Güncelleme Tarihi:

Satrançla 7 yaşında tanıştı. Kısa sürede adını duyurdu. 17 yaşındaki büyükusta (GM) Ediz Gürel, dünya sıralamasında ilk 100’dekilerin katılabildiği 2025 FIDE Grand Swiss Turnuvası’nda ülkemizi temsil etti. Dünya şampiyonası değil, ancak en az onun kadar önemli bir turnuva. Ve burada Hindistanlı dünya şampiyonu Gukesh Dommaraju’yu yenerek ‘son dünya şampiyonu’ unvanına sahip bir sporcuyu yenen ilk Türk satranççı oldu. Bu karşılaşmanın ardından Gürel sorularımızı yanıtladı.
Dünya şampiyonunu mağlup ettin. Maça çıkarken nasıl bir strateji uyguladın?
Gukesh ile olan maçıma çıkarken de diğer tüm maçlarıma hazırlanır gibi çıktım. Çekişmeli, inişli-çıkışlı, hesap ve taktik güç ön planda, süre yönetimini doğru yapabilmenin avantaj olduğu zorlu bir maçtı.
Nasıl hissediyorsun?
Önemli olan elimden gelenin en iyisini yapmaktı. En güzeli beni seven, destekleyen, bana inanan herkesin yaşadığı mutluluğu görmek oldu.
Yenilgilerle aran nasıl?
Yaşım büyüdükçe yenilgileri biraz daha olgunlukla karşılayabiliyorum. Kayıp bir maçtan sonra bir süre kendi kendime kalıp nerede hata yaptığımın analizini yapıyorum. Bir süre sonra da önce annemle, sonra antrenörüm Dragan Solak’la konuşuyorum. Bu konuşmalardan kısa bir süre sonra yeni maçıma motive oluyorum.
Bir turnuva günü rutinin nasıl oluyor?
Erken kahvaltının ardından maça çıkacağınız rakibe özel açılış planlamanız ve hazırlık çalışmanızla gün başlar. Arada vereceğiniz tek mola öğlen yemeği olur. Maçlar ortalama 4-4,5 saat sürer. Çıktığınız maçın analizi önemlidir; antrenörümle maçın analizini yaparım. Geç saatlerde gün biter ve ertesi gün aynı rutin başlar.
15 YAŞINDA BÜYÜKUSTA
2024 Prag Satranç Festivali’nde ‘büyükusta’ unvanını kazandın. O turnuvayla ilgili sende en çok iz bırakan neydi?
15 yaşında Türkiye’nin 15’inci büyükustası olmak tarifi imkânsız bir mutluluktu. Satrançta alınabilecek en büyük unvanı almak ne kadar değerliyse, bundan sonra da aynı başarıyı hatta daha fazlasını yapıp bayrağımızı uluslararası arenalarda dalgalandırmak, ülkemizi bu başarılarla onurlandırmak ve küçük sporculara örnek olmak gibi bir sorumluluk da yüklendi omuzlarıma.
Hayatında bir değişiklik oldu mu?
Hayatımda değişen tek şey ismimin önüne gelen unvan oldu. Önceleri IM (International Master-Uluslararası Usta) Ediz Gürel’dim. Artık GM
(Grandmaster-Büyükusta) Ediz Gürel olmuştum. Antrenman programım biraz daha yoğunlaştı, yurtdışındaki daha önemli turnuvalardan davetler almaya başladım.
Sonraki hedeflerin neler?
Bu soru bana çok fazla soruluyor, herkes benim ağzımdan bir gün dünya şampiyonu olacağımı duymak istiyor ancak ben çok büyük sözler vermek yerine her yeni hedefim için elimden gelenin en iyisini yapacağımın sözünü verebilirim.
Türkiye’de satranç, futbolun ya da basketbolun gördüğü ilgiyi görmüyor. Sence neden?
Bu durumu satranç maçlarının uzun sürmesine bağlıyorum biraz. Ayrıca ülkemizde daha önce uluslararası arenada satranç alanında çok büyük başarılara imza atılmamış olmasının etkisi vardır. Son yıllarda satranç adına ülkemizden çokça bahsediliyor olmasıyla bu ilginin önemli ölçüde artmaya başladığını düşünüyorum.
Uluslararası turnuvalara katılmak maliyetli bir süreç. Sponsor bulmak mümkün mü?
Gelecek vaat eden bir sporcunun sponsor bulabilmesi neredeyse imkânsıza yakın. Ülkemizde başarı geldikten sonra göze çarpıyor. Ancak başarının gelebilmesi için sporcuların hem maddi hem de manevi destek bulması şart. Benim ilk sponsorluğum büyükusta unvanını aldıktan sonra gerçekleşti. O zamana kadar sadece ailemin gayretiyle ilerledim.
Genç yetenekleri desteklemek için neler yapılmalı?
‘Genç yetenekler’ dendiğinde herkesin aklına birkaç turnuvada başarı sağlamış olan sporcular gelir. Ancak bu başarının yanında dikkat edilmesi gereken çok fazla parametre olduğunu düşünüyorum. Başarılı küçük sporcuları her yönüyle inceleyen sporcu komisyonlarının kurulmasını isterdim. Doğru sporculara hem maddi hem de psikolojik yönden yatırım yapılırsa çok kısa sürede dünyadaki en başarılı satranç ülkesi oluruz.
Başka ülkelerde satranca dair seni en çok ne şaşırtıyor?
Diğer ülkelerde yaptığım röportajlarda, tam gün okula gidiyor oluşuma şaşırmalarına şaşırıyorum. Başka ülkelerde biz yaşlardaki sporcuların okul yaşamlarında büyük kolaylıklar sağlandığını biliyorum. Mesela farklı ülkelerdeki sporcu arkadaşlarım bana hangi üniversiteye gideceğimi sorarlar sık sık. Ben sınava gireceğimi söylediğimde de şaşırırlar.
Neden?
Amerika ve bazı Avrupa ülkelerindeki üniversitelerden tam burslu teklifler alıyorum. Ancak burada istediğim üniversite ve bölüme gidebilmem için sınava girip ciddi bir başarı göstermem gerekiyor. Bu aramızdaki önemli farklardan biri.
Senden küçük, profesyonel olarak satranç oynamak isteyenlere ne tavsiye verirsin?
Önce nelerden vazgeçebileceklerini hesaplamalarını isterim. Satranç bir tutku işi. Satranç antrenmanı yapmak için sinemaya gidemediğinize üzülecekseniz eğer, çok fazla başarılı olma hayalleri kurmayın. Ayrıca başarılı olmak için yol haritanız; planlı ve düzenli çalışma, düzenli uyku, düzenli beslenme olmalı.
‘ZORLANDIĞIM OLUYOR AMA SATRANÇ İÇİN TÜM ZAMANIMI FEDA ETMEYE HAZIRIM’
Okula ve özel hayatına zaman ayırmakta zorlanıyor musun?
Zorlandığım oluyor. Doğum günlerine katılamadığım çok fazla arkadaşım oldu, çoğu bayramda yurtdışında turnuvada olduğum için ziyaretlerine gidemediğim büyüklerim var. Bazen bir solukta okumak istediğim kitabı bile günlere bölerek okuyabiliyorum. Ancak bunlara dair hiçbir şikâyetim yok. Dostlarım ve sevdiklerimle ilişkim onların da anlayışı ve bana olan inancıyla gayet iyi devam ediyor. Kaçırdığım şeyler için çok fazla üzülmüyorum. Beni en çok mutlu eden şey satranç ve onun için tüm zamanlarımı feda etmeye hazırım.
Başka bir hobin var mı?
Çok zamanım kalmıyor, bulabildiğim her fırsatta masa tenisi oynamaya, kışın kayak yapmaya çalışıyorum.