GeriHürriyet Pazar Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız?

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız?
Abone Olgoogle-news

Bütün dünya kilitlenmiş halde COVID-19 salgınına karşı bir aşı geliştirilmesini bekliyor. O kadar çok proje var ki belki de korona aşısı, insanlık tarihinin en hızlı bulunan aşısı olacak. Peki, COVID-19’un daha önce üzerinde çalışılan virüslerle aynı aileden olması bilim insanlarının işini kolaylaştırıyor mu? Faz 3 aşaması nedir ve neden bu kadar önemli? Salgının başından beri aşı çalışmaları yürüten uzmanlarla konuştuk.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, şu anda dünya genelinde koronavirüs aşısı geliştirilmesini öngören 176 farklı çalışma var. Bunların 33’ünde insanlar üzerinde denemeler yapılıyor, dokuz çalışmaysa test sürecinin son aşamasında. Alman merkezli biyoteknoloji şirketi BioNTech’in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, geliştirdikleri ‘BNT162’ adlı aşının mükemmele yakın olduğunu ve yıl sonuna kadar 100 milyon doz, 2021’de de 1.3 milyar doz üretmeyi planladıklarını açıkladı. Dünyadaki ve Türkiye’deki araştırmaların seyrini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Yüksel Gürüz ve ABD Connecticut’taki Jackson Laboratuvarı Enstitüsü’nde başaraştırmacı olarak görev yapan immünoloji uzmanı Prof. Dr. Derya Unutmaz’la konuştuk.

DAHA EN AZ BİR YIL BU HASTALIKLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ 
Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız

Bilim insanları dünyanın dört bir yanında korona aşısı için gece gündüz çalışıyor. Bu çalışmaların ivmesini siz nasıl buluyorsunuz?

Bine yakın grup COVID-19 aşısını geliştirmek için çalışıyor. 33 ekibin aşı geliştirme projeleri, klinik çalışma evresi dediğimiz, Faz 1, Faz 2 ve Faz 3 aşamasında. Hatta dokuz çalışma Faz 3’e geçti bile.

Faz 3 nedir ve neden bu kadar önemli?

Faz çalışmaları, aşının insanlara uygulanmaya başladığını gösterir. Faz 1’de küçük gönüllü gruplarında başlayan çalışmalar, Faz 2’de daha geniş gruplara, özellikle aşının hedefi olan risk gruplarına uygulanıyor. Faz 3’teyse denek insan sayısı on binlerce oluyor ve aşının koruyuculuk açısından etkinliği, daha geniş kitlede izlenmiş oluyor. Bu evre sorunsuz geçerse seri üretime geçiliyor.

Ama denetlemeler bitmiyor galiba?

Hayır, bitmiyor. Faz 4 aşamasına geçiliyor ve böylelikle aşı, milyonlarca insana yapılmaya başlıyor. Aşı çalışmalarında sürat, felakettir. Oxford Üniversitesi’nin AstraZeneca firması ortaklığıyla yürüttüğü çalışmanın klinik denemeleri 9 Eylül’de durduruldu. Bir denekte omuriliği etkileyen ciddi bir rahatsızlık oluşmuş. “12 Ağustos’ta aşımız tescil edilecek” diyen Rusya’nın aşı modeli aynıydı. Hastalığın başladığı Mart 2020’den “Aşı hazır” dedikleri tarihe kadar böyle bir aşının üretilemeyeceğini her yerde söylemiştim. Çin’in aşısı için de Faz 2 ötesinde olamayacağını söylemiştim. Saygın tıp dergisi Lancet da bu aşıları Faz 1 / Faz 2 olarak değerlendirdiği bir makale yayımladı. Faz 3 işte bu nedenle çok önemli.

Virüsün mutasyona uğramasından söz ediliyordu. Böyle bir durum, aşı çalışmalarının seyrini değiştirir mi?

Virüsün yapısındaki ufacık bir değişim, hastalığın bütün seyrini değiştirebilir. Olası mutasyonlar, farklı aşı formülasyonlarının devreye girmesini de zorunlu kılabilir.

“Aşıyı yaptım, bitti” diyemezsiniz

Ege Üniversitesi’ndeki ekibinizin çalışmaları hangi aşamada?

Benim de araştırmacısı olduğum Ege Üniversitesi’nin DNA aşı adayı çalışması, klinik araştırma öncesi evrede yani hayvan deneyleri aşamasında. İnsan soyunun sağlığını korumak için bize ışık tutan bu canlıları çok önemsiyor ve canlarının yanmaması için en üst özeni gösteriyoruz. Birkaç hafta içinde, denekler çalışma şartlarına adapte edildikten sonra uygulamaya başlayacağız. Akabinde Faz 1, Faz 2 ve Faz 3 aşamalarının sonuçlarını bekleyeceğiz. Mart 2021 başı gibi, Ege Üniversitesi’nin aşısının hazır olacağını düşünüyoruz.

DNA aşısı üretiyorsunuz. Bu herkesin kullanabileceği bir aşı mı?

İki yaşın üstündeki herkeste güvenle kullanılır. Bugün kullanımdaki aşılar sayesinde tetanos, difteri, kızamık, boğmaca, kabakulak, çocuk felci gibi eskinin ürküten hastalıklarının üstesinden geldik. Ama “Aşıyı yaptım, bitti” diyemezsiniz. Kuduz aşısı da çocuk felci aşısı da ilk keşfinden bugüne kadar daha koruyucu hale getirildi. COVID-19 aşısı için de bu süreç benzer olacak. COVID-19 için DSÖ’nün hedefi, 2021 sonuna kadar 2 milyar doz aşının üretilip uygulamaya sokulması. Üzülerek belirtmeliyim ki daha en az bir yıl bu hastalıkla yaşamayı öğrenmek zorundayız. 

COVID-19, daha önce aşı çalışmaları başlayan diğer koronavirüslerle aynı aileden. Bu durum işinizi kolaylaştırmıyor mu?

Çok akla yatkın bir soru. COVID-19 etkeni virüsün tıbbi adı, SARS-Cov-2. SARS etkeni olan virüsün neredeyse ikize yakın kardeşi gibi. Ama yapılan çalışmalar SARS geçirmiş kişilerden alınan antikorlarla SARS-Cov-2 antijenlerinin hemen hemen hiç tepkimeye girmediğini gösterdi. Bu nedenle SARS hastalarından elde edilen hiper immün plazmaları pasif bağışıklamada kullanamadık.

BİLİMİNSANLARI, PANDEMİ SÜRECİNDE DİRSEK TEMASINDA OLMAYI BECERİYOR

Ebola aşısı altı yıllık bir çalışma sonucunda bulunmuştu, HIV aşısı 40 yıldır bulunamadı. Sizin gözünüzden en iyimser tablo ne?

Bazı hastalıklarla ilgili, dediğiniz gibi, hâlâ bir aşımız yok. Ama pandemilerde, aşı üretimindeki süreçler zorunlu olarak kısalabiliyor. Bilgisayar teknolojisi, cihazların gelişmesi ve bilgi paylaşımının artması araştırma süreçlerimizi kısalttı. Bir de biliminsanları, pandemi sürecinde birbiriyle dirsek temasında olmayı beceriyor, egolarından kısmen sıyrılıyor, bilgi paylaşımı yapıyorlar. Aşı ve ilaç konusunda bazen süreler kısalabilir ama kontrolsüzlük kabul edilemez. Sorunuzun yanıtını Faz 3 çalışmalarından sonra alacağız.

Korona aşısı için en fazla çalışmaları yapan ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin aşı enstitüleri var. Siz de geçen yıl Türkiye’de bir aşı enstitüsü kurulması için YÖK’e başvurmuştunuz. Enstitü kurulmuş olsaydı ne gibi avantajlarımız olurdu?

Türkiye’de çalışmaların birkaç adım geriden gelmesini aşı enstitülerimizin olmamasına bağlıyorum. Doktorlar, farmakologlar, eczacılar, immünologlar, biyomühendisler, veterinerler, mikrobiyologlar, enfeksiyon hastalıkları uzmanları, çocuk hastalıkları uzmanları gibi pek çok birim birlikte çalışmalı. Bir yıl önce Ege Üniversitesi olarak Aşı Üretimi ve Uygulama Enstitüsü kuruluşu talebimizi YÖK’e ilettik. Aşı üretimine geçmek için gereken yasal izinlerin verilmesi, finansmanın yaratılıp aktarılması, desteklenecek projelerin belirlenmesi doğal olarak iki-üç ay aldı. Bu nedenle DSÖ’nün bildirdiği sekiz Faz 3 aşamasındaki aşının birkaç ay gerisinden gidiyoruz. Fransa, İngiltere, ABD, Rusya, Çin’in bir adım önde olmaları, onlarda bu çatının kurulmuş olması sayesinde.

TÜBİTAK 10 FARKLI İLAÇ ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

TÜBİTAK’ın kurduğu COVID-19 Türkiye Platformu da 436 araştırmacıyla korona aşısına yönelik çalışmalar sürdürüyor. Gebze’deki TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde nötralizan antikorlarla orijinal molekülden başlayarak dünyadaki ilk ilaçlardan biri geliştiriliyor, özgün bir aşı üzerinde çalışılıyor. Aynı anda 10 farklı ilaç ve sekiz farklı aşı çalışması yürütülüyor. Sekiz aşıda sekiz farklı teknoloji kullanılıyor. İki aşıda hayvan aşaması geçildi; bunlardan biri, insanlar üzerinde klinik çalışma safhasına geldi. İlk aşı için insan deneylerinin en geç ekimde başlaması planlanıyor. Hedef, Nisan 2021.

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız

Türkiye’de farklı yöntemlerle COVID-19 aşısını üretmeye çalışan sekiz üniversite ve bir merkez TÜBİTAK, Sağlık Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı’nın desteğini aldı. Bu çalışmaların tamamı DSÖ tarafından takip edilmeye değer bulundu.

1.3 MİLYAR DOZ İÇİN HAZIRLANIYORLAR

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız

Korona aşısına ilişkin çalışmalardan biri, cuma günü gazetemizin manşetindeydi. Alman merkezli BioNTech CEO’su ve kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, CNN televizyonuna Amerikan ilaç firması Pfizer’la birlikte yürüttükleri ‘BNT162’ adlı aşının, ekim ortası veya kasım ayı başında yasal onay için hazır olacağını ve ardından aşılamaya başlayabileceklerinden emin olduklarını anlattı. Yıl sonuna kadar 100 milyon doz, 2021’de de 1.3 milyar doz sağlamayı planladıklarını da söyleyen Şahin, “Bence bu aşı etkili olacak. Ülkeler acil kullanım için bu aşılara yakında izin verecektir” diyor.

TIP TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR HIZLA İLERLİYORUZ
Prof. Dr. Derya Unutmaz

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız

Şu anda denenen birçok aşı, daha önce başka virüsler için test edilmiş formüller ve bunlar, hızlı bir şekilde koronaya uyarlandı. Diğer virüslerde 10 yılda öğrendiğimizi, bu virüsle altı ayda öğrendik. Aşılar hızlı bir şekilde geliştiriliyor ama bunların insan üzerindeki denemeleri vakti alıyor. On binlerce insanı incelemek, ileride bir yan etkisi olacak mı diye bakmak yıllar alıyor. Şu anda, acil bir durum olduğu için bu süreçler çok hızlandırıldı. İlaç konusunda da hızlı ilerleme var. TIP tarihinde görülmemiş bir hızla ilerliyoruz. Ve salgının ilk zamanlarına göre ölümler azaldı çünkü daha iyi bir tedavi uygulanıyor.

Biz laboratuvarımızda çok hassas antikor testleri geliştirdik. Aşılardan biri kabul edilirse, onunla ilgili çalışmalara da başlayacağız. İlk önce sağlık personeline verilecek ve Connecticut Üniversitesi’nde yaklaşık 300 kadar sağlık personelinin takibini yapacağız. Bilim rekabetçi bir ortamdır. Ama bu süreçte işbirliği çok oldu; belki de daha önemlisi, bilimsel sonuçların ortaya çıkması yani yayımlanması hızlandı. Korona üzerine 30 bine yakın yayın yapıldı. Çok büyük bir rakam. Bu virüsü anlamak için yaptığımız çalışmaların başka hastalıklara da etkisi olacaktır. 20 yıl kadar HIV üzerine çalıştım, şu anda HIV’yi kullanarak kanser tedavisi geliştiriyoruz. Yani korona bitse bile çıkan sonuçları başka hastalıklara uygulayacağız.  

İlaç şirketleri için Türkiye önemli

BioNTech ve Pfizer işbirliğiyle yapılan korona aşısı araştırmaları kapsamında Almanya, ABD ve Türkiye’de gönüllüler gelecek ay Faz 3 çalışmasına katılacak. Faz 3 çalışmaları prestijli çalışmalar ve Pfizer’ın çalışmasına her isteyen ülke katılamıyor. Pfizer’ın veya başka şirketlerin çalışmasına katıldığınızda, belli bir öncelik de kazanmış oluyorsunuz. Sonuçta ilk çıkan aşılar, kısıtlı olacak ve o süreçte anlaşmalar da yapabiliyorsunuz, yani aşı gerçekten etkiliyse belki de ilk etkisini Türkiye’de görmüş olacağız. “Bizim üstümüzde mi deneyecekler, neden kendi halklarında denemiyorlar, biz kobay mıyız” diyenleri görüyorum. Bu çalışmalar tamamen gönüllü. Herhangi bir yan etki bakımından da yakinen takip ediliyor. Yani insanlığa hizmet vermek isteyenler katılıyor. Bu, insanlığın birlikte savaşarak yenmesi gereken bir durum.

Çin’de Faz 3 aşamasında iki ya da üç çalışma var. Ülkede şu an korona vakası olmadığı için Çin’in kendi içinde Faz 3 yapması hemen hemen imkânsız. Çalışmalarının tamamını yurtdışında yapıyorlar. Türkiye’de, Ortadoğu’da ve Brezilya’da da bir Çin firması araştırmalara katılacak. Çin ve Rusya’nın yaptığı stratejiler çalışabilir ama bence bu en iyi strateji değil. Bir güven sorunu var. Örneğin Rusya daha Faz 3 çalışmasına başlamadan Putin, “Hemen onaylıyorum” dedi. Faz 3 yapmadan, etkili olup olmadığını ve yan etkilerini gösteremezseniz. Bence şu anda dünyada en hızlı Pfizer’ın çalışması ilerliyor. Ama diğerleri de çok geride değil. Bunu bir yarış olarak da görmemek lazım. Birden fazla aşının da kabul onayı olması çok iyi olur çünkü üretim kapasitesi yeterli olmayacak. Üç-dört aşının hepsi etkili olsa daha güzel olur.

İğneler bile şu an yeterli sayıda değil

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) birçok sağlık kurumuna “Ekim sonu gibi hazır olun” şeklinde bir tebligat gönderdi. Bu bildirim, aşı acil şekilde onaylanırsa kısıtlı olarak uygulamaya başlayabilmemiz için. Acil onamla tam onam aynı şey değil. Acil onam, sonuçlar yüzde yüz net olmasa da Faz 3’ten çok umut verici sonuçlar çıkıyor demektir. Bu durumda herkes değil, en yüksek risk grupları hemen aşılamaya başlanıyor. Kim onlar? Sağlık personeli, hapiste olanlar veya huzurevlerindeki yaşlılar...

Bir aşı bulunmasına ne kadar yakın, ne kadar uzağız
Kasımdan önce aşılama yapılması mümkün görünmüyor ki bu bile oldukça iyimser bir tarih. Ben bu yılın sonuna kadar aşılardan bir tanesinin, belli bir kabul görüp uygulanmaya başlayacağını düşünüyorum. 2021 başı gibi de daha yaygın kullanıma geçileceğini umut ediyoruz. Amerikan hükümeti 5-10 milyar dolar para ayırıp üç-dört şirketin her birinden 100-200 milyon doz almayı garantiledi. Ama iş bununla da bitmiyor. Lojistiği hazırlamanız, mesela yeterince buzluğunuzun olması gerekiyor. Aşıları enjekte edecek iğneler bile şu an yeterli değil. Onlar da üretiliyor. Büyük bir savaş durumundaki gibi bir seferberlik var.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle