‘Gösterilerim balayı gibi geçiyor, her sahneye düğüne gider gibi hazırlanıyorum’

Güncelleme Tarihi:

‘Gösterilerim balayı gibi geçiyor, her sahneye düğüne gider gibi hazırlanıyorum’
Oluşturulma Tarihi: Kasım 02, 2025 00:00

Yaklaşık 10 yıl önce hayatımıza girdi. Stand-up gecelerinde sahneye çıktı, ardından ekranda canlandırdığı ‘Şaziment Servermez’ karakteriyle tanınıp sevildi. Şimdilerde sosyal medyada paylaştığı eğlenceli videolarla milyonlara ulaşıyor. Miray Akovalıgil’le buluştuk; hayattan ve mizahtan bahsettik.

Haberin Devamı

Birbirinden renkli karakterler yaratıp hayatın tuhaflıklarını kendi üslubuyla anlatıyor, kimi zaman sahnede kimi zaman da sosyal medyada karşımıza çıkıyor. Miray Akovalıgil’i sahnede ya da internette görmediğimiz zamanlardaysa ‘hukuki işler’le uğraşıyor çünkü kendisi aynı zamanda bir avukat. Bugünlerde ‘Ya Bende Bir Şey Yoksa?’ adlı stand-up şovunun Türkiye turnesi kapsamında ülkenin dört bir yanını dolaşıyor. Mizah, üretmek, kadın komedyen olarak görünür olmak üzerine konuştuğumuz başarılı komedyen “Bu işte birinin canını sıkmaya başladıysan, doğru bir şey yapıyorsundur” diyor.

Yoğun turne programınızın arasında buluşmayı başardık. Nasıl geçiyor turneniz?

10 yıldır böyle bir turne programı olmasını hayal eden bir komedyen olarak istediğim yoğunluğa sahip olmak büyük bir keyif, büyük bir heyecan. Seyircilere ulaşabilmek çocukluk hayali olan biri için bu muazzam bir deneyim.

Haberin Devamı

Her gösteride ayrı bir heyecan oluyor mu yoksa alıştınız mı?

Her seferinde ayrı bir heyecan oluyor. “Nasıl hâlâ heyecanlanıyorsun” diye soruyorlar. O heyecanı hissetmek için bu işi yapıyorum ve umarım hiç kaybetmem.

Sizi ilk olarak ekranlarda tanıdık. ‘Aşk Yeniden’ dizisinde Şaziment’i canlandırdınız. Bir daha da sizi ekranda görmedik...

Başından beri hedefim stand-up’çı olmaktı. Stand-up’ta seyirciye ihtiyacım olduğundan, sosyal medyada tanınabilmek için komedi üretimlerimi kullandım. Komedi oyunculuğu da bunun bir parçasıydı. Bana bir tecrübe kattı.

Oyunculukta sizi en çok zorlayan şey neydi?

Tipolojimden ötürü zorluk yaşadım. Türkiye’deki kadın rollerinde farklı tipolojiye sahip kadın oyuncuların şansının az olduğunu bizzat deneyimledim. Sonraki süreçte de beni yansıtan ve heyecanlandıran bir rol gelmedi.

Açık Mikrofon gecelerinde sahneye çıkarak başladınız stand-up yapmaya. O günden bugüne nasıl bir süreç yaşadınız?

Açık Mikrofon kendime yaptığım bir yatırım, bilinçli bir başlangıçtı. Çünkü bu işin mutfağı; stand-up işini orada öğreniyorsun. Ben de komedyenlikte stajımı Açık Mikrofon’da yaptım. Süreç içinde her şey tahlil ettiğim ve istediğim gibi oldu, sadece uzun sürdü. Başladığım zamanlar hedefim bu noktalara gelebilmekti.

Haberin Devamı

Gösterilerinize erkek izleyiciler de geliyor mu?

Eskiye göre erkek seyircilerim arttı. Önceden sadece kadınlar olurdu, şimdi neredeyse yarı yarıya. Bazı erkek izleyiciler, eşleri veya arkadaşları sayesinde geliyor ama çıkışta “Beklediğimden farklıydı, çok güldüm” diyorlar.

‘Gösterilerim balayı gibi geçiyor, her sahneye düğüne gider gibi hazırlanıyorum’

“Sahnede dişiliğimi kullanmayı tercih ettim” diyorsunuz bir röportajınızda...

Bu biraz da bir başkaldırıydı. Kadın komedyen olarak az olduğumuz bir alanda ‘Bunu avantaja nasıl çeviririm’ diye düşündüm. Açık Mikrofon’a çıktığım ilk günden beri gösterişli çıkıyorum sahneye. İşin görselliği var ve kadınlığın negatif değil, pozitif bir yere taşınmasını istedim.

Haberin Devamı

Sosyal medyada da oldukça büyük bir kitleniz var. Görünür olmak, özellikle kadınlar için
zaman zaman zorlayıcı oluyor mu?

Aslında ilk videoma gelen olumsuz yorumlarla birlikte insanların başkaları hakkında ne kadar rahat konuşabildiğini fark ettim. O noktada bir karar verdim: Bu işi yapıyorsan, bu riski de alıyorsun. Zamanla, olumsuz yorumların aslında sana değil, insanların kendi iç sıkıntılarına ait olduğunu görüyorsun. Ben artık onları hayatımın içine almıyorum. Olumsuz yorumlar beni motive ediyor bile diyebilirim. Akrep burcuyum, hırslıyım. Bu işte birinin canını sıkmaya başladıysan doğru bir şey yapıyorsundur.

Mizahın yanında sosyal medyada hayatınıza dair daha kişisel paylaşımlar da yapıyorsunuz...

Haberin Devamı

Ana postlarımı mizah besliyor, hikâyelerimse tamamen hayatımdan kesitler. Orada her şey var; yapamadıklarım, şikâyetlerim, mutluluklarım... Ne yaşıyorsam onu paylaşıyorum. Bu şeffaflık takipçilerimle bağ kuruyor. “Bunu beceremedim” demek birinin kendini yalnız hissetmesini engelliyor.

Zayıflama yolculuğunuzu da açıkça paylaşıyorsunuz...

Yeme bozukluğumla ilgili sürecimi hep çok şeffafça anlattım. Takipçilerimin gözünün önünde aştım diyebilirim. Bunu sadece kilo özelinde değil, hayatımızda değiştirmek istediğimiz herhangi bir şey için düşünebiliriz: “Miray yaptıysa ben de yapabilirim” demelerine sebep oluyorsam, birine bile moral verebiliyorsam bu benim için büyük mutluluk.

Haberin Devamı

Komedyenlikle eşzamanlı olarak avukatlık yapıyorsunuz. Tekrar seçme şansınız olsa yine hukuk okur muydunuz?

Hukukun bana kattığı çok şey var. İş disiplini, analiz yeteneği, yazabilme becerisi... Bunların hepsi bugün komedyenliğime hizmet ediyor. Tabii ki başlangıçta bunu böyle öngörmemiştim. Bizim nesil biraz daha geleceği çok düşünmeden, kalbini tam dinlemeden kararlar verdi. Şimdi dönüp arkama bakınca
‘İyi ki hukuk okumuşum’ diyorum. Bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı.

Aynı anda bu kadar farklı alanda üretmek zor mu?

Hayır, hatta bana iyi geliyor. Çünkü bende dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) var. Bu durum bende çokyönlülüğü besleyen bir şeye dönüşüyor. Birden fazla işle uğraşmak, o enerjiyi dağıtmak bana iyi geliyor. Bu tempo beni dengede tutuyor.

Tüm bu tempoda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?

Tatil yapmasam bile yaptığım işten öyle memnunum ki o bile bana bir tür tatil gibi geliyor. Gösterilerim gerçekten balayı gibi geçiyor. Her sahneye düğüne gider gibi hazırlanıyorum. Şimdilik bir şikâyetim yok.

 

‘KIYAFET CESARET İŞİDİR, BENDE DE O CESARET VAR’

- Renkli makyajlarınız, büyük takılarınız, kendinize has giyim tarzınız dikkat çekiyor. Modaya özel bir ilginiz hep var mıydı?

Hep canım ne istiyorsa onu giydim, kiloluyken de öyleydi. Renkli giymek benim için bir eğlence alanı, küçük lunaparkım. Kıyafet cesaret işidir, bende de o cesaret var. Bazen çocuk reyonundan bile alırım, kendime yakıştırdıysam mesele bitmiştir. Annem ve ablam da danışmanım gibi, onlara mutlaka fikir sorarım.

 

‘YURTDIŞI GÖSTERİLERİ BAŞLADI’

- Global hedeflerinizi hep dile getiriyorsunuz. Neler var ufukta?

İngilizce stand-up yapmak, yazdığım senaryoları bitirip uluslararası platformlarda izleyiciyle buluşturmak istiyorum. Son yıllarda yurtdışı gösterileri başladı, artarak sürsün istiyorum. Türkiye’yi bu alanda temsil etmek hedefim. Senaryodaysa dürüst olayım; yazıp yazıp sildiğim bir aşamadayım. Yazar Miray kendini henüz yeterince profesyonel görmüyor.

BAKMADAN GEÇME!