Güncelleme Tarihi:

ABD’deki Death Valley’nin kavurucu sıcaklarında başlayan ve Santa Monica’da sona eren 600 kilometrelik ultra maraton, geçen hafta canlı yayında milyonlarca kişinin gözünü Arda Saatçi’ye çevirdi. ‘Cyborg’ (biyolojik ve yapay kısımları olan varlıklara verilen isim) lakabıyla tanınan 28 yaşındaki ultra maraton koşucusu ve Red Bull sporcusu, kendi sınırlarını zorlamak için çıktığı bu mücadelede 5 gün
boyunca neredeyse uykusuz koştu, halüsinasyonlar gördü ama durmadı. Berlin’de yaşayan Saatçi’yle çevrimiçi buluştuk ve ve ekstrem yolculuğunu konuştuk.
◊ ‘Cyborg’ lakabı nasıl hissettiriyor?
Bu adı takipçilerim uygun gördü. Hoşuma gidiyor ama bir yandan da makine değil, insan olduğumu göstermek istiyorum. Benim de korkularım var ve kötü zamanlarım oluyor. Ben her zaman takipçilerimle aynı mottomu paylaşıyorum: “En büyük rakibin sensin.”
◊ 600 kilometrelik koşuya nasıl karar verdiniz?
Son 2 yıldır kendime büyük projeler yaratıyorum. İlki Berlin’den New York’a kadar koşmaktı. Geçen yıl Japonya’yı baştan sona koştum. Bu projeden yaklaşık 10 ay önce ‘Kendimi nasıl daha ileri taşıyabilirim’ diye düşünmeye başladım. Minimum uykuyla ve durmaksızın 600 kilometre koşma fikri böyle çıktı.
◊ Death Valley’ye gelelim... Burası nasıl bir bölge?
Burası dünyanın en sıcak yerlerinden ve gerçekten bomboş. Yemek ya da içecek bulabileceğiniz neredeyse hiçbir yer yok. Tek başınıza kalırsanız hayatınızı kaybedebilirsiniz. Yol boyunca sürekli ‘Benzinsiz yola çıkmayın’, ‘Yanınızda su ve yiyecek bulundurun’ gibi uyarı levhaları görüyorsunuz. Arabanız yolda kalsa yardım gelmesi çok zor çünkü telefonlar çekmiyor. Biz canlı yayın sırasında interneti uydu sistemiyle sağladık. Bir yandan da ciddi bir yükseklik farkı vardı. Sadece sıcak değil, fiziksel olarak da çok zorlayıcı bir parkurdu.
◊ Şartların bu kadar zorlayıcı olacağını bilerek neden burayı seçtiniz?
Beni en çok zorlayacak parkuru bilerek seçtim. Daha çok kendi limitlerimi ne kadar ileri taşıyabileceğimi görmek istiyorum. İlk projemde Berlin’den New York’a, 75 günde toplam
3 bin kilometre koştum. Ardından Japonya’yı kuzeyden güneye geçerek
43 gün boyunca her gün yaklaşık 70 kilometre koşup yine 3 bin kilometreye ulaştım. Bu kez kendimi bambaşka şartlarda test etmek istedim.
◊ İnsanlar “600 kilometreyi hiç uyumadan mı koştu” diye merak ediyor. Uyku düzeninizi nasıl ayarladınız?
Ekibimiz için büyük bir destek aracı vardı. Aracın içinde küçük bir yatak bulunuyordu. İhtiyaç hissettiğim anlarda ekibe “20 dakikalık kısa bir mola vermem gerekiyor” diyordum. Kısa süre uyuyup koşuya devam ediyordum.
‘20’şer dakika uyudum’
◊ Hep 20’şer dakika kısa uykular mı bunlar?
Değişiyordu. Bazı günler dört kez 20’şer dakika uyudum. Bir keresinde
90 dakikalık bir uyku molası verdim. Koşu boyunca tek seferde en uzun uyuduğum süre bu 1,5 saatti. Bizimle birlikte bir doktor ve koşu koçum vardı.
◊ Uzun süreli uykusuzluk zihni etkileyebiliyor. Gerçeklik algınızın değiştiği anlar oldu mu?
Evet, halüsinasyon gördüm. Bir ara koşarken yoldaki çizgileri farklı renklerde görmeye başladım. Beyaz çizgiler sarı gibi görünüyordu. Ağaçlar da sağa sola hareket ediyormuş gibi geliyordu. O sırada doktor beni durdurdu. Ona “Yoldaki çizgiler sarı mı” diye sordum. Beyaz olduklarını söyledi. Bazı anlarda resmen transtaydım. Bacaklarım koşmaya devam ediyordu ama kafam tam olarak orada değildi.
◊ Aslında hedefiniz rotayı 96 saatte tamamlamaktı. Sizi en çok ne zorladı?
En büyük problem uykusuzluktu. Sıcak da işin içine girince hareketlerim yavaşlamaya başladı. Bu yüzden hedeflediğim süreyi yakalayamadım.
◊ Ama pes etmediniz...
Hayat düz bir yol değil.
Bazen dişini sıkıp mücadele etmeye devam etmen gerekiyor. Takipçilerime her zaman pes etmenin bir seçenek olmadığını söylüyorum. Çünkü hayatta bir hedefe ulaşmanın asansörü yok. Basamakları tek tek çıkmanız gerekiyor.
◊ Koşuyu canlı yayında kaç kişi izledi?
Canlı yayının 24 saat açık olması benim kararımdı. İnsanlar sadece koşuyu değil, yemek yediğim, uyuduğum, zorlandığım anları da görsün istedim. YouTube ve Twitch’te en çok izlendiği anda 2 milyon kişiyi buldu. TikTok üzerinde dünya çapında rekor kırıldı. Yaklaşık 700 milyon like atıldı live stream’de (canlı yayın).
◊ Sizi izleyip “Bunu asla yapamam” diyen insanlara ne söylemek istersiniz?
Kendini, alışkanlıklarını ve limitlerini her gün biraz daha zorlamaya devam edersen ulaşamayacağın çok az şey
kalıyor. Ben de her gün kendini biraz daha ileri taşımaya çalışan sıradan biriyim.
‘Birlikte dondurma yedik’
◊ Bitiş çizgisinde sizi bekleyen biri var mıydı?
Annem bekliyordu. Açıkçası biraz evhamlıydı da. Koşunun tamamlandığı gün (10 Mayıs) Anneler Günü’ydü. Onun tek isteği bu koşuyu sağlıklı şekilde tamamlamamdı. Ben de yarış bittiğinde birlikte dondurma yiyeceğimize söz verdim. Finişte birbirimize sarıldık, ağladık, gururlandık. Sonra da gidip birlikte dondurma yedik.