Geçici bir heves mi yoksa bir ‘T-Pop’ hikâyesi mi?

Güncelleme Tarihi:

Geçici bir heves mi yoksa bir ‘T-Pop’ hikâyesi mi
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 16, 2026 07:00

Bir süredir Manifest’le başlayan, CRUSH’la devam eden bir heyecan dalgasının etkisindeyiz. Kız ve erkek müzik gruplarına yatırımlar yapılıyor, küresel planlardan bahsediliyor. Herkes bu akımı büyüklüğü milyar dolarlarla ölçülen ‘K-Pop’la (Kore popu) karşılaştırırken koyulan hedeflerin ne kadar gerçekçi olduğuna baktık...

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Son yıllarda sosyal medya platformları adeta bir trend cennetine dönüştü. Algoritmanın da marifetiyle önümüze peş peşe düşen benzer videolar ister istemez algımızı da etkiliyor. Oysaki bir trendin ya da akımın gerçek gücünü test etmek hiç de zor değil. Sokağa çıkmak yeterli. Son dönemde müzik dünyasında peş peşe kurulan kız ve erkek gruplarına olan ilginin de sosyal medyayla sınırlı kalmadığını evinizden çıkıp dışarı adımınızı attığınız anda görebiliyorsunuz. Neredeyse her sokakta kendi grubunu kurup dans eden ve şarkı söyleyen çocuklara, gençlere rastlıyorsunuz. Artık gelecekle ilgili hayaller anlatılırken bir müzik grubuna girmek de listeye ekleniyor.

Geçici bir heves mi yoksa bir ‘T-Pop’ hikâyesi mi
AURA bu yıl kuruldu.

Haberin Devamı

Bir yandan da 1,5 yıl önce kurulan, altı genç kadından oluşan Manifest’in her konseri kapalı gişe geçiyor. 30 Temmuz’da tanıştığımız yedi genç erkekten kurulu CRUSH’ın ‘Crush!’ şarkısı listelerde yükselmeye devam ediyor. Sadece onlar da değil, AURA, MANTRA, Radikal... Her biri sektörde yer edinmek için canla başla çalışıyor. Şimdilik müzik dünyası da arkalarında gibi görünüyor. Ajda Pekkan, Manifest’le; Serdar Ortaç, Karm6’yla düet yapıyor.

Geçici bir heves mi yoksa bir ‘T-Pop’ hikâyesi mi
Radikal de yeni ‘boy band’lerimizden.

Ve birçok kişi bu gelişmeleri K-Pop’un (Kore popu) yükselişiyle karşılaştırıyor. K-Pop her ne kadar Güney Kore’den çıkmış olsa da bugün büyüklüğü milyar dolarlarla ifade edilen global bir endüstri. Forbes’un haberine göre K-Pop hayranları, sevdikleri grupların sayısına ve onlara olan adanmışlıklarına bağlı olarak yılda ortalama 100 (yaklaşık 4.800 lira) ile 1.400 dolar (yaklaşık
67 bin lira) arasında harcama yapıyor. 

Ama iş grup kurmaya karar vermekle bitmiyor. Sıkı bir yetenek eğitimi, yüksek prodüksiyonlu şovlar ve hayranlarla yoğun etkileşim bu endüstrinin olmazsa olmazları. Sektörün temelinde de yeteneklerin keşfedilmesinden küresel olarak pazarlamaya kadar her aşamayı yöneten ve bunun sürekliliğini sağlayan profesyonel şirketler var. Elbette Güney Kore hükümetinin de desteğini unutmamak gerekiyor.

Haberin Devamı

Türkiye’de de şirket destekli, yarışma temelli bir yapıda ilerliyor bu gruplar. Tabii yaşanan gelişmelerin çekiciliğine kapılıp pastadan pay almak için kurulan, kabaca ‘merdiven altı’ gruplara da hazırlıklı olmak gerekiyor.

Özetle, daha yolun başındayız ve bu noktadan sonra atılacak adımlar bu grupların ve sektörün ömrünü belirleyecek. Yıllar sonra dönemin popüler bir akımı olarak mı hatırlanacak, yoksa büyük bir endüstriye mi dönüşecek.

‘Bir endüstriye dönüşme olasılığı son derece düşük’

Eda Solmaz, Hürriyet Kelebek editörü, müzik yazarı

Türkiye’de son dönemde peş peşe kurulan kız ve erkek grupları, Türkçe sözlü pop müziğe şüphesiz taze kan getirdi. 90’lar popuna dair
o nostalji tozunu kaldırdılar ve genç nesle kendi anadillerinde de küresel standartlarda şarkılar dinleyebileceklerini kanıtladılar. Ancak bu hareketin Kore’deki gibi sürdürülebilir bir endüstriye dönüşme olasılığı son derece düşük. Kendimizi kandırmayalım, karşımızdaki tablo kalıcı bir yapıya sahip değil.

Haberin Devamı

Bu tıkanıklığın temelinde hem finansal hem de vizyoner bariyerler var. K-Pop’u küresel bir fenomene dönüştüren şey sadece hit şarkılar değil. Güney Kore hükümetinin kültür ve eğlence sektörünü bir ihracat kalemi olarak görüp buraya altyapı yatırımları yapmalarıydı. Türkiye’deyse bu tür projeleri küresel ölçekte fonlayacak bir müzik lobisi mevcut değil.

K-Pop’ta tek bir şarkıya değil, albümler boyu süren bütün bir hikâye anlatıcılığına ve konsepte odaklanılır. Türk müzik sektöründeyse gruplar anlık hitlere yoğunlaşıyor. Kore’deki şirketler sanatçı imajını ve krizleri milimetrik bir strateji süzgecinden geçirirken Türkiye’de sanatçılar ve yapımcılar duygusal reflekslerle hareket ediyor. Sosyal medyadaki linç kültürüne ve anlık polemiklere enerjilerini harcamaktan prodüksiyon ve içerik devamlılığına ağırlık vermiyorlar.

Geçici bir heves mi yoksa bir ‘T-Pop’ hikâyesi mi
1,5 yıl önce kurulan, altı genç kadından oluşan Manifest’in her konseri kapalı gişe geçiyor.

Haberin Devamı

Manifest veya CRUSH gibi gruplar kalitesiyle cidden takdiri hak eden işler yapıyorlar. Bu gencecik müzisyenlerin gelişimi mükemmel. Ancak ulaşabilecekleri maksimum yer yurtdışındaki Türk diasporasına performans sergilemekten öteye geçemeyecektir. Bugünlere bakınca Türkiye’deki grup furyasının lokal pazarda heyecan yaratan çok dinamik bir dönem oluşturduğunu hatırlayacağız.

‘Kültürümüzü modern bir formda bu projelere işleyebilirsek neden olmasın?’

Ozan Bayraşa, prodüktör

Bunun bir trend olarak kalıp kalmayacağına yapılan müzikler dikte edecek. Eğer sadece global anaakım müzik trendleri üzerine odaklanırsak mümkün değil bence. Ancak kendi kültürümüzü modern bir formda bu projelere işleyebilirsek neden olmasın? Belki Kore’nin de ötesine geçebiliriz. Neticede Kore bizim kadar farklı etnik kültürler barındırmıyor. Bunun değerini bilmeli ve bu çeşitlilikten beslenmeliyiz, en büyük silahımız bu.

Haberin Devamı

‘İlgi gerçek, genç dinleyici kitlesi bu renkli formatı seviyor’

Hayalsu Altınordu, ETL Records (CRUSH’ın yapım şirketi) ABD Operasyonları Direktörü

Destiny’s Child ve NSYNC gibi grupların hayranı olarak büyümüş biri olarak bu trendi uzun süredir takip ediyorum. Türkiye’de art arda kurulan kız ve erkek grupları, K-pop’un küresel başarısından ilham alan doğal bir refleks. Ama Kore modelinin gücü sadece ‘grup kurmak’tan gelmiyor, yıllara yayılan trainee sistemi (yetenekli çocukları sahneye hazırlama eğitimi), ciddi prodüksiyon yatırımı ve küresel pazarları hedefleyen bir dağıtım ve pazarlama stratejisinden geliyor. Türkiye’deki bu dalganın kalıcı bir endüstriye dönüşmesi için benzer bir eğitim süreci ve altyapı gerekiyor. Şu an ilgi gerçek, genç dinleyici kitlesi bu renkli formatı seviyor, ancak ‘trend’ olmaktan çıkıp ‘sektör’ haline gelmesi sürdürülebilir yapımcılık ve uluslararası pazarlama gerektiriyor. CRUSH’la tam olarak buna odaklanıyoruz, amacımız global ölçekte bir başarı hikâyesi yaratmak. Bence Türkiye’deki durum bir başlangıç. Bu gruplardan kaçının sürdürülebilir başarı grafiği çizdiğini ve yurtdışı pazarlara açılabildiğini görünce asıl cevabı alacağız.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!