Yoko Ono’nun sıradışı dünyası İstanbul’da

Güncelleme Tarihi:

Yoko Ono’nun sıradışı dünyası İstanbul’da
Oluşturulma Tarihi: Haziran 27, 2026 07:00

Dünyaca ünlü aktivist ve sanatçı Yoko Ono’nun merakla beklenen ‘İçses ve İçyapı’ sergisi Sakıp Sabancı Müzesi’nde açıldı. Bu sergide ziyaretçiler yalnızca izleyici değil, sanat deneyiminin aktif bir parçası.

Haberin Devamı

Beatles grubunun üyesi eşi John Lennon’la birlikte gerçekleştirdiği barış eylemleriyle tüm dünyanın hafızasına kazınan aktivist ve sanatçı Yoko Ono’nun ‘İçses ve İçyapı’ başlıklı sergisi İstanbul’da. 1933’te Tokyo’da doğan Ono, kavramsal sanattan performansa, müzikten aktivizme uzanan üretimiyle çağdaş sanatın en sıradışı figürlerinden biri kabul ediliyor. Sanat eserini izleyicinin hayal gücü ve katılımıyla canlı bir deneyime dönüştüren sanatçının dünyasını anlamak için Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılan ‘Yoko Ono: İçses ve İçyapı’ sergisi iyi bir fırsat. 

Sakıp Sabancı Müzesi’nin daha girişinde Yoko Ono’nun kendisi gibi sıradışı bir dünyaya adım attığımızı hissediyoruz. ‘Kendinden Geçiş’ (En Trance) adlı dört farklı seçenek var önümüzde; dar bir koridor, çift tarafı aynalarla kaplı bir geçit, kaydıraktan kayarak ulaşılan küçük bir kapı ve mavi boncuklu bir perde... Özellikle aynalı dar koridor, yarattığı sonsuzluk etkisiyle birçok kişinin seçeneği oluyor.

Haberin Devamı

Sergide karşılaştığımız ilk işlerden biri Ono’nun 1964 tarihli performansı ‘Kesme Parçası’nın (Cut Piece) video kaydı. Ana sergi alanındaysa ziyaret edenleri 1933’ten 2026’ya uzanan, duvar boyunca ilerleyen kapsamlı bir Yoko Ono kronolojisi bekliyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen sergiyi anlatırken “Sıradışı bir sergi. Çünkü Yoko Ono çok sıradışı bir sanatçı, çok sıradışı yapıtlar üretiyor. Bu sergideki başrol aslında izleyicide. İzleyiciyi hem zihinsel bir katılıma davet ediyor hem de ona hayal gücüyle bireysel bir farklılık yaratma alanı açıyor” diyor. Gerçekten de sergideki pek çok eser, izleyicinin katılımıyla anlam kazanıyor. ‘Soprano için Ses Parçası’ (Voice Piece for Soprano, 1961) gibi... Bu işte seyirciden mikrofona yaklaşıp çığlık atması isteniyor. “Haykır, rüzgâra karşı, duvara karşı, gökyüzüne karşı” yazan noktadan sergi alanına aralıklarla çığlık sesleri yükseliyor.

Serginin büyük ölçekli işlerinden biriyse ‘Şaşırt’ (Amaze, 1971) adlı eser. Ayakkabılar çıkarılarak girilen cam labirentte ilerledikten sonra, merkezde bir klozetle karşılaşıyor ziyaretçiler. Küratör Jon Hendricks basın toplantısında labirentin içinde dolaşırken etrafta video çekmek için havaya kalkan telefonlar dikkat çekiyor.

Haberin Devamı

Yoko Ono’nun sıradışı dünyası İstanbul’da

Kırık parçalar

Katılımcıların dahil olduğu işler arasında, izleyicinin bir masa başında kırık parçaları onarmaya çalıştığı ‘Onarma Parçası’ (Mend Piece, 1969) da var. Annenizle ilgili düşüncelerinizi yazabildiğiniz ya da fotoğrafını yapıştırabildiğiniz ‘Benim Annem Güzel’ (My Mom is Beautiful, 2004) adlı eser de sergide görülebilir. Yoko Ono’nun 70 yılı aşan üretiminden 67 eseri bir araya getiren ‘İçses ve İçyapı’ sergisi 27 Aralık’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde ve müzenin bahçesinde devam edecek.

Konuşan gözler

Serginin en çarpıcı işlerinden biri ‘Yükseliş’ (Arising, 2013) adlı enstalasyon (üstte). Yoko Ono dünyanın her yerinden, her yaşta şiddet görmüş ya da baskıya maruz kalmış kadınlara açık çağrı yaparak, yaşadıkları hikâyeleri gözlerinin fotoğraflarıyla birlikte paylaşmalarını istedi. Dünyanın farklı noktalarından gelen bu tanıklıklara, serginin İstanbul ayağında Türkiye’den kadınların hikâyeleri de eklenmiş.

Haberin Devamı

Türkiye’den ismini belirtmemiş bir kadın şöyle diyor: “Küçükken otobüslerde biri değecek mi diye sürekli sırtımızı bir yere yaslamaya çalışırdık. Gece sokaklarda ensemizden soğuk ter inmeden yürüyebilmek istiyoruz.” Bu bölümde duvarlarda asılı gözlerin içinde kaybolurken Yoko Ono’nun işlerinin oyun, katılım ve merak duygusuyla başlasa da izleyicide derin bir empati duygusu oluşturmayı başardığını fark ediyoruz.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!