doya doya sarılmaktan daha kıymetli değil

* Virüsü yurtiçi seyahatleri esnasında kaptığımı düşünüyorum. Bu yüzden hijyen ve sosyal izolasyon konusunda çok dikkatli olunması gerekiyor.

* 50 yıl boyunca sigara, alkol gibi hiçbir kötü alışkanlığım olmadı. Bilinen hiçbir hastalığım da yok. Buna rağmen
çok ağır atlattım.

* Sayısız test yapıldı. Kan değerlerimiz sürekli kontrol ediliyor. 

* Hastanede sabah, öğlen ve akşam olmak üzere iyi bir beslenmeyle günlerimizi geçirdik.

* İki haftalık yoğun bakım tedavisinin ardından testim negatif çıkınca normal servise alındım. Kan değerlerim tekrar kontrol edilecek, doktorlar karar verince taburcu olacağım.

Ailemi görememek çok zordu, sürekli ağlıyordum

Büşra Kolay, 22, İstanbul (9 Nisan’da taburcu oldu.)

* İlk başta üşüttüm sandım. Öksürme ve ateş yoktu. Daha sonra kas ağrıları çok arttı. 

* Hastanede üç öğün yemek veriliyor. Sabahları süt, akşamları mutlaka yoğurt ya da ayran oluyor.

* Doktor ve hemşirelerden Allah razı olsun.  

*Dizi/film seyredip kitap okudum. Ailemle iletişim halindeydim. 

* Bu süreçte yaşadığım güzel günlerin de kötü günlerin de değerini anladım. Her şeyden önce sağlık ve aile geliyor. Ailemi görememek çok zordu, sürekli ağlıyordum.

* Duş alıp odamda uyumayı çok özledim.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle