GeriHürriyet Cumartesi ‘Yeterince yangın görmüşse bir daha yanmak istemiyor insan’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Yeterince yangın görmüşse bir daha yanmak istemiyor insan’

‘Yeterince yangın görmüşse bir daha yanmak istemiyor insan’

Son dönemin popüler kadın yorumcularından Melek Mosso, bir ayrılık hikâyesini anlattığı üç şarkılık mini albümü ‘Sonrası Kalır’ı geçen hafta yayımladı. ‘En’ olma kaygısı taşımadığını söyleyen Mosso “Benim yarışım kendimle, o yüzden arkadaşlarımın işlerini desteklerim. Herkes beni sevsin, bir tek beni dinlesin gibi bir düşüncem de olmadı. Niyetimizi temiz tuttukça güzelliklerin bizi bulacağına inanırım” diyor.

Şarkıları, kendine has güçlü vokali ve açıksözlülüğüyle adından sıkça bahsettiren Melek Mosso yeni EP’si ‘Sonrası Kalır’ı yayımladı. Üç şarkıdan oluşan mini albüm, adını Edip Cansever’in aynı isimli şiirinin “Ne kalır benden geriye, benden sonrası kalır / Asıl bu kalır” dizelerinden alıyor.

‘Yeterince yangın görmüşse bir daha yanmak istemiyor insan’

Yeni şarkıları için “Ayrılık acısı yaşamış her bireyin başından geçmesi mümkün olaylar zinciri...” diyen Melek Mosso sorularımızı yanıtladı.

‘Kızgınım’ı ne zaman yazdınız? Nelere kızmıştınız?

2016’da yazdım. Birine güvenip sonrasında yarı yolda bırakılmanın bir çığlığı diyebilirim ‘Kızgınım’a.

Sözlerinde “Sen bilmezsin amma bir yangından kurtardım kendimi. Sen de yakma lütfen beni” diyorsunuz…

Daha önceki yaşanmışlıklardan ve acılardan dem vurmak istedim. Zaten halihazırda yeterince yangın görmüşse, bir kere daha yanmak istemiyor insan.

Pandemide nasıl bir yıl geçirdiniz?

Benim için sıkıcı bir yıldı. Evet, bir şeyler ürettim, kendimi geliştirmeye çalıştım fakat kendimi zorlayarak yaptım bunları. Ben hareketi seven ve insanlardan beslenen biriyim. Bu iki unsurun azalması hayatımı bayağı zorlaştırdı.

KALBEN, EN SEVDİKLERİMDEN

Salgın nedeniyle çalışamayan müzisyenlerle ilgili her gün üzücü bir haber duyuyoruz. Bu süreçle ilgili neler söylemek istersiniz?

İnsanların hayatlarının altüst olması, yiyecek ekmeğe muhtaç kalmaları canımı çok sıkıyor. Biz sahnede olmayınca o mekânın garsonu, aşçısı, güvenliği, sesçisi, ışıkçısı herkes işsiz kalıyor. Bunun için hâlâ bir çözüm bulunmadı ya da sunulan geçici çözümler büyük değişimler yaratmadı. Görüyorum ki bu tarz felaketler yaşandığında ya da gelecekte tekrar yaşanırsa sahne sanatçıları ve bizimle çalışan insanlar ortada kalacak.

Kendi jenerasyonunuzdan hangi sanatçıları dinliyorsunuz?

Kalben, Can Ozan, Nilipek, Sena Şener, No.1 ve Ezhel dinliyorum. Kalben kalemini en sevdiğim kadın sanatçılardan biri. Bazen sabah-akşam dinliyorum. Bir de Gaye Su Akyol mesela; kendine has üslubuyla çok yönlü bir sanatçı. Yazıyor, çiziyor, söylüyor... Yurtdışında müziğimizi tanıtması çok gurur verici. Ayrıca Melike Şahin var; sevincini ve hüznünü müziğiyle çok samimi bir şekilde geçiriyor. Bu tatlı ve yetenekli kadınları çok beğeniyorum.

Bu müzisyenlerle ilişkiniz nasıl?

Benim yarışım kendimle, o yüzden arkadaşlarımın işlerini desteklerim. Üretilmiş bir şeye negatif eleştiri yapmayı da çok sevmem. Hayat zaten yeterince yorucu ve acımasız. Birbirimize çelme takmanın bir anlamı yok. ‘En’ olma kaygım yok, herkes beni sevsin, bir tek beni dinlesin gibi bir düşüncem de olmadı. Uzayan kol bizden olsun. Niyetimizi temiz tuttukça güzelliklerin bizi bulacağına inanırım.

Müziğe ilginiz nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli müzikle ilgiliyim. Önce annemden dinlediğim türküler, sonra televizyon ve radyodan duyduğum şarkılar ezberime kazındı. Taklit ederek başladığım serüvenim, kendi müzik yolumu bulmama yardımcı oldu.

Profesyonel müzisyen olmaya karar verdikten sonra hangi zorluklarla karşılaştınız?

Maddi zorluklarla karşılaştım. Kayıt ve prodüksiyon kısmının zor olduğunu biliyordum. Küçük düşünene kadar bu problemi çözemedim. Meğerse sadece sesim yeterliymiş, süslü paketlere ihtiyacım yokmuş. Müzik piyasasında rüşdünüzü ispat etmeyince kimse hayallerinize ortak olmuyor. Ama bana benden çok inanan üç-beş dost fikirlerimi değiştirdi. Bir de ses rengimin sertliği sorunsalı vardı. Bazı sanatçılara ‘back vokal’ olmak istedim. Ama ses rengimi ‘çok sert’, sesimi de ‘ayrıkotu’ buldular. Öndeki sanatçıdan daha alfa bir renge sahip olmak lanetim gibiydi. Vokali olduğum kişiler bu sebepten beni çok kere işimden etti. Şimdiyse bu farklı renk, hayattaki en önemli varlığım ve mutluluğum.

TAM BİR AŞK KADINIYIM

Nelerden ilham alıyorsunuz?

En büyük ilham kaynağım insani duygularımız. Tam bir aşk kadınıyım. Sadece kendi duygularım değil, yolda birbirine aşkla bakan bir çift görsem onlara da şarkı yazabilirim ki böyle bestelediğim birkaç şarkım var. Ölümler, doğumlar, bütün toplumsal olaylar beslenme alanım içerisinde. Bunların yanı sıra doğaya âşığım. Bir çiçeğin açışı, kuşun ötüşü, sonbaharın hüznü ya da baharla birlikte gelen dünyanın uyanışı ilham kaynaklarım arasındadır.

HİÇ ÇOCUK OLMADIM DESEM YERİ

Çocukluğunuzu düşününce ilk ne geliyor aklınıza?

Anne-babası çalışan bir çocuk olarak büyüdüm. Aslında hiç çocuk olamadım desem yeri. 7 yaşımda koca eve ve kardeşine bakan küçük bir anneydim. Kayseri’de doğdum, 5 yaşımda Denizli’ye taşındık. Evimizde kitap bile yoktu. Bugün böyle bir insansam, öğrenme merakım ve okuma aşkındandır. Bunu da bana ortaokul öğretmenim Süleyman İrim aşılamıştı. Tabii ki annemle babamın merakımı desteklemesi ve bana inanması hayatımdaki en büyük şansım.

“Çok güldük, çok eğlendik” dediğiniz bir günde neler yapmışsınızdır mesela?

Arkadaşlarımla yiyip içip muhabbet etmişizdir. Ya da bir kamp macerasına çıkmışızdır. Dostlarım ve ailemle geçen her dakika mükemmel. Mesela pandemiden önce annemle Kabak Koyu’na gitmiştik. Anneme sevgilisi gibi mumlar ve çiçeklerle süslü bir yemek masası hazırlattım. Güle oynaya üç gün geçirdik. Yani sevdiklerimle geçen her günüm çok güzeldir.

Umut bulduğunuz neler var hayatta?

Yaşadığım çevrede ve dünyada insan denen varlık bu kadar acımasızken umutlu olmak çok zor. Öğrenmeye açık, zeki ve doğayı sevip saygı duyan bireyler görünce biraz da olsa güzel şeylerin olacağına dair umutlanıyorum.

‘ERK EGEMEN TOPLUM ANLAYIŞININ HER ZAMAN KARŞISINDAYIM’

Kadın hakları mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzenimi kocası 32 yerinden bıçaklayarak 5-6 yaşındaki kızlarının önünde öldürdü. Bir müzisyen kadın arkadaşım evine giren hırsız tarafından tecavüze uğrayıp öldürüldü. Erk egemen toplum anlayışının her zaman karşısındayım. Ben anne ya da eş olmadan önce bir bireyim. Mücadelemiz güçlenerek devam edecek ve bu çağdışı eril zihniyeti eninde sonunda mağlup edeceğiz. 

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False