Güncelleme Tarihi:

Hip-hop kültürüyle yoğrulmuş, caz eğitimiyle sağlam bir temele oturmuş ve yüzünü popa çevirmiş bir müzik tarzı Aisu’nun yaptığı. Şu sıralar elektronik müzikle de haşır neşir. Balerin bir annenin (eski başbalerin Alev Baymur), resme yetenekli bir babanın (İrfan Özcan) kızı. Müthiş bir müzisyen olan, davulcu Berke Can Özcan’ın da kız kardeşi. Hayranları ona ‘Peri’ diyor, o da hayranlarına... Gerçekten de peri gibi bir kız, yumuşak bir ses tonuyla konuşuyor ama bir yandan çok da dikbaşlı. “Esprili ama sivri bir dille, zekâyla insanlara haddini bildirmek maalesef hobilerimden bir tanesi” diyor.
◊Los Angeles’ta doğup büyüyorsunuz. Anne ve babanızın işi dolayısıyla mı oradaydınız?
Annem Devlet Opera ve Balesi sanatçısı. 1980’lerin sonunda ABD kendisine ‘olağanüstü yetenek’ vizesi veriyor, sonra da vatandaşlık alıyor. Ben de 2000 yılında orada doğuyorum.
◊Eğitiminize orada mı devam ettiniz?
Evet, güzel sanatlar lisesine gittim. Sonra da California Institute of the Arts’ta kompozisyon ve deneysel ses pratikleri okudum.
◊Ailede başka müzikle ilgilenen var mı?
Abim var, davulcu, Berke Can Özcan. 123, DANdadaDan, Büyük Ev Ablukada’dan bilirsiniz...
◊Bilmez miyim? Ama kardeşiniz olduğunu bilmiyordum. Siz hip-hop kültürüyle nasıl tanıştınız? Konuşmalarınızda hep bir West Coast (Batı Yakası) vurgusu var...
Gittiğim lise LA’in (Los Angeles) biraz dışındaydı. O dönem beat yapmaya başladım. Hatta mahlasım orada doğdu. “Beat’lerin güzel ama çok girly (kız gibi)” diyorlardı. Ben de
“Tamam, benim mahlasım Girly Beats olacak, ama çok sert beat’ler yapacağım” dedim. West Coast’un üzerimde çok büyük emeği var. Karakterim, kendimi taşıyışım, dinlediğim müzikler, ilham aldıklarım
konusunda...
◊Bu arada aileniz ne diyordu hip-hop kültürüyle iç içe olmanıza?
Ben her zaman aşırı şahsına münhasırmışım. Seçimlerim konusunda onlara pek alan tanımamışım. Tabii ki aileme hep saygı duydum ve yetişme yıllarında onların dilediği gibi bir çocuk olmaya çalıştım ama küçüklüğümden beri hedeflerim çok belliydi.
8 yaşında anneme pop star olacağım diyordum; kendi şarkılarımı yapıyordum. 10 yaşında gitar çalmaya başladım. Gittim, albüm kaydettim. Böyle anarşiktim hep. Bir noktada beni kabul ettiler.
‘Piyasada yol açtım’
◊O noktada ne etkili oldu?
Rahmetli Özkan Uğur (müzisyen) bize geldi. Birkaç şarkımı dinledi ve kritik yapmak istedi. “Şarkın güzel ama şurası şöyle mi olsa” gibi. “Bu benim müziğim” diye karşı çıkmıştım. Bu arada yaşım 9-10. Anneme dönüp “Sanatçı böyle bir şey” demişti. Bence o günden sonra ailem biraz daha saygı duymaya başladı.
◊Nedense size laf atılsa, kaç kişi olduklarını düşünmeden kavgaya girersiniz gibi geliyor bana...
Kesinlikle. Laflarımla o kadar keskinim ki, hani o fiziksel temasa gerek olmadan dönüp attığım bakış, söylediğim iki cümle yeter, sonra yoluma devam ederim. Onlar da hayatları boyunca ‘O neydi ya’ diye düşünürler. Öyle bir enerjim var. Esprili ama sivri bir dille, zekâyla insanlara haddini bildirmek maalesef hobilerimden bir tanesi.
◊Persona yaratmayı seviyorsunuz. ‘AISUPOP’ albümüyle de yeni bir Aisu’yla tanıştık...
LA’den buraya taşındığımda senelerce İstanbul’la alakam yok gibi müzik yaptım. Baktığınızda ‘Bal Gibi’, şakasına yaptığım bir şarkıydı. Üstüne çok düşünmedim, ‘Türkiye’deyim, Türkçe bir şarkı yapayım’ gibi... Sonra kendi vibe’ıma (tarzıma) geri döndüm ve bu o dönemin sosyal ikliminde bu sert geldi bence. Piyasaya bakınca kadınların belirli bir şekilde giyinmesi, konuşması ve belirli bir tarzda müzik yapması için kesinlikle bir yol açtığımı düşünüyorum. Ama 2022-2025 arası Aisu personasının ne kadarı gerçekti, söyleyemem; çünkü üstüme yüklenen bir persona vardı, ben de onu farklı bir aşamaya taşıdım, sıkıysa gelin gibisinden...
◊Peki, 2025 sonrası...
Sonra oturup kendimle dürüst bir konuşma yaptım. ‘Bu gerçekten sen misin’ diye sordum. Elbette LA’de hayatım çok hızlıydı, şarkılarımda anlattığım her şey hikâyemin bir parçası ama kendimi koruma mekanizması olarak üstüne eklediğim bazı şeyler oldu. Ama artık daha dürüst bir evreye girdim. Benim de
bir birey olduğumu, duygularımın olduğunu gösterdiğim...
◊Sizi eski personanızla seven hayranlarınız yani Periler kabullendiler mi bu değişimi?
Gerçek peri benimle bireysel bağı olduğu için ne olursam olayım beni kabul eder. Perilerin içinde de ayrım var; gerçek peri, sahte peri, yeni peri gibi... Gerçek peri konser çıkışında karşılıklı ağlayacak gibi bir duyguda, frekansta buluştuğum çekirdek kitlem. Onlar beni anlıyor.
◊Sosyal medyada aktifsiniz. Linç kültürüyle nasıl başa çıkıyorsunuz?
Başa çıkmıyorum. İtibarımı düşürecek seviyede bir şey olursa o zaten hukuki bir durum. Onun dışında herhangi birinin benimle ilgili düşüncesi beni ilgilendirmiyor. Çünkü herkes her şeyi düşünme özgürlüğüne sahip.
◊Başta annenizden bahsettik ama babanızdan (İrfan Özcan) hiç konuşmadık...
Defterlerinde güzel çizimler olan, ciks bir İstanbul beyefendisi. Bence sanatçı olmalıydı ama iş dünyasına girince profesyonel olarak ilerletmemiş resmi. Çiçek ve event organizasyonu alanında çalışıyor. Hep takım elbiseli, şık bir adamdır...
◊Türkiye’de müzik piyasasına girerken abiniz bazı kapıların açılmasını sağladı mı?
Hiç alakası yok. Bizim kardeş olduğumuzu yeni yeni öğreniyorlar. Bir gün Büyük Ev Ablukada’nın konserindeyiz. Kuliste biri geldi yanıma; “Seni bir arkadaşımla tanıştıracağım” dedi.
◊Abinizle mi tanıştıracaktı?
Evet. Abimin müzik çevresinden tanıdığım insanlar var tabii ama o zaman küçüktüm. Şimdi görseler tanımazlar beni.
◊Peki, müzik piyasasına nasıl girdiniz?
2020’de ‘Water Your Garden’ adlı kendi yazıp prodüktörlüğünü üstlendiğim albümümü yayımladım. Pandemi dönemiydi, o sırada Clubhouse diye bir uygulama vardı. Oradaki odalardan birinde Bugy, Kerem Akdağ gibi prodüktörler, müzisyenler gönderilen demoları yorumluyordu. Kerem’le bir kayıt yapmıştık, o parçayı Clubhouse’da çaldı. Bugy çok beğendi filan. Sonra Teoman tesadüfi bir şekilde ‘Offline’ adlı şarkımın klibini izlemiş ve çok saykedelik bulmuş, tanışmak istedi. Tam bir akıl hocasıydı.
◊Müziğinizi nasıl anlatırsınız?
Aisu pop, sound’dan çok hislerle ilgili. Şarkılar bağımsız dünyalarda olsa da ortak noktaları var. Şiir gibi hissettiren ama bir o kadar da basit olan... Karakterli kelimelerden oluşan... R&B’yi Türkçe nağmelerin içine sokan hibrit bir şey.
◊Yurtdışı hedefleriniz var mı?
Evet, var. Büyük gayelerim olduğu için İngilizce işler yapmaya sıkı bir şekilde gireceğim. Elektronik müzikten de çok keyif alıyorum. Hatta Bounce Lab’den bir sanatçı işbirliğiyle parçam (Coming Home) çıktı. Ve Tiesto (ünlü DJ) radyo şovu ‘Prismatic’te parçayı çaldı. Onun onayını almak aşırı güzel.
◊Başka var mı sizi mutlu eden olaylar şu sıralar?
Türkiye’nin en iyi şarkı sözü yazarlarından Sezen Aksu’nun şarkısını (Git) cover’lamak hem çok özel hem de büyük bir olay benim için.
‘Aşırı düzenli bir hayatım var’
◊İstanbul’da yalnız mı yaşıyorsunuz?
Bir köpeğim (Alo) ve kedim (Sushi) var. Aşırı düzenli bir hayat yaşıyorum. Spor takıntılıyım. Yemek yapmayı seviyorum. Kişisel bakıma merakım var. Onun dışında çok sık stüdyoya gidiyorum.
◊Giyim tarzınız da çok konuşuluyor… Marka ürünler de görüyorum üzerinizde, sokak stilini yansıtan parçalar da…
Modayı çok seviyorum ama marka takıntım yok. Bugüne kadar hiç stilistle çalışmadım. Bir vizyonum, geleneksel olmayabilir ama bir görsel anlayışım var. Gardırobum runway (podyum) gibi değil. Tarzımı niş, STRT markalarla (sokak giyim markaları) şenlendirmek hobim gibi. Eşofmanla beyaz bir tişört giymeyi de seviyorum. Tipim filan ‘çok fazla’ olduğu için o tarz da iyi hissettiriyor. Bol, salaş giyinmek.
◊Dövmeleriniz var. Kolunuzdaki dövme kimin yüzü?
Müslüm Gürses’i mi diyorsunuz?
◊Evet…
Yok yok, şaka yapıyorum. Aslında babamın resmi. Ama Müslüm Gürses’e çok benzetildiği için dövme, ben de “Evet, aynen” diyorum soranlara.
◊Akıl oyunlarını seviyorsunuz…
Yani sarıyor ya. Bu da benim eğlencem. Siz onlardan hoşlanıyorsanız, ben de bundan hoşlanıyorum, soru işaret hani… Anlayanlar anlıyor, sevenler seviyor…
Bir de ‘Evren Benim’ yazan dövmem var. 19 yaşında dövmeciye gittim. Orada aklıma geldi ve yaptırdım. Galiba en sevdiğimse kolumdaki üç beni kapsayan yıldız haritası dövmem. Bir de beyaz kar tanesi dövmem var, onu da seviyorum.
Meltem
