Güncelleme Tarihi:

Bir dönem güçlü görünmenin yolu sertlikten geçiyordu. Keskin omuzlar, maskülen takımlar, mesafeli bir duruş... Moda uzun süre kadına gücü biraz ‘ödünç’ bir dil üzerinden verdi. Sanki güçlü görünmek için daha sert, daha keskin, hatta biraz daha ulaşılmaz görünmek gerekiyordu. Bu estetik uzun süre çalıştı da. Ama bir noktada yorucu olmaya başladı, hatta çoğumuzu kendimizden uzaklaştırdı.
Son dönemde bu dilin yavaş yavaş çözüldüğünü hissediyorum. Yerine gelen şey ilk bakışta daha yumuşak, daha akışkan, hatta daha romantik görünüyor. Ama aslında tam tersi, çok daha kendinden emin bir tarz. Çünkü artık kendini kanıtlamaya çalışmıyor. Podyumlara bakınca bunu net olarak görüyoruz. Transparan kumaşlar, uçuşan dokular... Ama bu romantizm eski anlamıyla kırılgan değil. Tam aksine oldukça kontrollü. Chloé’nin fırfırlı, zarif silüetleri ya da Valentino’nun transparanlıkla kurduğu o güçlü denge... Dior’daysa feminenlik artık saklanan bir şey değil, doğrudan sahnede. Hepsinde ortak bir his var. Kendini anlatmaya çalışmayan ama zaten kendini anlatan bir kadın.
Kravat takmaya devam...
Bu aslında kadınların içinde yaşadığı dönüşümün modaya yansıması. ‘Kız gibi’, ‘kadın gibi’ olmak uzun süre küçümsendi. Güçlü olmak için erkeksi görünmeye mecbur hissettiğimiz dönemler oldu. Ama artık buna mecbur olmadığımızı yavaş yavaş hissettiğimiz bir değişim var. Kadınsı giyinmek, romantik parçaları tercih etmek... Tüller, transparan detaylar, fırfırlar... Belki de tam da bunlar bizim en güçlü yanımız. Dişil olmaktan kaçmak yerine onu sahiplenmeyi öğreniyoruz. Bu dönem bana daha gerçek geliyor. Çünkü güç artık bir kostüm gibi giyilmiyor. Daha çok bir hal gibi. Daha içeriden, daha doğal. Belki de ilk kez ‘yumuşak’ bir estetik bu kadar güçlü hissettiriyor.
Sanılmasın ki takım elbiselerle vedalaştık; tam aksine, onlar da hâlâ hayatımızda. Hatta kravatlarımızı da takmaya devam ediyoruz. Ancak bu sefer daha vücuda oturan kesimlerle, bedeni saklamayan vurgularla.
Uzun zamandır feminenlik ya fazla romantik bulundu ya da yeterince güçlü olmadığı düşünüldü. O yüzden törpülendi, dengelendi, biraz gizlendi. Şimdiyse olduğu gibi geri dönüyor. Ne daha sert olmak zorunda
ne de daha iddialı. Artık güçlü görünmek değil, zaten güçlü olduğunu bilmek asıl mesele.
HER TARZA UYGUN

Transparan sezonun önemli detaylarından. Zara, 7.290 lira

Fırfırlı elbiseleri sezonda bolca göreceğiz. Mango, 4.999 lira

Saten pantolonlar akışkan ruh halimize eşlik ediyor. Academia, 8.950 lira

Zarafet ve feminenlik güç dengesinin yeni anahtarı. Twist, 3.999 lira
KISA KISA

20 yılda bir geri mi dönüyor?
Moda dünyasında yıllardır konuşulan ‘20 yıl kuralı’nın sadece bir şehir efsanesinden ibaret olmadığı ortaya çıktı. Northwestern Üniversitesi araştırmacıları 1869’dan günümüze uzanan yaklaşık 37 bin kadın giyim görselini analiz ederek trendlerin belirli bir ritimle tekrar gündeme geldiğini ortaya koydu. Etek boyu, yaka formu ve silüet gibi tasarım özelliklerinin ortalama her 20 yılda bir yeniden yükselişe geçtiği görülüyor.
Araştırmaya göre moda aslında tamamen ileri gitmiyor, bir tür salınım halinde hareket ediyor. Bir trend yaygınlaştıkça etkisini kaybediyor, sonra unutuluyor ve bir süre sonra yeniden keşfediliyor. Ancak bu geri dönüş bire bir kopya değil; her seferinde dönemin ruhuna göre yeniden yorumlanıyor. Belki de bu yüzden bugün 90’ları ya da 2000’leri konuşurken onların bugüne adapte edilmiş versiyonlarını görüyoruz. Yine de araştırmacılar bu döngünün son yıllarda kırılmaya başladığını söylüyor. 1980’lerden itibaren moda tek bir doğrultuda ilerlemek yerine parçalanıyor; aynı anda birden fazla estetik bir arada var olabiliyor. Yani artık sadece ‘ne geri döndü’ değil, ‘hangisi geri döndü’ sorusu daha anlamlı.


