İzmir’in kızları şehrin yapısından kaynaklanan bir esintiyle büyüyorlar

İzmirli üç kadın ve onların aşk hikâyeleri... Fonda Sezen Aksu şarkıları... Gökçe Bahadır, Derya Alabora ve Seda Akman’la yeni müzikli oyunları için buluştuk. ‘İzmir’in kızları’ ifadesinin onlar için ne anlama geldiğini, Sezen Aksu şarkılarına nasıl çalıştıklarını, aşkın hallerini konuştuk.

Haberin Devamı

Okan Bayülgen son dönemde sahneye çıkmaya başlayan dizi oyuncuları için, “Şimdi dizi oyuncuları sahnede. İzleyip çok güleceğiz” dedi. Ne diyorsunuz?
GÖKÇE BAHADIR: İyi olan bir şeye gülüneceğini düşünmüyorum. Gelip bakılır, ne yapılmış, nasıl çalışılmış. Eğer ortaya çıkan şey iyiyse gülmek yerine ayakta alkışlanır.
DERYA ALABORA: Bence önemli olan yetenek. Yeteneksiz olursan ekranda da olmaz. Gökçe de Seda da sahnenin hakkını veriyor. Benim söylememe gerek yok, ortada.
Gönlümde yatan aslan her zaman müzikaldi
 Sizce seyirci oyuna mı yoksa sizi görmeye mi gelecek?
DERYA ALABORA: Bazen seyirci oyun kötü olsa da ünlüleri görmeye gidiyor. Ama bizim işimizde önemli olan kalıcı olmak. Popülerlik bir yere kadar işler. Oyun iyi olduğu için gelen seyirci, izlediğini kolay kolay unutamaz.
Televizyonda daha çok para kazanma şansınız varken neden tiyatro sahnesindesiniz?
GÖKÇE BAHADIR: Ben kendimi bir anda dizi sektöründe buldum. Bütün işlerim de çok uzun soluklu oldu. Sekiz senem iki diziyle geçti ve bu, planladığım bir şey değildi. Sonra bu döngü devam etti. Dizi oyunculuğuna da hiçbir zaman maddi bir kaygıyla bakmadım. En zor oyunculuk alanlarından biri bence. Ama gönlümde yatan aslan her zaman müzikaldi. Sevgili Mustafa ve Gül Oğuz’la tanışalı 10 yıl oluyor. İlk işbirliğimiz Çağan Irmak’ın ‘Dedemin İnsanları’ filminde olmuştu. Film zamanı Mustafa Bey müzikal yapmam gerektiğini, belki bir gün birlikte yapacağımızı söylemişti. İşte o gün geldi.

İzmir’in kızları şehrin yapısından kaynaklanan bir esintiyle büyüyorlar


Ağlarken bir anda gülmeye başlıyorlar
 Oyuna dönersek... Nedir İzmir kızlarının ruhu?
GÖKÇE BAHADIR: İzmir’in kızları dişiliklerini hiç kaybetmiyorlar ama maskülen bir tarafları da var. Ne istediğini bilen, kendiyle barışık, eğlenceli, tatlı dilli, güler yüzlü kadınlar...
SEDA AKMAN: Enerjileri çok yüksek. Hayata daha pozitif bakan, özgür ruhlu kadınlar olduğunu düşünüyorum. Ne kadar sıkıntıları olsa da modları düşmüyor. Ağlarken bir anda gülmeye başlıyorlar. Her şeye rağmen dimdik duruyorlar. En kötü şeyden ders çıkarıp ‘Show must go on’ (Şov devam ediyor) diyerek hayata devam ediyorlar.
DERYA ALABORA: İzmir’in kızları sanırım şehrin yapısından kaynaklanan bir esintiyle büyüyorlar. Şunu demek istiyorum: Başka ülkelerin havası, kültürü, bu şehri ve kadınlarını etkilemiş. Biraz fıkırdak, biraz dişi, tuttuğunu koparan kadınlar olmuşlar.
 Aranızda İzmirli var mı?
GÖKÇE BAHADIR: Oyunumuzun yazarı Serdar Saatman ve yönetmenimiz Gaye Cankaya İzmirli. E, Sezen şarkıları söylüyoruz, o da İzmirli. Benim baba tarafım Çankırılı. Ama prova sürecinde gördüm ki ben epey İzmirliymişim.
DERYA ALABORA: Benim ailem Selanik göçmeni. İzmir’in yapısına baktığımızda Selanik’ten bir farkı yoktur. Belki o yüzden İzmir’den izler taşıyorum.
SEDA AKMAN: Ben baba tarafından Samsunluyum. Ama yeni tanıştığım insanlardan en çok duyduğum soru, “Sen İzmirli misin” oluyor. Sanırım ben de o ruha yakın bir karaktere sahibim.
Bir kadın hikâyesi anlatıyorsunuz. Genelde hep erkek hikâyeleri izliyoruz. Sektörde kadınlar adına bir şeyler artık kırılıyor mu?
DERYA ALABORA: Bir dönem daha çok kırıldığını düşünüyorum. Tutuculuklar sektörde fazlalaşmaya başladı. Biz ‘Şaşıfelek Çıkmazı’nı çekerken oynadığımız özgür kadınlar artık yok.
 Gökçe Hanım, canlandırdığınız ‘Gülümser’ karakteri oyunda iki aşk arasında kalıyor. Ve âşıklarından biri onu elde edebilmek için birçok yalana başvuruyor.
Aşkta her şey mubah mıdır?
GÖKÇE BAHADIR: Aşkın doğru kelimelerle anlatılabileceğine inanmıyorum açıkçası.
 Anlamadım?
GÖKÇE BAHADIR: Aşk üç harften oluşan, çok basit bir kelime gibi görünüyor ama anlatmaya kalktığında zorlanıyorsun; bir kere sağlaması yok. Aşk hiçbir zaman birine sahip olmak gibi bir şey olmamalı. O kadar güzel, o kadar güçlü bir duygu ki sadece yaşadığın duygunun tadını çıkarmalısın.
 Oyunda farklı kuşaklardan aşk hikâyeleri izliyoruz. Sizce yıllar içinde aşk nasıl değişti?
SEDA AKMAN: Eskiden bir çekince ve masumiyet vardı. Ama tabii her şey tozpembe değildi. Birçok insan aşkını yaşamak isterken yaşayamıyordu, özgür olamıyordu. Şimdi ilişkiler daha net. Duygularımızı daha kolay ifade edebiliyoruz. Keşke geçmişin masumiyetini de biraz daha koruyabilsek ve aşkı o naiflikte yaşayabilsek. Ama Sezen’in de (Aksu) dediği gibi, “Masum değiliz hiçbirimiz”.
DERYA ALABORA: Aşk bence dünyanın en güçlü duygusu. Bu duygu insanları ölüme sürükleyebilir, dağları deldirir... Edebiyat ölümsüz aşk hikâyeleriyle dolu. Ama galiba aşk günümüzde eski anlamını yitirdi; ilişkiler daha hızlı, daha boş yaşanıyor.
Siz hangi dönemin aşklarını tercih edersiniz?
DERYA ALABORA: Eski aşkları... İnsanın birbiri içinde eriyip gittiği aşkları seviyorum. Hayatımda da yaşadığım halini.
Hani sanat konuşacaktık Hakan!
 Oyunda öpüşme sahneniz var...
GÖKÇE BAHADIR: Bak yaaa (gülüyor)! Hani sanat konuşacaktık?
 Öyle bir söz vermedim ki...
GÖKÇE BAHADIR: Sanat diyorum Hakan (gülüyor)!
Dizilerde, filmlerde öpüşme sahnesi için oyuncuların, “Çok zorlandım” dediklerini okuyoruz. Dizi ve sahne arasında fark ne?
GÖKÇE BAHADIR: Dizide kalabalık bir ekip var ve bazen tekrarlanabiliyor. Sahnedeyse çok daha doğal ilerliyor.
Gökçe’yi çocuğum gibi seviyorum!
İzmir’in kızları şehrin yapısından kaynaklanan bir esintiyle büyüyorlar

Seda Hanım, siz Gökçe Bahadır’ın annesini canlandırıyorsunuz. Aranızda kaç yaş fark var?
GÖKÇE BAHADIR: Dört yaş falan.
SEDA AKMAN: Ben onu çocuğum gibi seviyorum (gülüyor)!
 Rol geldiğinde hiç tereddüt ettiniz mi?
SEDA AKMAN: Mustafa Oğuz teklifi getirdiğinde hiç tereddüt yaşamadım. Benim için önemli olan birinin annesini oynamak değil, sahnede doğru işi çıkartıp seyirciye o duyguyu geçirebilmek.

Üç ay aralıksız Sezen Aksu dinledik
Şarkıları canlı söylüyorsunuz.
Şan eğitiminiz var mı?
SEDA AKMAN: Operacı ya da şan bölümü mezunu değiliz. Gökçe’nin bir albümü var. Ben de ‘La Boucherie’de sahne almıştım.
 Sezen Aksu şarkıları söylüyorsunuz. O şarkılar size ne ifade ediyor?
DERYA ALABORA: Sezen Aksu benim kuşağım için önemli bir figür. Sezen’in iç dünyasında yaşadığı fırtına, duygusal değişimler şarkılarına o kadar güzel yansımış ki bizim hayatımızda da tam karşılığını bulmuş.
Bazı şarkıları ezberlemekte zorlandık
◊ Nasıldı bu kadar kült şarkıları yeniden yorumlamak?
GÖKÇE BAHADIR: Sözler o kadar edebi ve derin ki bugüne kadar ezbere söylediğim tüm satırları, detaylı çalışmaya başlayınca sanki ilk defa duyuyor gibi hissettim.
DERYA ALABORA: Sezen çok iyi müzisyenlerle çalıştı. Parçaların altyapıları çok iyi ve zor. Bu süreçte bir şey fark ettim, Sezen Aksu’nun şarkı sözleri de çok zor. Bazı şarkıları ezberlemekte zorlandık çünkü basit ve akılda kalıcı değil. Altında bir felsefesi var, o yüzden çok tekrarlamak gerekiyor. ‘Ağlamak Güzeldir’de çok zorlandım mesela. Pek güzel ama çalışma süreci yorucu oldu. Bu bir şikâyet değil tabii.
SEDA AKMAN: Üç ay durmadan gece-gündüz Sezen şarkıları dinledik. Hâlâ da dinliyoruz.
 Söylemesi en zor şarkısı hangisi?
GÖKÇE BAHADIR: ‘Şarkı Söylemek Lazım’.
 Oysa en eğlenceli ve kolay şarkı o gibi...
GÖKÇE BAHADIR: Öyle gibi ama sen gel de gör! Sözlere bak, “Hayat zorlaşınca / Çıkmaz sokaklarda soluksuz kalınca / Azalınca manadan / Seyyar sevdalarda parçalanınca Dil yetmeyince / Göz görmeyince / Gönül hissetmeyince / Kırılınca / Camdan kalp /Dönüp yalnızlığa kilitlenince”...
SEDA AKMAN: Şarkıda, “Hay la la la” diye duyup eşlik ettiğimiz yer de öyle değilmiş. Aslında Sezen orada, “Hayda yalla lolla leey” diyormuş. Bildiğin deşifre çalıştık.
Sezen Aksu sizi dinledi veya izledi mi?
GÖKÇE BAHADIR: FaceTime’la bağlantı yaptık. Sezen, “Ben ne zaman geliyorum” dedi ama şu an çok heyecanlıyız,
“Biraz rahatlayalım, öyle gel” dedik çünkü bir de Sezen’i karşımızda görürsek şarkı söylerken titreriz.

İzmir’in kızları şehrin yapısından kaynaklanan bir esintiyle büyüyorlar



Haberle ilgili daha fazlası: