GeriHürriyet Pazar Esas mesele bize ne dendiği değil ki!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Esas mesele bize ne dendiği değil ki!

Esas mesele bize ne dendiği değil ki!

Bana en çok sorulan sorulardan biri “Size nasıl hitap edelim” oluyor. Görme özürlü mü, görme engelli mi, âmâ mı? Ancak asıl sorunumuz gerçekten bu mu? Bence değil.

Önümüz yine bayram, günler ne kadar da hızlı geçiyor... Her yerin açılmasıyla bayram alışverişi ve geziler de çoğaldı. Gün içinde daha çok insanla karşılaşıyoruz, bazen de yeni tanıştıklarımızla kısa sohbetler oluyor... Bana en çok sorulan sorulardan biri “Size nasıl hitap edelim” oluyor, ben de “Çok kolay” deyip adımı söylüyorum. Hemen gülüyorlar, biraz kem küm ediyorlar ve biraz incelikle soru tekrarlanıyor. “Aslında görme özürlü mü, görme engelli mi, yoksa âmâ mı diyelim” diye soruyorlar.

Çok eski belgelerde ‘sakatlar’ olarak anılıyorduk, sonra bunu biraz düzeltmeye çalıştılar. ‘Özürlüler’ oldu, onu da beğenmedik. Bence de eskisinden de kötü oldu. Son olarak durumumuzun sonuna bir engelli kelimesi geldi, artık literatürdeki ismimiz bu ve sorun çözülmüş gözüyle bakılıyor. Şu an ismimiz ‘görme engelli’. ‘Ortopedik engelli’, ‘işitme engelli’ vs. deniyor. Yurtdışında ‘özel insan’ olarak da kullanılıyor.

ÖNEMLİ OLAN ORADAKİ UNVANIM

Açıkçası benim konuyla ilgili birinci önceliğim, bunun bir kimlik olarak kullanılmaması. Hangi ortamda ve ne olarak oradaysam, öncelikli kimliğim engelli olmam değil. Oradaki unvanım önemli, önce onun kullanılmasını isterim. Diğer yandan körler arasında, aramızda istisnalar olsa da genellikle ‘kör’ olarak kullanılır. Bu durumun şöyle bir handikapı oluyor: Kimine ‘kör’ diyoruz, kızıyor; kimine ‘görme engelli’ diyoruz, “Bana kör diyebilirsiniz” diyor. Bu durumda ilişkiyi kurduğunuz kişi özelinde, onun istediği gibi kullanmakta fayda var bence.

Bence asıl sorunumuz bize ne dendiği değil, kendi özelimde söylersem, en çok erişilebilirlik sorunlarımız var. En basit örneği, bir şeylere takılmadan yolda doğru düzgün yürüyemiyoruz. Kaldırımlar seyyar satıcı, lokanta veya tekstil mağazaları tarafından işgal edilmiş durumda. İnternet ve sosyal medyada, bankalarda, devlet dairelerinde, hastanelerde, neredeyse her alanda erişilebilirlik sıkıntıları devam ediyor. Bunları çözmeden, adımızın ne olduğunu düşünmek bana hiç doğru gelmiyor. Şiir yazmadan başlık atamazsınız ya da bir roman bitmeden isim koymak ne kadar doğru...

En lezzetli yemek tarifleri burada

False