‘İyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım’

Güncelleme Tarihi:

‘İyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım’
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 16, 2025 07:00

17 sene önce ikiz kardeşi Berk’le söyledikleri ‘Evlerinin Önü Boyalı Direk’ şarkısıyla yeri göğü inlettiler. Sonra yolları ayrıldı. O şarkılarını üretmeye devam etti. Oyunculuğu ve çok izlenen dizilerdeki rolleriyle televizyon izleyicisinin hafızasına kazındı. Geçen günlerde yeni şarkısı ‘Öderim Bedeli’ yayımlandı. Öykü Gürman’la buluşuyoruz; şöhretle birlikte yaşadıklarını, kazandıklarını, kaybettiklerini, evliliğini, aşkı ve hayatı konuşuyoruz.

Haberin Devamı

Onunla ilk çıktığı dönemde bir araya gelmiştik. Araya yıllar girdi. O zamanki müzik sevdalısı kız hâlâ aynı ruhu koruyor. Ama hayata artık daha gerçekçi yaklaşıyor. Çok büyük bir enerjiye sahip, yerinde duramıyor ve başlıyoruz muhabbete...

Seninle 17 yıl önce röportaj yapmışız. Bunca yıl sonra yeni şarkın ‘Öderim Bedeli’ sayesinde yeniden birlikteyiz. Şarkınla başlayalım mı?

Evet, sonunda birlikteyiz. ‘Öderim Bedeli’nin söz ve müziği Özlem Güneykaya’ya ait. Düzenlemesini Melihcan Kayalar yaptı. Özlem şarkıları çok dinlenen biri. Ondan şarkı almayı çok arzu ediyordum. ‘Öderim Bedeli’nin sözleri beni çok etkiledi. Hepimiz iyi ya da kötü birçok şey yaşıyoruz ama o sözlerde, yaşadığı duyguyu kabullenici bir yerden anlatıyor. ‘Ben her şeyin bedelini ödemeye hazırım’ diyor. Aslında hepimiz yaşadığımız her şeyin bedelini ödüyoruz. Bir de bu zamana kadarki daha dramatik, koyu, nağmeli vokal tekniğinin dışında biraz daha pop bir şarkı yapmak istedim. Şimdiye kadar ürettiklerimin dışında ters köşe.

‘İyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım’

Haberin Devamı

İlk şarkından bu yana sen ne bedeller ödedin?

İnsan birçok şey için çok fedakârlık yapıyor. Tam anlamıyla belki bedel ödedim diyemem ama duruşumu, saygıyı, mesafeyi korumak için çok uğraş verdim. Ne yaptıysam iyi ki yapmışım ve doğru şeyler yapmışım ki 17 yıldır şarkılarımı söylüyorum diyorum. İnsanın elbette kırgınlıkları, öfke duyduğu şeyler, hataları oluyor. Bunlar da şimdiki Öykü’yü oluşturdu.

En yanlış anlaşıldığın şey ne oldu?

Yanlış anlaşılmak, belki anlaşılamamam olabilir. “Sadece bir şarkıyla ünlü oldular”, “YouTube’dan ünlü oldular” gibi şeyler söylendi. O 3,5 dakikalık şarkı için aslında siz yıllarınızı veriyor, konservatuvar okuyorsunuz. Bunları zaman zaman doğru ifade edemedim. Hayata, durumlara, insanlara karşı o kadar gönlü açık ve iyi niyetli yaklaştım ki iyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım. Ben herkesi kendim gibi bilirdim ama hayat öyle olmadığını gösterdi. Artık kişinin gerçekten kendi olduğu hali görebilme yetisini Allah bana nasip etti. Bu farkında olma yeteneğiyle artık bir sohbette ya da bir durum karşısında karşı tarafın benimle ilgili derdini, ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyorum.

Haberin Devamı

Instagram profil sayfanda ‘Alçakgönüllülük kibri yener’ yazmışsın. Neden? Çok mu kibirle karşılaştın?

Doğru. Oysa benim sözlüğümde kibir hiç yok. Çünkü ben kibirli insanın kendiyle yüzleşemediğini ve kendinin farkında olmadığını düşünüyorum. Kibir insanı perdeliyor ve biri ancak kendini tanıyıp kendi dönüşümünü gerçekleştirirse hayatta başarılı olabilir. Başkasıyla derdi olanlarınsa hep mutsuz olduğunu gördüm.

‘İyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım’

‘Kalbimi hafifleten bir sevgi yaşıyorum’

İki sene önce Fatih İçmeli’yle evlendin. Onun müzikle ilgisi var mı?

O ticaretle uğraşıyor.

Seni nasıl etkiledi?

Sekiz senedir birlikteyiz. İmza atmak da bizim için çok gerekli değildi aslında. Çünkü gönül bağını kurmuştuk. Onun desteği benim için çok değerli. Bir konsere ya da dizi setine giderken benden önce heyecanlanıp valizimi hazırlarken bana yardımcı olması, şu anda bile çok etkilendiğim, tüylerimi diken diken eden, gözlerimi dolduran bir duygu. Çünkü bir hayat ve bir meslek, insanın sevdiğiyle paylaşılabilir. Bu anlamda beni aşağıya çeken ya da tek taraflı “Ben öndeyim, sen arkada dur” diyen biri değil, birlikte, yan yana bu yolu yürüyelim diyor. Bana umut verdi aslında.

Haberin Devamı

Şu anda aşk sana ne ifade ediyor? Ona olan aşkını nasıl anlatırsın?

Vicdanı, koşulsuz sevgisi, saygısı ve desteğiyle bu hayatı benimle paylaştığı için ona çok teşekkür ederim. Hayat zaten böyle paylaşınca güzelmiş. Onunla yaşadığım; gözlerimi dolduran, kendimi anlatmak zorunda kalmadığım, yük almadan, yük vermeden kalbimi hafifleten bir sevgi.

‘Kurban psikolojisini sevmiyorum’

26 yaşında ikizin Berk’le birlikte büyük bir şöhret yakaladınız. ‘Evlerinin Önü Boyalı Direk’ dillere dolandı. Bu hayatını nasıl etkiledi? “Keşke aniden bu kadar büyük patlama olmasaydı” dediğin oldu mu?

Hayır, şöhretten hiçbir zaman rahatsız olmadım ama özgürlük hissimi biraz götürdü. Elâlem ne der ya da kim ne düşünür duygularını deneyimledim. Oysa benim tek hedefim sadece sahnede olmak ve şarkı söylemekti.

Haberin Devamı

Sonra kardeşinle yolları ayırdınız. Bireysel müzik kariyerlerinize devam ettiniz. İnişler, çıkışlar ve durduğun zamanlar... O büyük ilgi nereye gitti diye kırıldın mı?

Bir şarkı tutmayınca, ki böyle şeyler oldu, her şarkı çünkü bazen tutmuyor, başka bir türküye cover yapıp aynı popülaritedeki eserlerle gelmemiz beklendi. Biz yeni bir şeyler denemek istedik. Bu gerçekleşmeyince ya da insanların beklentisi bizden farklı olduğu için başarısızmış gibi adlandırdılar. En çok bu beni kırdı. Sürekli kendini anlatmak zorunda bırakıldığın insanlarla bir aradaysan bu zaten insanın sanatı düşünmesine de engel teşkil ediyor. Bunlar beni aşırı yordu. Berk’le ayrıldık, o zaman öyle olması gerekiyordu ama onunla birkaç proje daha birlikte devam etmeyi, onun müzikalitesinden faydalanmayı isterdim.

Haberin Devamı

Haklı olarak tutmuş bir türküden sonra çalıştığımız müzik şirketi de ticari olarak en az onun kadar etkili bir şarkı beklentisinde oluyor. Fakat aynı enerji yakalanamayınca çalıştığımız müzik şirketi bile belli bir mesafede duruyor. Ben işi dramatize etmeyi ve kurban psikolojisini de hiç sevmiyorum. Çünkü ne olursa olsun yola devam etmek lazım.

Peki, siz Berk’le neden ayrıldınız?

Berk flamenko adına çok idealist bir yolda yürüdüğü için kendini tekrarlamak istemedi. O tam anlamıyla Türkçe sözlü flamenko müzik yapıyor. Ama bunun günümüz eğlence dünyasında, festivallerde ya da bir düğün sahnesinde karşılığı pek yok. Bu sebeple biz yolumuzu ayırdık. Ben belki oraya daha yakın görüldüm.

‘İyi niyetimin karşılığında çok hak etmediğim şeyler yaşadım’

‘Yaş ilerledikçe insan yüksüzlüğe dönmek istiyor’

Her şey flamenkoyla başladı ama daha sonra sanki biraz daha assolist havasında oldu.

Işıklar, taşlar...

Evet, oysa çok neşe dolusun, kıpır kıpırsın, gençsin. Pop da söyleyebilirdin. Bu senin özel bir tercihin mi?

Geçen süreci bence çok doğru okumuşsun. Bazen kariyer, okuduğun şarkılar, repertuvar buna destek veriyor. Sahnede de o özeni, gösterişi, şaşayı, taşı, tuşu seviyorum, iyi hissettiriyor. Ama belki yıllar geçtikçe, yaş ilerledikçe insan
o sadeliğe ve o yüksüzlüğe dönmek istiyor. Çünkü ben tam anlamıyla hayatımın bu zamanlarındayım. Hafiflemiş, sadeleşmiş olarak, başımı yastığa koyduğumda hakikaten iyi yemeği, güzel sohbeti ve iyiliği paylaşıyorum artık. Çevremdeki insanları buna göre eliyorum.

İlk röportajımızda “Ben eller havaya yapmam” demişsin. Ama şimdi sahnelerinde eller hep havada. “Büyük konuşmamak gerekiyor” diyor musun?

Evet. Ama o zamanlar bize kalsa konserimize gelen herkes flamenko dans etmeye başlayacaktı, heyecan ve enerjimiz öyleydi. İdealist duygulardaydık. Bunda bir hata, eksiklik yok ama bununla birlikte her zaman eller havaya repertuvarım üniversitede sahneye çıkarken de, barda şarkı söylerken de vardı. Ne mutlu ki hiç değişmedi.

Kariyerine yıllar içinde bir de oyunculuk dahil oldu. Oyunculuk nasıl geldi?

Faruk Turgut ve Faruk Teber sayesinde oldu. ‘Urfalıyım Ezelden’ dizisi hazırlanıyordu. Sinan Tuzcu aynı zamanda senaryo ekibindeydi. Türkülerin ve uzun havaların da olduğu bir diziydi. Urfa türküleri, Anadolu türküleri, uzun havalar söylenecek ve buradan doğan bir aşk hikâyesi olacaktı. Ama esas dizi baba ve oğullarının hikâyesiydi. Ben orada konservatuvar okuyan ve Urfa sıra gecesinde şarkı söyleyip kendi ekmeğini kazanmak isteyen bir kızı canlandırıyordum. Bülent İnal, Faruk Teber, herkes çok destek ve yardımcı oldu. Dolunay Soysert’le çalışmalar yaptım. Oyunculuk sahada öğrenilen bir şey. Kamera karşısına geçmeden olmuyor.
Ve orada başladı.

Hangisini daha çok sevdin?

İkisini de çok seviyorum. Oyunculuk yaparken şarkı söylemeye ayrıca bayılıyorum. Oynadığım karakterin şarkı söylüyor olması beni çok mutlu ediyor.

Şimdiye kadar farklı yörelerden kadınları canlandırdın. Şehirli bir kadını oynamak istiyor musun?

‘Gassal’ üçüncü sezonda konuk oyuncu olarak rol alıyorum. Çok şehirli değil ama diğer oynadığım Asiye’ye, Kiraz’a göre farklı bir havası var. Karakterimin adı ‘Güzel’, adı gibi güzel hissettiriyor. Zaten bu dizide rol almayı manifestlemiştim ve oldu. Bundan sonra da oyunculuk ve şarkıcılığı birleştirebileceğim, çok profesyonel bir müzikal olsun istiyorum. Çok iyi oyuncularla, iyi bir sinema filminde oynamayı çok arzu ediyorum. Yerel karakterleri canlandırmayı çok seviyorum. İyi ki bu topraklarda doğdum, bu dinleyicilerimle buluştum, şarkı söylüyorum. Çok şanslı ve çok mutluyum bu konuda. ‘Gassal’a devam etmeyi çok istiyorum. Güçlü kadın karakterler oynamak beni mutlu ediyor. Kadınlarımızın gücüne hayranım ve her zaman destek vermeye de hazırım. Sosyal sorumluluk projeleri yapıyorum. Bunları çok dışarıya yansıtmıyorum ama Anadolu’da, Doğu’da, oradaki köy okulları için müzik aletleri alıyorum. Sahne kostümlerimi bir yere veriyorum ve orada satılan her kostüm aslında Doğu’daki çocukların müzik enstrümanı almasına sebep oluyor. Bunu da senin vesilenle söyleyeyim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!