GeriHürriyet Pazar Bu fikirlere kim para ödüyor?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu fikirlere kim para ödüyor?

Bu fikirlere kim para ödüyor?
Abone Olgoogle-news

Mart kapıdan baktırmaya başladığı anda neredeyse tüm ilan panolarını gözüne morluk makyajı yapılmış adamlar kaplıyor. Birilerinin bu ilanlara para ödemesi, birilerinin de kazanması ise bana inanılmaz geliyor ve gerçekten dert oluyor.

Hepiniz 8 Mart’a odaklandınız ama 6 Mart’ın Denizli’de ‘Dünya Türk Havlu ve Bornoz Günü’ olarak kutlandığını biliyor muydunuz? Tüm bornozseverlere sevgilerimizi göndermek ve kendilerini unutmadığımızı belirtmek isterim.
Neyse, biz dönelim 8 Mart’a. Biliyorsunuz şehirli, çalışan insan ‘Bugün günlerden neydi, hangi aydaydık?’ gibi soruların cevaplarını unutabiliyor. Bana da sık oluyor. Ama martın kapıdan baktırdığını rahatlıkla fark edebiliyorum. Hava almaya her çıktığımda önüme gelen, empati amacıyla gözüne mor makyaj yapılmış erkeklerin yer aldığı inanılmaz yaratıcı çalışmalar yardımcı oluyor. ‘Hah’ diyorum ‘yılın o zamanı’ geldi.
Bu sefer de metrobüs durağında, yine şaşkınlıktan ağzım açık kalmış şekilde bir ilan panosuna bakıyorum. “Göster bakalım amcalara gücünü” yazıyor. Anladınız siz referansı. Başka bir yerde yine gözüne morluk makyajı yapılmış erkek ilanı var. Markalarımız çoğunlukla ‘kendini karşı tarafın yerine koymak’ denince bunları anlıyor. Topuklu ayakkabıyı giydim, hop kadın oldum. İşte şimdi anlayabiliyorum ne kadar zor bir şey olduğunu...

Sizi uyaracak kimse yoksa ben uyarırım

Beni asıl şaşırtan bu ‘anlamazdın, anlamazdın’ havası değil aslında. Bunun her yıl aynı zekâsızlıkla tekrarlanıyor, aynı tepkiyi alıyor ve bir yıl sonra geri dönüyor olması. Yani bir markanın, işi ‘fikir bulmak’ olan birilerine para ödeyerek hazırlattığı iletişim kampanyasının bu kadar temel bir yerde ısrarla yanılmasına inanamıyorum. Düşünün, geliyorsunuz toplantıya, “Biz şimdi şöyle bir iletişim düşündük, bir erkeğe sanki şiddete uğramış gibi makyaj yapacağız, böylece kadına şiddete karşı duruşumuzu göstereceğiz” diyorsunuz... Karşınızdaki de size “Allah’ın zekâsızı! Birincisi, o öyle bir şey değil; ikincisi, bu 100 kere yapıldı ve neden yapılmaması gerektiği salağa anlatır gibi izah edildi” demiyor! Bir de teşekkür edip para ödüyor.
Kimse kusura bakmasın, madem markalarımız bunu diyecek birini istihdam etmiyor, ben diyeceğim! Arkadaşım, internet çıktı internet! Aklınıza gelen fikri önce bir aratıp daha önce uygulanmış mı, uygulanmışsa ne sonuç alınmış bir bakın. Müşteriler, siz de yapabilirsiniz bunu abisi. Böylece hem paranızı astığınız gün bir araba laf yiyip ertesi gün geri çekmek zorunda kalacağınız iletişimlere harcamamış olursunuz hem de kampanya sonucunda yarattığınız tek algı ‘kafasızlığın sınırı yok demek ki’ olmaz.

Olmayacak hayallerin peşinde olabilirim

Geçmiş yılların dâhiyane projelerinden ‘Şiddetin başına çorap örüyoruz’ da karşınıza çıkar, ‘Erkek adam kadına şiddet uygulamaz’ tonunda kampanyalar da, ‘Kadına şiddete erkekçe hayır diyoruz’ defilesi de! Mehmet Turgut’un ustalık dönemi eseri ‘8 Mart 8 Kadın: Sevginin Yerini Şiddet Almasın’ (Ben de orada sıkışmış bütçeyi alayım) mesela bu kategoride kült bir yapıttır.
Tabii, yönetim kurullarında CEO, CMO seviyesinde iletişimcilerin yer aldığı kulüpler iş kendi iletişimlerine gelince tüm bildiklerini unutuyor; şirket açıklaması, siyasetçi açıklaması falan hep sıkıntılı oluyor. Ben de çıkmış, markalar saçma sapan iletişmesin diyorum. Olmayacak hayaller peşinde koşuyor olabilirim tabii.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle