Güncelleme Tarihi:

Belki canlandırdığı karakterler sebebiyle belki de bakışlarından sert biri gibi duruyor. Oysa sohbeti çok keyifli, kibar ve güler yüzlü biri. Uzun boyu ve mavi gözleriyle fiziksel olarak da çok ilginç bir havası var. Ertan Saban’la başlıyoruz muhabbete...
◊Altın dönemini yaşıyor gibisin. Bu sezon birçok projedesin...
Sıkıldın mı benden?
◊ Tam aksine, bayıldım. Bu tempo planladığın bir şey miydi?
Yok, Allah affetsin ama bu aslında hoşnut olmadığım bir durum.
◊ Aa neden?
Bizim iş bir maratondur. 37 senedir bu işi yapıyorum, her senem yoğun ama bazı seneler daha yoğun görünüyor. Ekran, sinema, dijital platformlar... Projelerin çakışması kaçınılmaz oluyor. Aslında farklı dönemlerde çekilmiş işler. Geçenlerde annem bile “Ne güzel, seni her yerde görüyorum” dedi. Makedonya’da yaşadıklarından beni sık göremiyorlar, en azından onu mutlu etmiş oldum.
◊ 37 sene ciddi bir süre. Bunca sene bu meslek sana ne öğretti?
Hayat ne öğrettiyse meslek de onu öğretti. Bu bir oyun, biz de işe oyun oynamaya gidiyoruz. Marlon Brando şöyle demiş: “Yetişkin bir insan için tuhaf bir iş bizimki. Çünkü oyun oynuyoruz.” 48 yaşındayım, oyunla ne alakam olabilir ama hâlâ oyun oynuyorum. Bu durumu her gün yadırgıyorum ama yapacak bir şey yok. Bu işi yapmazsam çok mutsuz olurum, biliyorum.
◊ Bir röportajında “Maden işçisi miyim? Doktorluk, askerlik daha zor... Biz sevdiğimiz işten rızkımızı çıkarıyoruz” demiştin. O halde oyunculuğa çok büyük anlamlar yüklemiyorsun...
En büyük ibadet çalışmaktır, oradan baktığında her iş kutsaldır ama bunu özellikle belirtmekte fayda var mı bilmiyorum. Yurdumun insanı kadar mesleğin içyüzüyle ilgilenen başka millet olduğunu düşünmüyorum. Bir restorana gittiğinde mutfağa müdahale etmezsin, sadece eti nasıl istediğini söyler, sonuca bakarsın ama biz işin mutfağıyla uğraşmayı seviyoruz.
◊ Oyunculukta sosyal medya etkisini nasıl görüyorsun? Oradaki takipçi sayıları, görünürlük gerçekten birini iyi bir oyuncu yapabilir mi?
Oyuncu Jamie Foxx’un 17 milyon takipçisi var, Denzel Washington en iyi oyunculardan ve hesabı yok... Senin sorunu o da Denzel Washington’a sordu. “Bir etiket olacaksa bizim etiketimiz iyi olmaktır, tanınmış olmak değil” diye cevap vermişti. Bence bir sonraki rol için biraz kendini saklamak zorundasın. Yoksa annen bile senden sıkılmaya başlar. Her seferinde “Bak, buradayım, şurada yemek yiyorum” diyenler var, bana ne ondan.
◊ Skandallara karışmadan başarılı olunabileceğinin örneği gibisin. Zor olmadı mı?
Belki şanslıydım, belki doğru insanlarla çalıştım ya da jenerasyonla ilgili... Bizim jenerasyon öyleydi. Şimdilerde tanınan dört arkadaş, bir dizi çekilecekse hepimiz rol seçmeleri için gider, beklerdik. Aramızdan biri alacak o rolü. Kim alırsa o yemek ısmarlardı. Çok eski değil,
20 yıl öncesinden bahsediyorum.
‘Bruce Lee benim gurum’
◊ Seni hiç tanımayan birine kendini nasıl anlatırsın?
Kendimi anlatmaya çalışmam, iletişim kurmaya çalışırım. Bence biraz eksikliğimiz burada. Sohbetlerimizde, yeni biriyle bir yerde oturunca ilk sorumuz “Ne iş yapıyorsun” ya da “Nerelisin” oluyor. Niyet iyi olabilir ama derine inersek aslında bunu değil, nelerden hoşlandığını sormak gerekiyor. Neler okuyor, ne tür müzik dinliyor...
◊ Instagram’da arada sırada Bruce Lee paylaşıyorsun. Neden?
Bruce Lee benim gurum. Babam karateci, ben de karateciyim ve hep Bruce Lee ile büyüdüğüm için o benim manevi abim, orada durur.
◊ Arkadaşlarının sende en rahatsız olduğu özellik nedir sence?
Sabırsızlığım. Benim olayım o.
◊ Ama setlerde çok sabır gerektiren bir iş yapıyorsun aslında...
Sabırlı olmak istiyorum diyeyim, dizginlemeye çalışıyorum. Bir de Yay burcuyum, sürekli gerginim, tetikteyim. O yay hep sırtımda durur, ne kadar gözükür bilemem. Büyük ihtimalle şu an eski gençlik halimi görsem yanımda tutmak istemem, o zamanlar çok daha hızlı ve sabırsızdım. Zamanla törpüledim.
◊ Ekranda bakışların sert durabiliyor ama sohbet ederken çok tatlı birisin. Sert bir tarafın var mı?
Balkanlar’ın etkisi olabilir, dış kabuk soğuktur; görüntü olarak, mizaç olarak da öyledir. Bu sosyal olaylardan ya da coğrafik durumlardan olabilir. Ama insan değişiyor,
24 yıldır buradayım. İçimde o Balkan-Arnavut damarları var ama törpüleniyor.
◊ 2026 için dileklerin, hedeflerin var mı?
Herkes gibi ben de sevdiklerimin sağlıklı olmasını, refah seviyesinin daha yüksek olmasını, herkesin göz göze bakıp “Merhaba” demesini, trafikte biraz daha ılımlı, toleranslı olunmasını diliyorum. Ama bir Türk dizi oyuncusu başka ne ister...
◊ Ne ister?
Yüzde 99’u bu cevabı verecektir: Evladım sağlıklı olsun ve son yaptığım dizi tutsun. Çünkü bugün Oscar da alsan, en büyük yönetmenlerle film de yapsan, ertesi gün buraya dönüp oynadığın dizinin tutması için çabalayacaksın. Bu Tom Cruise için de geçerli, benim için de.
‘İşimi yaptığım sürece müteşekkirim’
◊ Sen Makedonya göçmenisin...
Evet, Üsküp.
◊ Rumeli kültürü hayatına nasıl yansıdı?
Makedonyalıların, Rumeli göçmenlerinin çoğu Karamanlıdır. Biz buraya gelmedik, buraya döndük. Biz orada yüzyıllardır Karaman ve Anadolu’nun temsilcileriydik, ben buradayım ama ailem hâlâ o bayraktarlığı, sancaktarlığı, uç beyliğini yapıyor, yapmaktan da gurur duyuyoruz. Yani Avrupa’nın ortasında bir Anadolu’yuz biz. Âdetiyle, kültürüyle, ananesiyle karakterime illaki orası yansımıştır, inşallah ben taşıyabilmişimdir. Ama bizim tarafın insanı anavatanına biraz daha düşkündür. Haliyle biraz da özlem ve sıla hasreti çektiği için...
Oradaki herhangi bir genç, bir hayat planı yaparken muhakkak içine anavatanını da katar. Bende de aynısı oldu. Bir sürü memleket dolaştıktan sonra, en son seve seve, bile isteye karar kıldığım yer anavatan oldu.
◊ Bir röportajında “Bir dönem Çingene hayatı yaşadım” demişsin...
Tiyatro için çalışırken; Fransa, Belçika, Almanya, Hollanda, İngiltere dolaştım, rahmetli Mehmet Ulusoy’la çalıştım. O nereye giderse ben de peşinden gidiyordum, bazı ülkelerde daha uzun kalıyordum.
◊ 2002’de ‘Sultan Makamı’yla Türkiye’de ekran maceran başlıyor...
Evet, öyle oldu, rahmetli Tomris (Giritlioğlu) Abla’yla.
◊ Hiç dizi yapıp şöhretle tanışmaktan pişman oldun mu?
Yok. Dediğim gibi ben hiç o düşüncelerle haşır neşir değildim. İşimi yaptığım sürece müteşekkirim. Bu benim eğitimini aldığım şey. Hep “Herkes bildiği işi ve sevdiği işi yapsın” deriz ya, ben de birazcık bildiğim ama çok sevdiğim işi yaptığım için mutluyum.
◊ Veterinerlik de okumuşsun. Doğru mu?
Evet, meslek lisesinde. Girdim, sevdim, hâlâ da severim, bir sürü de hayvanım var ama orada kaldı.
‘Canlandırdığım karakterleri anlamaya çalışmam gerekiyor’
◊ Bu sene projelerin neler?
‘Mehmed: Fetihler Sultanı’na dahil oldum.
◊ Kazıklı Voyvoda olarak karşımızdasın...
Evet, o da bir Balkanlı. Ben Ertan olarak Fatih Sultan Mehmet’i seviyorum tabii. Oyuncu olarak da canlandırdığım karakterleri anlamaya çalışmam gerekiyor. Ve bu da öyle oldu. Fatih Sultan Mehmet’in kardeşim dediği bir adam. Zaten çelişkilerle dolu bir karakter olduğu için oynaması da güzel. Beraber Enderun’da eğitim görüyorlar. Ona birçok paşasından daha fazla güveniyor ve sonunda kaderin cilvesi, yolları ayrılıyor. İşte o dönüşümler bir oyuncu için güzel. Şimdi tam da o dönüşümü gördüğümüz noktadayız.
◊ Karaktere hazırlık sürecin nasıl oldu?
O anlamda çok fazla bir şey yoktu. Romanyalıların yıllar önce yaptığı bir film var. Bir de Hollywood’da Bram Stoker’ın ‘Dracula’sı var ama stilize edilmiş bir hali. Bizim için çok taze. Bir de istersen sonraki hallerini, o gotik, karanlık tarafını anlat, istersen gençliğini, hibe edilmişliğini, istersen Fatih’le olan dostluğunu, istersen karakter yapısını... Nereden tutarsan tut elinde kalmıyor. O anlamda oynaması enteresan.
◊ Başka neler yapıyorsun?
Dilan Çiçek Deniz’le ve Melisa Sözen’le iki ayrı dizi çektim. Dilan’la olan daha konsept bir iş. Diğeri hayat gibi bir iş oldu. Bir de Hırvatistan’da bir filmde oynadım.
‘Mutlu olduğum bir dönemdeyim; evladımla, eşimle, aşımla...’
◊ 48 yaşındasın. Şimdilerde hayat nasıl?
Mutlu olduğum bir dönemdeyim. Evladımla, eşimle, aşımla... Tabii evlat doğduktan sonra başrol o oluyor. Hayat hep onun ekseninde seyrediyor.
◊ Kızınız Biricik 8 yaşında. Babalık sende neleri değiştirdi?
Çok enteresan bir döngü. Ben galiba klasik Türk erkeğiymişim, onu gördüm. Hep deriz ya bekârken, gençken hayata başka bir yerden bakıyorsun, dokunduğun, beraber yürümüş olduğun kişilerden mütevellit içinde pırıltılar hissediyorsun. Bunlar güzel, seni sen yapan şeyler ama içinden hep ‘Bunu yaptık ama yüzde 60 oldu’, ‘Bunu da yaptık, yüzde 72 oldu’ diyorsun. Sanki hayat içinde hep bir şey eksikmiş de evlat gelince o tamamlanmış gibi oluyor. Allah isteyen herkese de nasip etsin.
◊ Nasıl bir babasın?
Rahat takılıyor gibi dursam da aslında öyle değilim, üstüne titriyorum ve kendimi dizginlemeye çalışıyorum. Beraber eğitiliyoruz, ilk evladım, bu provası olmayan bir şey. O bana babalığı öğretiyor.
◊ Ebru Özkan’la 10 senedir evlisiniz. 10 yılda ilişki nasıl şekil değiştiriyor?
Bu canlı organizma gibi sürekli değişen, dönüşen bir durum. Temelinde saygı, huzur arayışındaysan ve hayata aynı yerden baktığın kişiyle berabersen sadece şükrediyorsun. Her yeni gelen güne beraber uyanmaktan mutlu oluyorsun, bizim için öyle. Şimdi üç kişiyiz, ‘Voltranız’ devam ediyoruz yani.