Biran Damla Yılmaz: Ben kaderimi yeniden yazdım

Güncelleme Tarihi:

Biran Damla Yılmaz: Ben kaderimi yeniden yazdım
Oluşturulma Tarihi: Eylül 07, 2025 07:00

Kimseye söylemeden bir ajansa başvurdu ve hayatı değişti. 18 yaşındayken tanındı. Geçen yıllarda neredeyse hiç ara vermeden üretti. Adını başrollere yazdıran Biran Damla Yılmaz’la buluşuyoruz; Gebze’den İstanbul’a uzanan hayatını, isminin hikâyesini, şöhret olma yolculuğunu, aldığı evlilik teklifini ve güzellik algılarını konuşuyoruz: “Ben kusur severim, bence bu seni diğerlerinden farklı kılıyor. Burnundaki bir kemer ya da yüzündeki bir ben güzel bir şey.”

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Bir süredir Şanlıurfa’da, röportaj için İstanbul’a geliyor. Bu ilk buluşmamız. O doğallıktan yana olduğunu söylüyor, gerçekten de doğal bir güzelliği var. Sade bir tarza sahip. Oldukça konuşkan ve mesleğine âşık. Biran Damla Yılmaz’ı daha yakından tanıyoruz...

◊ Bu ilk röportajımız, sonunda buluştuk. Urfa’daki setinden geldin. Nasılsın?

Evet, sonunda... Çok iyiyim, seninle birlikte olduğum için de çok heyecanlıyım. Demek doğru zaman buymuş.

◊ Biran ismi çok ilginç, ailenin nereden aklına gelmiş? Sen Biran’ı mı yoksa Damla’yı mı kullanıyorsun?

Damla’yı kullanıyorum. Biran halamın ismi. Onunda halasının ismiymiş. Aslında bizim ailede nesilden nesile bir aktarım gibi. Ben doğduğum zaman da babam “Kardeşimi çok seviyorum, kızımın adı da Biran olsun” demiş. Annem de Damla ismini istemiş.

Haberin Devamı

◊ Gebze’de doğmuşsun...

Aslında babam Yalovalı, annem Elazığlı. Biz dört kardeşiz, hepimiz kızız. En büyükleri benim. Babam aile işimizle ilgileniyordu. Annem muhasebeci. Bizim sektörümüzle hiç alakası olmayan insanlar. Ben çok küçükken annem ve babam boşandı.

◊ Gebze’den İstanbul’a geliş de anne-baban ayrıldıktan sonra mı oldu?

Evet, Gebze’de doğdum ama çok kısa bir süre orada kaldım. Sonra ayrıldıkları için ben Pendik’te büyüdüm.

◊ Üç kardeşin annenin diğer evliliğinden mi? Ayrılıktan sonra babanla görüşmeye devam
ettin mi?

Evet. Babamla bir sıkıntımız yoktu. Sadece büyüdüğüm ev farklıydı ama o ev şu anki tutkum olan mesleğime yol açtı.

◊ Bu kadar çok kızın olduğu bir ailede büyümek seni ve hayatını nasıl etkiledi?

Kadınlarla birlikte büyümek ne olursa olsun seni mücadeleci bir ruh yapıyor. Her şeye karşı hep bir çözümün oluyor ve ayakta kalıyorsun. Kafana koyduğunu yapıyorsun. Mesela ben 12 yaşımda “Oyuncu olacağım” demiştim.

◊ Neydi seni bu mesleğe çeken?

Annem ve dedemlerle birlikte kalabalık bir evde büyüdüm. Dedem her akşam televizyonda bir dizi ya da film açardı. İnsanlar evcilik gibi bir şey oynuyorlar diye düşünürdüm. Evde tamamı aynalı gardırobumuzun olduğu bir odamız vardı. Oraya giderdim ve aynaların karşısında aklımda kalan sahneleri oynamaya başlardım. Zamanla baktım ki bundan çok zevk alıyorum, neden yapmayayım diye düşündüm. Bir gün hiç kimseye söylemeden bir ajansa başvurdum ve ilerledim.

Haberin Devamı

◊ Konservatuvarda okudun mu?

Okumadım. İşi mutfakta öğrendim. Mesleğe başladım ve geçen yıla kadar hiçbir boşluğum olmadan çalıştım.

◊ 18 yaşındayken tanınmışsın. Nasıl keşfedildin?

Ajansa kaydolduktan sonra bir-iki sene geçti, hiç ses yokken bir gün anneannemin evinde beni buldular. “Müsaitseniz bu hafta üç görüşmeniz var” dediler. Bir anda ne olduğumuzu şaşırdık. Ve ‘Kırgın Çiçekler’ dizisi geldi. Hayatımın mesleğini bulmuş oldum.

◊ 18 yaşında gelen tanınırlık seni ve egonu nasıl etkiledi? Savruldun mu?

Çok kolay savrulabilirdim; küçüksün, hayata yeni atılıyorsun, o egonun içinde kaybolabilirsin, her şey olabilir. İlk bölümde hiç beklemediğimiz bir reyting aldık ve ilk gecede gelen bildirimlerden telefonum kapandı. Hep şöyle düşündüm; emek veriyorum, benim emeğimin karşılığını veren de izleyiciler. O sebeple hiçbir zaman onlara karşı bir egoya bürünmedim, hep o bilinçle hareket ettim.

Haberin Devamı

Biran Damla Yılmaz: Ben kaderimi yeniden yazdım

‘ÇOK TÖKEZLEDİM, AMA GÜNÜN SONUNDA...’

◊ Yeni projelerin neler?

Urfa’da ‘Halef: Köklerin Çağrısı’nı çekiyoruz, bütün konsantrasyonum onda.

◊ Seni nasıl bir hikâye ve karakterde göreceğiz?

Kimi köklerini buluyor, kimi kökleriyle barışıyor, kimi de köklerine teslim oluyor. Kiminin kaderine boyun eğdiği, kiminin kaderini yeniden yazdığı bir hikâye. Benim karakterim Yıldız. Bir ağanın kızı ve geçmişte verilmiş sözlerin neredeyse bütün bedelini o ödemiş. Serhat (İlhan Şen) karakteri de diğer aşiretten ama bir süredir İstanbul’da ve geri geliyor. Yıldız onunla evleneceğini ve bu evlilikle özgürleşeceğini düşünüyor ve hikâye başlıyor.

Haberin Devamı

◊ Peki, sen hayatta kaderine boyun mu eğdin, kaderini yeniden mi yazdın?

Ben kaderimi yeniden yazdım. Çok küçük yaşta, kendi isteklerim ve hayallerimle, cesaretle bu yola girdim. Hiçbir şey istediğim gibi olmayabilirdi ama gerçekten çok çaba sarf ettim. Çok tökezledim, ama günün sonunda şu anda eğer buradaysam istediğim yolu çizdim ve başardım diyebiliyorum. Daha
28 yaşımdayım. Hayatta beni neler bekleyecek bilmiyorum. Ama eğer bu yaşta kendimi buraya getirebildiysem bundan sonra da yine isteklerim ve hedeflerimi belirleyerek güzel bir yol çizebileceğimi düşünüyorum.

◊ Urfa şivesi yapıyorsun. Nasıl çalıştın?

Yıldız karakterini teslim aldığımdan beri onunla çok vakit geçirdim ve kendiliğinden bir ağız oluşmaya başladı. Yönetmenimiz çok beğendi, sonra şive koçumuz da geldi.

Haberin Devamı

◊ Sen de sevdiğin erkek için mücadele eder misin?

Evet ama onun da mücadele etmesi karşılığında...

◊ Urfa’ya daha önce gitmiş miydin? Alıştın mı?

Hiç gitmemiştim. Şehir seni resmen içine çekiyor. İnsanları çok tatlı ve çok misafirperver, pamuk gibi karşılıyorlar. Her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Hele o yemeklerin güzelliğine hiç girmiyorum bile. Oyuncu kadromuzda da herkesin enerjisi o kadar güzel ki, herkes çok hızlı adapte oldu.

‘EN BÜYÜK SAVAŞIM KENDİMLEYDİ ÇÜNKÜ KENDİMLE ÇOK UĞRAŞIRIM’

◊ Seninle ilgili genelde internette güzel yorumlar var. Gerçekten iyi biri misin yoksa rol mü yapıyorsun?

Bir şarkı var ya “O beni prenses peri sanıyor” diye. İnsanların gözünde öyle olmak çok güzel, hep “O sizin güzel bakışınız” diyorum. Ama ben iyi-kötü ayrımına inanmıyorum. Herkesin içinde iyilik de kötülük de var. Kalbim temiz olduğu ve sevgiyle attığı sürece o şekilde ilerliyor. Bu duygudaki insanlarla karşılaştığıma inanırım. O yüzden kimse hakkında yorum yapmayı sevmem, kendimi başkasının alanına sokmam.

◊ Pollyanna mısın biraz?

Pollyanna değil, çok gerçekçiyim.

◊ Aldığın en büyük hayat dersi ne oldu?

İçimdeki sesi dinlemek. Çünkü herkesin bir yorumu oluyor ama herkes kendi içinde yaşadığı hayata ve karakterine göre sana fikir veriyor. Oysa bu hayatı sen yaşıyor ve ne istediğini sen biliyorsun.

◊ Hayattaki en büyük savaşın neydi? Kendinle miydi başkalarıyla mı?

Hayatta en büyük savaşım kendimleydi. Çünkü kendimle çok uğraşırım, hayatımın büyük bir kısmını çalışarak geçirdim, kendimi hep geliştirmeye odaklıydım. Evet, bir yandan diziler yaptım ama bununla yetinmedim, hep daha iyi versiyonum ne olabilir diye mücadele ettim.

◊ En güçlü yanın sandığın ama aslında en kırılgan yanın neydi?

Zaten kırılgan, hassas dengeleri olan biriyim. Yengeç burcuyum ve yükselenim Terazi. Belki çoğu insanı rahatsız etmeyen konulara çok takılırım, sınırlara çok önem veririm. Konuşursam hep senin iyiliğini gözeterek konuşurum ama karşı tarafın bunu anlamamasına da kırılırım.

Biran Damla Yılmaz: Ben kaderimi yeniden yazdım

‘DOĞRU BİRİYLE BU YOLU YÜRÜMEK HEYECAN VERİYOR’

◊ Aşk sana ne ifade ediyor?

Aşk, içinde çok yüksek duyguları barındırıyor. Güzel hisler ama âşıkken sağlıklı hareket edemiyorsun. Bana uzun soluklu, sağlıklı gelmiyor. Aşktan ziyade sevgiyi tercih ediyorum.

◊ Geçen günlerde erkek arkadaşın, işinsanı Abdurrahman Aydın’dan evlenme teklifi aldın. Yüzüğünü de paylaştın. Kaç yıldır birliktesiniz?

1 yıldır birlikteyiz.

◊ Çok yeniymiş...

Evet ama çok güzel bir birlikteliğimiz oldu. Birbirini tamamlayan iki insan olarak birbirimizi bulduk ve yolumuza devam edelim istedik.

◊ Evlilik fikri ne hissettiriyor?

İlk başta bir sürü duyguyu aynı anda hissediyorsun. Ama sevdiğim insanla birlikteyim, aile kurmak, anne olmak isteyen biriyim. Dolayısıyla doğru ve sevdiğim biriyle bu yolu yürümek bana heyecan veriyor.

◊ Nasıl aldın evlenme teklifini?

Çok sadeydi, Urfa’ya gitmeye hazırlanıyordum. Bir akşam yemek yedik, Urfa’ya gidince olacak sürecimizi planladık, bir anda yüzük çıkardı. Çok şaşırdım. Hemen “Evet” dedim.

‘NASIL YARATILDIYSAN O HALİN SENİN ASIL GÜZELLİĞİN’

◊ Bir röportajında güzelliği, makyajsız, estetiksiz ve boyasız olarak tanımlamışsın. Hâlâ öyle mi düşünüyorsun?

Bakımlı biriyim ama makyajı çok sevmiyorum. Hep şuna inandım: Nasıl yaratıldıysan o halin senin asıl güzelliğin.

◊ Şu an yüzünde estetik, botoks yok mu?

Şu an yüzümde hiçbir şey yok.

◊ Yeni nesilden birçok kadın oyuncunun yüzü birbirine benziyor. Bunu nasıl yorumluyorsun?

Eleştirmek benim haddime değil, eğer kendisinin bazı eksiklerinin olduğunu düşünüyorsa tabii tamamlayacak. Ben doğallıktan yana biri olarak en azından o doğallığı bozmayacak şekilde yapılmasını tercih ederim. İnsan biraz yüz hatlarında kusur, bozukluk arıyor, güzel duruyor ama “Bu kadar da kusursuz olamazsın” diyorsun.

◊ Sen kusur sever misin?

Evet, ben kusur severim, bence bu seni diğerlerinden farklı kılan bir şey. Burnundaki bir kemer ya da yüzündeki bir ben güzel bir şey.

◊ Senin için yapılan “Dünyanın sekizinci harikası” diye bir yorum okudum...

Vaov, çok iddialı. Bunu kabul edebilir miyim bilmiyorum ama çok hoşuma gitti.

◊ Senin kendinle ilgili aldığın en ilginç iltifat neydi?

“Aa, boyun kısaymış senin” demişti biri. “Ne bekliyordun ki benden? Zaten böyle bir şey vaat etmemiştim” diye cevap verdim (gülüyor). Kendimle barışığım, bir problem yok.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!