GeriHürriyet Pazar ‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’

Toplu taşıma dışında maske takmaları zorunlu değil, sokağa çıkma yasakları hayatlarından çoktan çıktı... Sevdikleriyle istedikleri zaman, istedikleri yerde buluşabiliyorlar. Koronanın büyük ölçüde kontrol altına alındığı Pekin, Vuhan, Tel Aviv ve Auckland’de yaşayanlara sorduk: “Salgın sonrası hayat nasıl?” Cenk Özkömür salgın kontrol altına alınınca Çinlilerin sinemalara akın ettiğini söylüyor; İsrail’deki Oğuzhan Kara’ysa sarılmanın korona öncesine göre arttığını...

Pandeminin başladığı ilk günden bu yana, COVID-19 salgınının hayatımızda neleri değiştireceğini konuşup durduk. Bugün, tek tük vakaların görüldüğü ülkelerde yaşayanların ‘yeni normal’ine bakılırsa çenemizi boşuna yormuşuz. Zira bugünkü hayatları, çok az farkla, korona salgını başlamadan önceki gibi... Çin, İsrail ve Yeni Zelanda’da yaşayanlar, arkadaş buluşmalarına, partilere, sosyalleşmeye ve tokalaşmaya kaldıkları yerden devam ettiklerini söylüyor ama özgürlüğün değerini daha iyi anladıklarını vurgulamadan da edemiyorlar.

‘DİSİPLİN DOLAYISIYLA SALGIN SONRASI RAHATLAMA PSİKOLOJİSİNE GİREMEDİK’

Cenk Özkömür, 36, Pekin (Çin)

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’
Kısıtlamalar kalkınca Pekin’de halk sinemalara akın etti.

* Maske, ateş ölçme ve sağlık kodunun hâlâ hayatımızın bir parçası olması dışında hayat birçok açıdan normale döndü. Yetkililerin ülkenin salgınla mücadeledeki başarısını övmesi, her konuya askeri disiplinle yaklaşma temayülünü koruması, salgın sonrası bir rahatlama psikolojisine girmemize engel oluyor. Biz yabancılara “Güvendesiniz, rahat olmalısınız” diyorlar ama memleketimde salgın sürdükçe bana rahat da yok, huzur da...

* İnsanların bir numaralı gündemi artık COVID-19 değil ama salgının unutulduğunu söylemek abartılı olur. Çünkü Çin basınında sürekli dünyanın yaşadığı zorlukları, Çin’in diğer ülkelere gönderdiği aşılar ve vatandaşlarını aşılamasıyla ilgili haberleri görüyoruz.

* Sosyalleşme durumu geçen yaz neredeyse eskisine dönmüştü. Salgının kontrol altına alınmasıyla Çinliler sinemalara akın etti. Bu yıl başındaki Bahar Bayramı’nda ve daha sonra 1 Mayıs tatilinde sinema salonlarını doldurdular, alışveriş yapmayı tercih ettiler.

* Salgının ilk zamanlarında evlerine kapanmak zorunda kalan çiftlerin büyük anlaşmazlıklar yaşadığı gündeme gelmişti. Ama kısıtlamaların kalkması ve Medeni Kanun’daki bir düzenleme boşanmaların artmasına değil, azalmasına yol açtı. Boşanmak isteyen çiftlere 1 aylık ‘soğuma dönemi’ne girme zorunluluğu getirildi. Çin’de 2021’in ilk çeyreğinde boşanma oranı, geçen yılın son çeyreğine göre yüzde 72 düştü.

* Kısıtlamalar kalkınca evime yakın açık bir yerde ‘özgürce’ bir kahve içmek benim için çok rahatlatıcıydı. O mekânın sahiplerine gönül borcum var gibi hissediyorum. Salgın tüm dünyada bitmedikçe burada da bitmeyecek; en azından psikolojik olarak...

 

‘BURADAKİLER SARILMAYI SEVMİYOR AMA TOKALAŞMA YENİDEN BAŞLADI’

Mustafa Emir Yavaş, 29, Auckland (Yeni Zelanda)

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’

Yavaş (en solda), 2020 Aralık’ta arkadaşlarıyla bir kafede otururken...

* Auckland’da halk önlemlere karşı çok duyarlıydı, yasaklara uyuldu. Zaten toplam beş hafta tam anlamıyla kapandık. Bir gıda tedarik şirketinde çalışıyordum, maaşım yüzde 10 zamlı ödenmişti.

* Temmuz 2020’de hayat normale döndü. Nisan 2021’de 50 bin kişinin katıldığı bir konser düzenlendi. Bunun Türkiye’de yankı uyandırması ilginç çünkü burada haberlere bile çıkmadı. Konser, düğün veya büyük toplantılar eskisi gibi yapılıyor.

* Salgın şu an burada ikinci veya üçüncü gündem konusu. Tam kapanma bittikten sonra kafe ve restoranlar biraz yoğundu ama şu an normale dönüldü. Buradaki insanlar, çok yakın arkadaş değilseniz sarılmayı tercih etmiyor ama tokalaşma yeniden başladı.

* Karantina otellerinden ‘sızma’ olduğunda bu kişilerin son birkaç günde nerelere gittiği, hangi otobüse veya restorana uğradığı hemen saat saat açıklandı. O tarihlerde oraya gittiyseniz siz de test için çağrıldınız. Basit ve etkili çözümlerle bu işin bittiğini görünce kıyaslama yapmanız kolaylaşıyor.

* Türkiye’de insanların ne kadar bıkkın olduğunu tahmin edebiliyorum. Bir arkadaşımla kafede bir şeyler yerken dünyanın yarısının bu lüksten muaf olduğunu bilmek şanslı hissettiriyor.

‘UNUTMADIK AMA SALGIN ARTIK BİR NUMARALI GÜNDEMİMİZ DEĞİL’

Hasan Can Topal, 29, Vuhan (Çin)

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’

1 Mayıs’ta Vuhan’da düzenlenen Strawberry Müzik Festivali.

* Vuhan’da karantina uygulamaları bittikten sonra da arkadaşlarımızla buluşurken veya toplu alanlarda sosyal mesafeyi korumaya çok dikkat ettik. 2021’e girilmesiyle biraz daha rahatlama yaşadık. Aşı olmak isteyen herkes aşı oldu ve bugünkü hayatımız, koronadan önceki gibi...

* Salgın artık bir numaralı gündemimiz değil ama konu tamamen unutulmuş da değil. İnsanların büyük bir kısmı hâlâ maskeli dolaşıyor.

* Bu salgın, özgürce ve güvenle yemek yiyip kahve içmenin değerini, hayatımızı en iyi şekilde yaşamak için toplumsal kurallara uymanın önemini gösterdi. İnsanlar hayatın kıymetini, özgürlüğün değerini anladı.

* Burada Türkiye’deki gibi birbirinin evine gitme-gelme kültürü yok. İnsanlar arkadaşlarını evlerine çok nadir davet eder, genelde herkes dışarıda buluşur, dışarıda yemek yer. Şimdi de arkadaş toplanmaları salgın öncesinde olduğu gibi restoranlarda yapılıyor.

* Ben kısıtlamalar kalktıktan sonra bir arkadaşımın restoranına gidip kebap yedim, Türk kahvesi içtim. Birlikte olmak, karşılıklı oturarak muhabbet etmek çok güzeldi.

‘İLK KEZ KAFEDE OTURDUĞUMDA HAPİSTEN ÇIKMIŞIM GİBİ ÖZGÜR HİSSETTİM’

Oğuzhan Kara, 34, Tel Aviv (İsrail)

‘Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı değişti’

Oğuzhan Kara “Şu anda her yer açık. Restoranlar devamlı dolu” diyor.

* COVID-19’un tamamen bittiğini düşünüyoruz. Maske kullanmak artık sadece toplu taşımada ve ofislerde zorunlu... İnsanlar büyük aile bireylerine çok sıklıkla gitmiyor çünkü aşı olsak da hâlâ bir risk var. Kendi yaşıtlarımız arasında bir kaynaşma olduğunu düşünüyorum. COVID-19 istemediğimiz arkadaşlarımızla görüşmemek için bahanemiz olmuştu ama şimdi, insanlar arkadaşlarıyla daha çok görüşüyor.

* COVID-19 zamanında bile partiler yapılmıştı, bu partiler şimdi daha sık yapılıyor. Tel Aviv bir sahil kenti ama şehrin sahile uzak yerlerinde bile insanlar sokaklarda...

* Dışarıda içtiğimiz bir fincan kahvenin anlamı inanılmaz değişti. Dört ay önce restoranlar açıldığında ilk üç gün bir yere gitmedim. Gergindim, daha aşı olmamıştım. Boş bir kafe gördüm, açık alanda da yeri vardı. O kahveyi içerken hapisten çıkmışım gibi, inanılmaz özgür hissettim. Bir süre sonra da, şubat ayı sonunda, kostüm partileriyle Purim Bayramı kutlandı. İşte o gün hayatın tamamen geri döndüğünü anladım. O da bana kendimi çok özgür hissettirdi.

* Restoranlar, kafeler; şu anda her yer açık. Vaka sayıları ciddi oranda düşünce insanlar dışarıda kahve ya da bira içiyor ama yemek organizasyonları için evleri tercih ediyordu. Bu durum değişti, restoranlar şu an devamlı dolu.

* Evde spor yapanların sayısı arttı. Ben dahil bir sürü kişi COVID-19 öncesindeki gibi spor salonuna gitmiyoruz artık... Fiziksel temasın, sarılmanın arttığını da söyleyebilirim. Ayrıca sokakta insanların yüzüne bakınca da çok daha mutlu hissettiklerini görebiliyorum.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False