Güncelleme Tarihi:

Dile kolay 25 yıl... O hareketli şarkıları kadar slow’larıyla da kalplere girdi. Hep üretti, en iyisi için mücadele etti; “Düştükten sonra kalkmayı bilmek çok kıymetli. Ben savaşçı bir kadınım” diyor. Ziynet Sali’yle dünden bugüne bir hayat ve kariyer muhasebesine başlıyoruz.
◊ Müzikte bu sene 25’inci yılın. Nasıl geçti zaman?
Mücadele, çoğunlukla çalışmak ve müziğe olan aşkla geçti. 2000 yılında ‘Ba-Ba’ isimli Türkçe-Yunanca bir şarkıyla başladım. 25 yıl sonra hâlâ sahneye çıkarken zangır zangır ellerim titriyor, nabzım atıyor.
◊ Sence geçen zamanda yaşadıkların seni nasıl dönüştürdü?
Yıllar içinde ne istediğimi daha netleştirdim, neyi istemediğimi anladım. Zaman müzisyen kimliğimi çok besledi, yorumcu olarak kendimi geliştirmemi sağladı. Ayrıca olgunlaştım. Özellikle samimiyetin kaybolduğunu düşündüğüm bu dijital çağda çok daha bilinçliyim.
◊ Büyük hitlerin de oldu, beklediğini bulamadığın şarkıların da, rakiplerin de... Hayat sana ne öğretti?
Egosal yönü yüksek bir meslek. Eğer egon seni yönetirse büyük zarardasın. Sen egonu yönetirsen, gerektiği yerde mütevazı, gerektiği yerde de sanatçı kimliğini, kişiliğini korumayı öğrenebilirsen kazanırsın. Bu süreçte hayat bana akışta olmayı, hiçbir şeye büyük anlam yüklememeyi de öğretti.
◊ En büyük pişmanlığın ne oldu?
Hiçbir zaman şöhret olmaya oynamadım, amacım hep iyi şarkı ve müzik yapmaktı. O yüzden büyük pişmanlıklarım yok. Kendimi yıprattığım, belki değmeyecek şeylere üzüldüğüm zamanlar oldu. Mesela global işlerim olabilirdi. Bir kere denedim aslında, çok kolay olmadığını gördüm, hâlâ yayımlayamadığım iki yabancı şarkım da var. Bunun arkasında durmak gerekiyordu. Ama pişman değilim, hepsi tecrübe. Şimdiki aklım olsa belki daha içerikli albümler yapabilirdim.
◊ O İngilizce şarkılar bir gün çıkar mı?
Olabilir, belki de başka bir isimle.
◊ Yoksa kendi ismini mi değiştireceksin?
Baksana, her çıkan kendine bir nick name (takma isim) buluyor.
◊ Seninki ne olur?
Benimki Zizi olur (gülüyor).
‘Değersiz hissettirildim, pes etmedim’
◊ İlk şarkısını çıkaran Ziynet bugün karşında olsa ne derdin?
Güçlü ol, korkma, daha cesur ol ve kendi kurallarını kendin koy. Ne kadar verirsen, o kadar senden gidiyormuş, yumruğumu masaya vurmayı geç öğrendim. Bu da benden kaynaklıydı, Kıbrıs’ta küçücük bir yerde yetiştim. Hiç kötülükle, negatif durumla karşılaşmayan Pollyanna gibi etrafa bakardım. Sonra okul bitti, İstanbul’a geldim ve direkt kurtlar sofrası. O zaman Unkapanı vardı, oraya bile gittim.
◊ Nasıldı?
O zamanlar patronlar karar veriyordu hangi şarkıya klip çekileceğine. “Benim çocuğum bunu sevdi” diyerek ona klip çekebilirlerdi, bir sürü manipülasyon dönüyordu. Sanatçı, müzisyen kimliğini düşünen yoktu.
◊ Kaç yaşında sahneyle tanıştın?
Profesyonel olarak bakmazsak ilkokuldan beri şarkıcıydım. Gerçek anlamda 16 yaşımda Kıbrıs’ta başladım ve babam hep yanımdaydı. Konservatuvarın ardından sahneler başladı. Ben sahne bağımlısıyım. Bu beni bazen ürkütüyor. Bir gerçek var, arkadan yeni nesiller geliyor. Elbette sanatın yaşı yok ama sahne sayıları azalabilir, bir gün onu yaşayamamaktan, o duygudan korkuyorum.
◊ Bunca sene sahnelerde psikolojik ya da fiziksel olarak yaşadığın şiddet ya da taciz oldu mu?
Şükürler olsun fiziksel bir şey yaşanmadı. Sözsel şeyler, tavırlar olmuştur. İsim vermeyeceğim ama bir saat şarkı söylediğim bir mekânda paramı almak için gece yarılarına kadar bekletilmelerim oldu, değersiz hissettirildim. İlk zamanlarımda, ilk albümlerde, reytingleri yüksek programlara çıkamamak beni rencide ediyordu. Bunlara duygusal taciz de diyebilirsin, değersizlik hissi de. Çoktan bırakabilirdim, zordu ama pes etmedim.
‘Sosyal medyada kontrol delisiydim’
◊ Hep dinlenmenin, konserlerinin dolmasının ve güncel kalmanın yolu ne?
Şarkılar, sahnede iyi müzik sunmak. Burada mütevazı olamayacağım, iyi bir şarkıcı ve iyi bir yorumcuyum. Sahnede eğleniyorum, dinleyicimi de eğlendirip mutlu etmeyi çok seviyorum. Her zaman hedef zirve tabii ama zirveye çıkarken yorulup durabilir, takılıp düşebilirsin fakat düştükten sonra kalkmayı bilmek çok kıymetli. Savaşçı bir kadınım. Limon da satsam, o limonu en güzel şekilde satarım.
◊ Sence kariyerinde en yanlış anlaşıldığın şey neydi?
İlk başladığım zamanlar sadece eller havaya şarkıcısı gibi algılandım. Bu beni üzmedi ama ‘Beş Çayı’ şarkısından sonra tutan slow şarkılarım oldu. Algım farklılaştı. Bir de bu dijital çağda daha soğuk ve mesafeli zannediliyorum ama öyle değilim.
◊ Neden öyle algılanıyorsun?
Benim hayatta en korktuğum şeylerden biri yanlış anlaşılmak, o yüzden biraz sosyal medyada kontrol delisiydim. O da mesafeliymişim gibi algılanmama sebep oluyor.
◊ İleride insanlar seni nasıl hatırlasınlar isterdin?
Biz nasıl şimdi 60 ve 70’leri dinlediğimizde haz alıyoruz. İleride ben de nostalji listelerinde başrolde olmak çok isterim.
‘Köyde benden daha çok Lopez’e benzeyenler var’
◊ Kariyerinde Jennifer Lopez benzerliğinle de konuşuldun. Bu benzerlik başlarda dikkat çekmek için senin sunduğun veya yapımcıların “Buradan yürü” dediği
bir şey miydi yoksa seni rahatsız mı ederdi?
Başta hoşuma gitti o benzerlik ama zaman içinde sıktı.
◊ Neden?
Aslında en başında arkadaşlarım özellikle makyajsız halimi benzetirlerdi. Sonra canlı yayında Beyaz bunu söyledi. Başlarda hoşuma gitti. Çok güzel bir kadın ve tüm dünyada patlamış. Bir Latin... Zaten inanır mısın Porto Rikolularla Kıbrıslıların genetik olarak çok benzedikleri konuşuluyor. Kıbrıs’ta benim köyde, benden daha çok Jennifer Lopez’e benzeyenler var. Ama sonra ona özeniyor, taklit ediyormuşum gibi bir şey oluştu, bu beni sıkmaya başladı. Neden taklit edeyim? Tabii ilham alırsın saçından, makyajından ve bana da o tonlar yakışıyor. Ben de demek güzel bir kadınım. Ama artık onu takip etmeyi bile bıraktım.
◊ Konserine gitmedin mi?
Gittim tabii (gülüyor). Seviyorum onu. Birçok ülkede, birçok yabancı sanatçı izledim, mütevazılıklarını seviyorum. Maalesef şunu söylemeliyim bizim sanatçılardan daha az egoları var.
‘Klasik bir evlilik bana olmazdı’
◊ Söylediğin aşk şarkılarından bir ders çıkardın mı?
Gerçek aşkın güven duygusu üzerine kurulacağını öğrendim.
◊ Altı yıl önce müzisyen Erkan Erzurumlu’yla evlendiniz...
Evet ve ilk röportajı seninle yapmıştık.
◊ Nasıl gidiyor?
Erkan dünya çapında bir gitarist, çok başarılı. Çok şanslıyım, beni müzikal olarak geliştiriyor. Daha klasik bir evlilik bana olmazdı, yapamazdım.
◊ Sizin ev sürekli müzik seslerinin yükseldiği bir ev mi?
Evet, evin her köşesinde bir gitar görebilirsin. Sabah uyandığında ilk eline aldığı şey kahve ve gitar. Bazen sıkılsam da o saatlerce çalabiliyor. Keyfim varsa melodiler kaydediyoruz. O müzik konusunda daha sınırsız. Önümüzdeki dönemde de bir proje albümü yapmak istiyoruz. Amacımız gidip dünyanın herhangi bir yerinde çalabileceğimiz şarkılar olması.
‘Şarkı sözleri yüzeysel’
◊ Dijitalleşen müzik dünyasından ve güncel halden memnun musun?
Biraz mustaribim... En iyi bildiğim şeyi yapmak en doğrusu. Ama değişen bir durum ve yeni bir nesil var.
◊ Nedir rahatsızlıkların?
Şarkı sözlerinin yüzeysel olması, hızlı tüketim, gerçek dinleyicinin olmaması... İnsanların parmakları sürekli ekranda kayıyor.
◊ Bunların dinleyiciye yansıması sence nasıl?
Bir hafta önce yeni bir şarkı çıkarıyorsun, seni sokakta gören “A, yeni bir şey yok mu” diyor. Bu biraz yorucu ve açıklaması zor bir durum. Ben çok güzel bir zamanda, güzel bir kariyer yapmışım, şu an olsaydı ne yapardım gerçekten bilmiyorum. Belki dijitale doğsak biz de öyle ilerlerdik ama bizim zamanımızda radyo, televizyon ve gazeteler vardı, çok tatlıydı.
‘Masumların ölümü beni kahrediyor’
◊ Rıza Sarıtaş’la ‘Aşkın Yenisi’ diye bir şarkı çıkardınız...
Güncel olmayı seviyorum.
Yeni neslin duygusunu takip ediyorum, merak ediyorum. Rıza Sarıtaş duygusu çok temiz bir arkadaşım. Şarkının da neşesi çok hoşuma gidiyor. Bir de şu an sürpriz bir çalışmam var, Harbiye’ye yetişebilir.
◊ Evet, 23 Ekim’de Harbiye’de 25’inci yıl konserin olacak...
Saatlerce deli gibi, en güzel şarkıları söylemek istiyorum. Müzik yolculuğuma eşlik eden çok kıymetli müzisyenler oldu. Onları da davet etmeyi hayal ediyorum. Bu konserin şarkıları canlı kaydedilecek ve sonra dijital platformlarda da dinlenecek.
7 Aralık’ta bir Londra konseri olacak.
◊ Başka planların var mı?
Gençlere ulaşmayı, müziğimin sadece yerel kalmamasını, hüzünlü topraklara neşe getirmesini istiyorum. Dünya olarak neşemiz kaçtı. Sanat birbirine bağlayıcıdır. İyiliği ve barışı savunan bir insanım, müziğimle de mesaj vermek istiyorum. Bu coğrafya savaşların hep var olduğu, her zaman acıların, hüznün olduğu bir yer oldu. Gazze için dünyanın hiçbir şey yapmaması; çocukların, masumların ölümleri, acı çekmeleri beni kahrediyor. Elimizden hiçbir şey gelmiyor.
