GeriHürriyet Cumartesi Yoksullar cephede, zenginler siperde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yoksullar cephede, zenginler siperde

Yoksullar cephede, zenginler siperde
Abone Olgoogle-news

Köşklerde, yalılarda yaşayan, yatlardan inmeyen, yatak odasının dört bir yanı çevreleyen pencerelerinden boğazın gerdanlığı ışıl ışıl köprülere bakarak uykuya dalan ekran zenginleri zor günler geçiriyor. Mazinin derinliklerinden, köyden, kasabadan hatta biraz ilerideki gecekondudan çıkıp gelen yoksul akrabalar iş, güç ve çapkınlık gündemlerini tamamen değiştirmiş durumda. ( ELÇİN YAHŞİ ÖNERİYOR)

Kardeş Çocukları
Furyanın başını çeken dizide Karalılar Köyü’nün sıradan sakini Ümmü Kara (Nur Fettahoğlu)var. Köyden kaçıp ‘sosyetik güzel’ Umay Karay’a dönüştükten sonra ilk iş, köyde gizlice doğurduğu çocuğunu bırakıp gittiği ablasını (Ayça Bingöl) arayıp “Beni artık yok say” demek... Epey bir zaman da hayallerindeki hayatı yaşamış ama tüm ülkenin gözünü o küçücük köye çeviren üstelik de terk ettiği kızıyla ilgili bir dehşet yaşanınca, abla müştemilata, kız villaya taşınıyor ve ‘Ben Umay Karay’ artık 7/24 tüm vaktini ve enerjisini sırlarının ortaya çıkmaması için harcıyor. Bu amansız mücadele arasında annelik, kardeşlik, arkadaşlık, vefa ekseninde birçok yüzleşme, hesaplaşma da yaşanıyor. Öykü ve senaryo Sırma Yanık’tan. (Star, pazar, 20.00)
Zalim İstanbul

Yoksullar cephede, zenginler siperde

Değerlerine bağlı, gururlu ve biraz da tutucu, tam bir Anadolu kadınıdır Seher. Onun gözünde evlatlarının üçü de pırlantadır. Kızının her gece, kendi rızasıyla evin oğlunun yatağına girdiğini ruhu bile duymayan Seher Hanım (Deniz Uğur) tam bir Ali Rıza Bey. Patronu, lojistik sektörü devlerinden Agah Karaçay (Fikret Kuşkan) engelli yeğenine memleketten gelin ararken gelin adayı, iki kardeşi, annesi Seher Hanım ve babaannesi maaile gelip köşke yerleşince fırtınalar kopmaya başlıyor hayatlarında. Köşkün hanımı Şeniz Karaçay’ın (Mine Tugay) artık tek meşguliyeti imparatoriçeliğinin sarsılmaması için çalışmak, bu insanlardan bir an önce kurtulmak için çareler üretmek. Öykü ve senaryo yine Sırma Yanık. (Kanal D, pazartesi, 20.00)
Zengin ve Yoksul
Yoksullar cephede, zenginler siperde

-Aynı semtte iki ev: Biri yokuşun başında bir köşk, diğeri yokuşun dibinde bir gecekondu. İki evin ahalisi ‘evlilik nedeniyle’ akraba; köşk sahibi evlenirken eşine “Aç akrabaların hayatımıza giremez!” diye ültimatom çekmiş. Ancak gecekondu ahalisinde ayrıcalıklardan istifade etmekten köşktekilerin her şeylerine sahip olmaya uzanan yelpazede hırslar mevcut. Dizide ibreler ‘kahrolasıca zenginler’i ve ‘geberesice fakirler’i o kadar açıkça ve o kadar sık gösteriyor ki, belki de tam bu yüzden üç dizi arasında en az izlenen ‘Zengin ve Yoksul’. Oysa Binnur Kaya’lı, Osman Sonant’lı kadroyu, Henry James’in unutulmaz eseri ‘Güvercinin Kanatları’ndan esintiler taşıyan üç genç hikâyesini daha uzun süre izlemeyi isterdik. Öykü ve senaryo: Yelda Eroğlu ve Hatice Meryem. (atv, pazar, 20.00)

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle