Güncelleme Tarihi:

Uzun yolculuklarda bir refakatçimin olması işimi kolaylaştırıyor, her şey daha az endişeyle çözülüyor. Çünkü mola yerlerinde otobüse inip binerken bana yardımı oluyor. Otobüs muavinleri destek olmayı deniyor ama onların da kendine göre işleri ve ihtiyaçları var.
Otobüsün kalkmasına 10 dakika kala refakatçimi yani kuzenimi aradım. Duyduğum cümle hiç beklediğim gibi değildi. “Ben yeni uyandım” demez mi! Korktuğum başıma geldi, otobüsü kaçıracaktı, kaçırdı da. Daha önce de benzer durumlar yaşadığım için neyse ki tedarikliydim. Olası ihtiyaçlarım çantamda hazırdı. Tek başıma çıktım yola.
Otobüsler maşallah ne kadar köy, kasaba varsa girip çıktığı için normalde 6 saat sürmesi gereken yolculuk
10 saati buluyor. Ortopedik engeliniz varsa daha da zor, belirtmek isterim.
Bilmem kaçıncı kere ihtiyaç molası için durduk. Tuvalet ihtiyacımız var tabii. Kafamı toplayıp ortamı dinledim. Çay karıştırma seslerine dönüp ilerledim, otomatik kapının sesini duymaya çalıştım. Ve kapı açıldı. “Var mı çay isteyen” diyen kişiye doğru hızlandım. Koridoru hizalayıp devam ediyordum ki yakalandım. İstediğim de buydu. Birine bir şey sormaktansa nedense bu şekilde yakalanmayı tercih ediyorum.
Çaycı arkadaş “Nereye gidiyorsun yeğenim” dedi. “Tuvalete gitmek istiyorum, şu karşı koridorda değil mi” dedim. “Sen nerden biliyorsun” diye sordu. Tepsiyi arkadaşına verdi ve “Hadi ben seni götüreyim” diyerek kolumdan tuttu. “Hayır, ben senin kolundan tutacağım” dedim, kabul etti. Beni bekleyeceğini söyledi.
İşim bitti, çıktım. Kolumdan saatimin kapağını açıp saate baktım. “Vay be” dedi adam, şaşırdı. Benim basit görme engellilere özel saatim herkese nedense ilginç geliyor.
Dışarı çıkıp bir masaya oturdum, çaycı bana bir de demli çay ısmarladı. “Falan otobüsün hareket saati gelmiştir” sesleri arasında dalmışken eski anlaşılmaz anonsların düzeldiğini fark ettim. Çünkü artık bunları otomatik bilgisayar okuyor. “İstanbul’dan gelip filan yere giden otobüsün yolcuları, hareket saatiniz gelmiştir.” Bu ben oluyorum. Çaycı dostuma “Borcum ne kadar” diye seslendim. “Ne borcu yeğenim, senin paran geçmez burada, hadi seni otobüse bindireyim” dedi. Israr edemedim çünkü faydasız, biliyorum. Teşekkür ettim, bindim otobüse.
Hareket etmek işi kolaylaştırıyor.Ben yardıma ihtiyaç duyunca genelde birini aramıyorum, birinin beni bulmasını sağlıyorum. Çünkü bu iletişimi kolaylaştırıyor. Birçok şeyi yapabildiğimi ortaya koyuyorum. Bunun engellilere olan bakışı değiştirdiğine inanıyorum. Hareket etmezsem beni gören de olmaz.
En önemlisi yolda olmak. Zaten yol sizi gideceğiniz yere götürüyor. Siz de ilerlemekten vazgeçmeyin. Aynı yolun yolcularıyla ilişki kurun. Her sese iyi pazarlar.