Güncelleme Tarihi:

İranlı kadınların hikâyeleri, cezaevi duvarlarının ardında pişirilen tatlılar, paylaşılan tarifler ve büyüyen bir dayanışma... İranlı gazeteci ve kadın hakları aktivisti Sepideh
Gholian, dışarı ulaştırabilmek için yazdıklarını kimi zaman ağzında, kimi zaman çoraplarında ve hatta bir muz kabuğunun içinde saklayarak parça parça bir araya getirdiği kitabında birlikte hapsedildiği kadınların gerçek hikâyelerini aktarıyor. İran’dan çıkış yasağı olan Gholian’la yazışarak kilometleri aştık; kitabını, yemekleri, kadınları ve mücadeleyi konuştuk.
◊ ‘Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü’nün ortaya çıkış hikâyesi nedir?
Bu kitap, hapsedilmiş İranlı bir kadının karanlık ve ürkütücü dünyasından geliyor. Korku ve umutla örülmüş, bir kadının
durdurulamaz gücünü anlatan hikâyeler bunlar. Hepsi gerçek kadınların gerçek hikâyeleri. Ne zaman yazmaya karar verdiğimi tam olarak hatırlamasam da cezaevinin son derece sıkı güvenlik koşulları altında metinleri arkadaşım Maziar Bahari’ye (İranlı-Kanadalı gazeteci, film yapımcısı ve insan hakları aktivisti) ulaştırmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi hatırlıyorum.
Bu kitabı yayımlama fırsatını verdiği ve yardımları için ona minnettarım.
◊ Nasıl ulaştırdınız peki?
İran’daki bazı cezaevleri son derece yüksek güvenlikliydi ve içeriye kâğıt sokmak
ya da dışarıya kâğıt çıkarmak hiç kolay değildi. Ama sorguculara defalarca şunu söyledim: “Beni bir kibrit kutusunun içine bile koysanız insanlarla bağımı asla koparmayacağım.” Kitabı kâğıt parçalarına yazdım ve görüşler sırasında yaratıcı gizleme yöntemleriyle dışarı çıkardım. Bazen kâğıtları çok sıkı katlıyor, tamamen şeffaf bantla sararak şeker gibi sert hale getiriyor, ağzıma koyuyordum. Bazen çoraplarımın içine saklıyordum. Bazen notları meyve etiketlerine ya da meyve suyu kutularına çok küçük harflerle yazıyordum. Bir keresinde de kâğıtları muz kabuğunun içine sakladım. Zorluk ve kısıtlamalar altında insanın yaratıcılığı sanki katlanarak artıyor; hücrenin de işkencenin de yenemeyeceği bir canavara dönüşüyorsunuz.
‘Defalarca sürgün edildim’
◊ Hikâyeleriniz sınırları aşıyor; başka ülkelerde yayımlanıyor ve dünyanın dört bir yanındaki kadınlara ulaşıyor...
Hikâyeleriniz başka ülkelere yolculuk ettiğinde ve kendileri birer yolcuya dönüştüğünde, uçmak için her zaman kanatlara ihtiyacınız olmadığını görüyorsunuz... Afgan bir kadının bu kitabı okumasını ve çalışmanın, empatinin ve kadın olmanın gücünün ne kadar yenilmez bir şey olabileceğini görmesini istiyorum. İngiliz bir kadının bu kitabı okumasını ve bugün bazı hakları tanınmış olsa da kadınların bugün bulundukları noktaya gelebilmek için tarih boyunca sayısız yenilgiye ve gerilemeye katlandıklarını fark etmesini istiyorum. Türk bir kadının bu kitabı okumasını ve dünyanın bu tarafındaki kadınların acısının, direnişinin ve umudunun kendi deneyimine ne kadar yakın olduğunu hissetmesini istiyorum. Dayanışmamızın dünyayı ele geçirmesini umuyorum.
◊ Kitap yayımlandıktan sonra size ulaşmaya çalıştık ancak cezaevinde olduğunuz için bir süre sizden haber alamadık. Ne kadar süre cezaevinde kaldınız?
2018’den bugüne kadar, çok kısa aralıklar dışında, neredeyse kesintisiz olarak cezaevindeydim. Karmaşık koşullara sahip bir cezaevi süreciydi; birden fazla cezaevi ve gözaltı merkezinde kaldım. Şu anda cezamın infazı ertelenmiş durumda ve dışarıdayım. Ancak her an yeniden cezaevine gönderilebilirim. Çünkü ülkemizde hiçbir şey iyileşmedi; hâlâ protesto devam ediyor ve kazanmak için mücadele ediyoruz.
◊ Cezaevindeki kadınlarla kurduğunuz dayanışmanın hayatınıza nasıl etkisi oldu?
Cezaevinde işkence gördüm. Defalarca sürgün edildim, defalarca tacize uğradım, defalarca ezildim ve defalarca aşağılandım. Defalarca öldüm ve yeniden hayata döndüm. Beni hayata döndüren dayanışmanın ve kız kardeşliğin gücüydü. Cezaevlerinde hayatımdaki en değerli insanları buldum ve ortak geninin özgürleşme olduğu bir aile kurdum. Kesinlikle değiştim. Dönüştüm ve bu değişimin boyutu öyle büyük oldu ki bazen kendimi tanıyamıyorum. Aksanım bile değişti. Bedeli ağır bir deneyimdi ama buna değdi.
◊ 2022’deki ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’ hareketinin İranlı kadınlar ve kadın mücadelesi açısından nasıl bir değişim yarattığını düşünüyorsunuz?
2022 hareketi, savunduğu şeyi somutlaştıran az sayıdaki hareketten biriydi. Bu hareket yalnızca Ortadoğu’nun yakın tarihinde kadın imgesini ve kadınların bütün dünyaya sunulan yüzünü değiştirmedi, aynı zamanda İran siyaseti ve toplumunda kadının varoluşsal konumunu da değiştirdi. Kadınlar 2022 hareketinde öylesine güçlü ve dokunulmaz bir ses yükselttiler ki bundan sonra İran toplumunda hak ve adalet talebiyle ortaya çıkan hiçbir hareket ya da kampanya, kadınların yaşam ve özgürlük haklarını görmezden gelemeyecek, bu haklardan tek bir adım bile geri atılmayacak.
◊ İran’da gerçek bir değişimin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?
Yalnızca mümkün olduğuna değil, kaçınılmaz olduğuna da yürekten inanıyorum. Ve bu değişimin yalnızca ve yalnızca halktan geleceğine inanıyorum. İslam Cumhuriyeti artık hiçbir meşruiyete sahip değil ve durum her gün daha da vahim hale geliyor; ne ekonomi, ne özgürlük ne de insan onuru düzelecek gibi görünüyor. Bir devrimin yaklaşmakta olduğuna inanıyorum. Bu kez halkın, özellikle de kadınların ve genç kuşağın öncülük edeceği ve bu baskıcı sistemi kökünden söküp atacağı bir devrim.
◊ Bugünün İran’ında sizin için sıradan bir gün nasıl geçiyor?
Mücadele bizim gündelik işimiz. Hayatta kalma mücadelesi, ekmeğimiz için verdiğimiz mücadele ve onların hayatı bizim için tam anlamıyla bir eziyete dönüştürmesini engelleme mücadelesi. Bugünün İran’ında
sıradan bir gün; ekonomik, güvenlik kaynaklı ve toplumsal baskıların ortasında yalnızca nefes alabilmek için mücadele etmek demek.
◊ Halk dayanışmayı nasıl sürdürüyor?
İran halkı; katliama, savaşa ve her türlü baskıya maruz kalırken aynı zamanda güçlü bir dayanışma ve güven çekirdeği oluşturuyoruz. Her şeyden önemlisi özsaygımız var ve bizi her türlü köleliğe ‘hayır’ demeye iten de bu. Baskı altında olsak bile yolumuza devam ediyoruz.
‘Omlet dayanışmamızın anahtarı haline geldi’
◊ Yemek yapmanın da kurulan bu bağları güçlendirdiğinden bahsediyorsunuz...
Yemek anılar yaratır, sınırları ortadan kaldırır ve insanları birbirine bağlar. Benim için de yemek hiçbir zaman yalnızca karın doyurmanın bir yolu olmadı; manevi bir güçtü. 2019’da Qarçak Cezaevi’ndeydim. Yemekler yenilemeyecek kadar kötüydü. Mahkûmlar korkunç koşullarda yaşıyordu. Orada uzun günler boyunca açlık grevi ve oturma eylemi yaptım ve sonunda cezaevi mutfağında çalışmayı başardım. Mutfağa girdikten sonra yemekleri daha lezzetli hale getirmek için sabahtan akşama kadar çalıştım. Cezaevinin akşam yemeği menüsüne omlet ekledik. Yıllardır yumurta yememiş mahkûmlar o gece sevinçten ağladı. Omlet dayanışmamızın anahtarı haline geldi.
◊ Kitapta sizin için özel bir anlam taşıyan bir tarif var mı?
Fıstık ezmeli kurabiye. Çünkü bugünlerde her ayın birkaç gününü Houman Jokar ve Sepideh Kashani ile (cezaevinden arkadaşları) birlikte geçiriyorum ve bu tarif bana o günleri ve birlikte paylaştığımız ortamı hatırlatıyor.
‘Özgürce dans etmek istedim’
◊ Aktivizminiz nasıl başladı?
Benim hikâyem, en temel meseleler yüzünden şiddete maruz kalmak zorunda olduğum bir evde başladı. Özgürleşme arzumdan ve bu baskıya karşı isyanımdan doğdu. Her zaman, aile içi cinayetlerin uzun listesindeki isimlerden biri olmama izin vermemem gerektiğini düşündüm. Çığlık atmak ve çığlığımın sesini herkesin kulağına ulaştırmak istedim. Rüzgârın saçlarımı savurmasını, özgürce dans etmeyi ve geçim kaynağımın tehlikede olmamasını istedim. Zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanların gücü çok büyüktür.
◊ Mücadeleye devam etme gücünü nereden buluyorsunuz?
En güçlü silah elimizde. Hem de her türlü baskıdan daha güçlü bir silah. Mücadeleyi bırakmamızı engelleyen şey, özgürlüğe ve umuda inanmak... Yazmak, çalışmak ve sesimi bütün dünyaya duyurmak istiyorum.
◊ Korkuyor musunuz?
Her zaman korkuyorum. Her şeyden çok da korkmaktan korkuyorum. Rejimin kurşunlarından ve işkencesinden korkmuyorum; fakat hakikat olmayabilecek bir yola adım atmaktan çok korkuyorum. Bütün bunlara rağmen henüz yorulmadım. Yaşasın özgürlük!
◊ İran’da şu anda insanların kitaplara erişimi mümkün mü?
Kitap son derece pahalı hale geldi ancak PDF versiyonuna daha makul bir fiyata ulaşmak mümkün. Bugünlerde günde beş saatten fazla kitap okuyorum. Şu anda 'Binbir Gece Masalları’nı okuyorum.
◊ Ufukta yeni bir kitap var mı?
‘Kadınlar Koğuşu Tatlıcılar Kulübü’nün ikinci cildini hazırlıyorum.
