Güncelleme Tarihi:

Cirque du Soleil’in ‘OVO’su (Portekizcede yumurta), böceklerin bir gününü büyüleyici bir sahne şölenine dönüştürüyor. Dünyanın en küçük canlılarının yeteneklerinden ilham alan bu neşeli yapım, böceklerin yaşamının coşkulu hikâyesini anlatıyor. 2009’da Montreal’de prömiyer yapan ‘OVO’, topluluğun en çarpıcı prodüksiyonlarından biri. Ve şimdi Cirque du Soleil, bu etkileyici gösteriyi ilk kez İstanbul’a getiriyor.
21-24 Mayıs tarihleri arasında Ülker Spor ve Etkinlik Alanı’nda 8 gösteri gerçekleşecek. Akrobatların yerçekimine meydan okuyan performansları seyirciyi baştan sona enerjisi yüksek bir dünyanın içine çekecek. İki perdede yaklaşık iki saat sürecek görsel şölen izleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak.
İstanbul’daki gösterinin öncesinde Marsilya’daki ‘OVO’ gösterisini izlemek ve kulise girmek üzere ekibin konuğu olduk; kusursuz işleyişin perde arkasını yerinde gözlemledik. Sahnedeki tek Türk akrobat Muhammed Emir Buhari Erdoğan’la da sokaklardan dünya sahnesine uzanan hikâyesini konuştuk.
Dünyaca ünlü bir gösteride sahneye çıkmak nasıl bir his?
Muhteşem. Daha önce yaptığım işlerden çok daha farklı ve eğlenceli. Dışarıdan biraz stresli görünüyor ama gerçekten çok keyifli.
Cirque du Soleil’le yollarınız nasıl kesişti?
Benim disiplinim ‘cyr wheel’ yani çember. Antrenman yaparken çevremdeki insanlar sürekli “Sen Cirque du Soleil’e gidersin” diyordu ama nasıl olacağını ben de bilmiyordum. İnternet sitesinden casting sayfasına videolarımı ve CV’mi yükledim. 2020’den sonra her yeni performansımı düzenli olarak ekledim. 2022’nin kışında bir e-posta yollayıp profilimi gördüklerini ve uygun pozisyon olursa iletişime geçeceklerini yazdılar. Yaklaşık iki-üç yıl boyunca sürekli yeni videolar yükledim. Yaklaşık 10-12 tane videom vardır sayfalarında. Bu iş için istekli olduğunu göstermen gerekiyor. Üçüncü yılın sonunda ilk ciddi dönüş geldi.
‘Teslimiyet, minnettarlık...’
Sonrasında süreç nasıl ilerledi?
Bir gösterinin yönetmeniyle mail’leştim. ‘Twas the Night Before...’ adında Christmas (Noel) gösterileri için spesifik bir video istediler. Bir hafta içinde çekip gönderdim ve ilk teklifimi aldım. 2023’te Amerika turnesiyle sahneye çıktım.
Sahneye çıkmadan önce neler hissediyorsunuz?
Sahneye çıkmadan bir akış haline giriyorum. Biz buna teslimiyet diyo-
ruz. O hisle birlikte performans başlıyor ve göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor. Şov bitince de büyük bir minnettarlık ve tatmin duygusu geliyor.
Ekipteki tek Türksünüz...
Ülkemi temsil ettiğimin farkındayım. O sorumluluğu hissediyorum. Daha dikkat ediyorum.
‘OVO’daki rolünüz nedir?
Gösterideki rolüm sivrisinek (gülüyor). Zaten ‘OVO’nun teması böceklerin iç dünyası... Çemberle akrobatik break dans performansı yapıyorum.
Profesyonelliğiniz dans mı yoksa akrobasi mi?
Break danstan geliyorum. Sokakta antrenman yaparak başladım. Sonra çemberle tanıştım ve üzerine gidip yoğunlaşınca kavradım akrobatik hareketler yapmayı.
Çembere ilginiz nasıl başladı?
İzmir’de üniversitedeydim. Bir akşam kız arkadaşımla kulübe gitmiştik, Türkçe pop çalıyordu. Ben de break danstan geldiğim için o tür müzik pek ilgimi çekmiyor. O sırada ekranda Cirque du Soleil’in ‘Corteo’ gösterisi dönmeye başladı. İçinde bir çember performansı vardı. Bir anda tamamen ona odaklandım. Sahneye çember fırlatıldığı an sanki her şey silindi, sadece onu görüyordum. Ne izlediğimi anlamaya çalışırken içimde çok güçlü bir şey oluştu. ‘Bunu yapmak istiyorum’ dedim. Sonra aylarca araştırdım. Yaklaşık altı ay sonra kendi çemberimi yaptırdım ve çalışmaya başladım. O günden beri de hiç bırakmadım. 2013’ten bu yana çemberle antrenman yapıyorum.
Bu ekipte olmak size ne öğretti?
Dünyanın en iyi performans sanatçılarıyla çalışıyor, sahnedeki teslimiyet, disiplin ve sürekliliği öğreniyorsun. 100 kişinin nasıl kolektif bir bilinçle çalıştığını görmek de çok öğretici. Bunları canlı canlı görmek ve yerinde öğrenmek çok güzel.
Farklı milletlerden insanlarla aynı sahnede olmak nasıl bir deneyim?
Başta adapte olmak zor. Çünkü bireysel alan kavramları onlarda farklı. Ama zamanla güçlü bağlar kuruluyor. Ekip çok destekleyici. En yakın arkadaşım ateşböceği rolündeki Brezilyalı bir ekip arkadaşım.
Aileniz ne diyor bu şovda sahneye çıkmanızla ilgili?
Yurtdışındayım, geziyorum diye biliyorlar. Cirque du Soleil’in çok farkında değiller. Babamı 3 sene önce kaybettim. Annemi hayatımda iki kere gördüm. Biraz değişik bir aile yapım var. Doğduğum zaman ayrılmışlar. Bizi babam büyüttü, halam annem gibidir. Ablam ve abim var, onlar da kendi hayatlarının koşuşturmacasındalar.
Nerede yaşıyorsunuz?
Bavulum neredeyse oradayım. Bayağı Yörük kafası anlayacağınız.
Rakamlarla ‘OVO’
Sanatsal ekip, teknik ekip ve turne yönetimi olmak üzere 3 ekip var.
Sahnedeki sanatçı sayısı 53, turnede çalışan 100 kişi var.
Sahne, kulis ekipmanı, tam donanımlı spor salonu, catering malzemeleri, çamaşır makineleri, kostümleri kurutmak için fanlar… Her şeylerini yanlarında şehirden şehre götürüyorlar. ‘OVO’nun lojistiği 21 TIR’la gerçekleşiyor.
Gösterinin müziklerini 7 kişilik orkestra canlı çalıyor.
Akrobatların kostümü; ayakkabıları, aksesuarları ve yedekleriyle birlikte 1.600 parçadan oluşuyor.
‘Her kostüm performansa özel hazırlanıyor’
Cayenne Adler, kostüm şefi
“‘OVO’nun kostümleri Amazon yağmur ormanlarından ilham alıyor. Kostümler ilk 2009’da Liz Vandal tarafından tasarlandı. Bizim için en önemli şey estetikten önce güvenlik. Her kostüm, akrobatın yaptığı performansa özel olarak hazırlanıyor. Kimi çok esnek olmak zorunda, kimi ekstra koruma gerektiriyor. Turnede binden fazla parça kostümle dolaşıyoruz ve hepsini her gün kontrol ediyoruz. Çünkü sahnede her şey kusursuz görünürken, sanatçının kendini tamamen güvende hissetmesi gerekiyor.”
‘Arı kovanı gibi, herkesin bir rolü var’
Janie Mallet, Cirque du Soleil’in medya sorumlusu
İzleyicinin gösteriden nasıl ayrılmasını istersiniz?
Günlük dertlerini, kaygılarını unutmalarını ve ‘OVO’nun dünyasına kendilerini bırakmalarını isterim. Cirque du Soleil’i ilk kez 11 yaşımda izledim. Uluslararası bir ekibin tek bir amaç için birlikte çalışması beni çok etkilemişti.
Lojistiği nasıl yönetiyorsunuz?
Aslında bir arı kovanı gibi, herkesin bir rolü var. Montreal’deki merkez ekip ve turne ekibi birlikte çalışıyor. Ulaşım, program, vize gibi her alan için ayrı kişiler var. 100 kişi, TIR’larla her hafta şehir ve ülke değiştiriyoruz. Bu da çok detay ve çok disiplin gerektiriyor.






