GeriHürriyet Cumartesi Hayko Cepkin: Hiçbir şey şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayko Cepkin: Hiçbir şey şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil

Hayko Cepkin: Hiçbir şey şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil
Abone Olgoogle-news

Hayko Cepkin, rock’ın ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden. İki şarkılık maksi single’ı için buluşup yeni yaşamını ve dünya meselelerini de konuştuğumuz Cepkin, “İnsanlığınızdan ne hayır gördünüz? İçinizdeki hayvanı serbest bırakın, belki vicdanınıza faydası olur” diyor.

Sekiz senedir Selçuk’ta çiftliğinde yaşıyor Hayko Cepkin. Orada kendine yeni bir hayat kurdu. Öyle ki “Selçuk Efes Belediye Başkanımız Filiz Ceritoğlu Sengel beni hemşerilik beratıyla gururlandırdı” diyecek kadar yerlisi. Bir ayağı da diğer yaşam alanı Kuşadası’nda... Konserleri olduğunda birkaç günlük seyahatlere gidiyor, sonra yeniden soluğu ‘memleket’inde alıyor. “Benim için tüm kalpler huzur bulduğum yerde atıyor” diyen Hayko Cepkin, stüdyoda olmadığı zamanlarda da vaktini, sağı solu tamir ederek geçiriyor; kedileriyle, köpekleriyle oynuyor. Onu Kuşadası’ndaki evinde yakaladık...
◊ “İnsandan çok hayvanlarla muhatap olmak istiyorum” demişsiniz. Neden?
Ömrüm boyunca tanıdığımı sandığım, sevdiğim, saydığım nice insanın zamanla değişimine, kaypaklığına, oynaklığına, parayla çark edişine, savunduklarını unuttuğuna, unuttuklarına nice kulplar taktığına şahit oldum. Günümüz insanından ‘saflık’ bazında bir fayda gelmeyeceği aşikâr. Herkes kendinin şeytanı olmuş ve en tatlı meleği oynamayı kendine rol edinmiş vaziyette. Hayvanlarsa her daim saf ve duru. Bunlar mantıklı bir seçim için yeter.
◊ Daha küçük bir yerde yaşamanın artı ve eksileri neler?
Artısı çok, eksiği yok. Yerli halk sizi birkaç yıl içinde tanır hale geliyor. Sonra ünlü muamelesinden çok mahallenin tanınan, hele de seviliyorsanız, sevilen şahsiyetine dönüşüyorsunuz. Yüksek egolu insanlar için zor olabilir ama ekstra hoşuma gidiyor. Bir ünlü gibi değil, buraya aitmişim gibi hissettiriyor.
◊ Bu tarz, ilişkiler adına size neler gösterdi?
Dar alanda kısa paslaşmalar, ahbaplık duygusunu tetikliyor. Sanki birbirine bağlı bir sosyal ağ gibi.
◊ Peki, yazdığınız şarkılara nasıl etki ediyor bu durum?
Taşındığım ilk günden üzerimdeki yorgun şehirli deriyi attım. Çalışkan ve disiplinliyimdir ama bu yeni hayat, fikir ve üretim noktalarımı ateşledi.
◊ İstanbul’daki eviniz artık tamamen kapalı mı?
İstanbul’da hiçbir şeyim yok. Öyle ki ailemi bile yanıma aldım.
◊ 15 yıldır birlikte olduğunuz Aslı Kula’yla iki yıl önce evlendiniz. Bu kadar uzun birliktelikten sonra imza atmaya nasıl karar verdiniz?
Evlilik fotomuz olsun diye.
◊ Bu kadar uzun birliktelik aşkı nasıl etkiledi?
Devamlı yolda olduğum için hep tazeyiz. Her hafta yeniden buluşuyor gibi.
◊ Sert müziğinizin altında aslında romantik
bir adam mı yatıyor?
E, Balık burcuyum.
Konser doluyorsa ‘tık’ bizi bağlamaz
◊ Yeni şarkılarınız ‘Hayvaaağ1n’ ve ‘Hayvaaağ2n’... Neden bu isimleri seçtiniz?
Kısaca, “İnsanlığınızdan ne hayır gördünüz, içinizdeki hayvanı serbest bırakın, belki vicdanınıza faydası olur” demek istedim.
◊ Neden albüm değil single? Dönemin ruhu artık albüm kabul etmiyor mu?
Klip çekmediğiniz, dinlenir kılmadığınız şarkılar heba oluyor. Bu sebeple emeğimi saklı tutmaya çalışıyorum. Madem single yapıyorum, ona da bir sene boyunca en ağır emeği yükleyip klibi, düzenlemeleri, sahne planlamasıyla en iyisini sunmaya uğraşıyorum.
◊ Müzik dünyasında en çok konuşulan, ‘tıklanma’ sayıları ama...
En büyük kıstas, biletli konser doldurmak. Seyirciniz sizin için bilet alıp mekânı tıka basa dolduruyorsa, tıklanmamış şarkı konserde hep bir ağızdan söyleniyorsa, şarkının ‘tıkı’ bizi bağlamaz.
◊ Bir dönem “Rock, popu öldürüyor” diyorlardı. Şimdi rap için aynı şey söyleniyor. Sizce?
Sektöre heyecan katacak dönem işleri gerekir. Pop dışındaki müzikler de dönem dönem bu heyecana araç olarak kullanılır. Önemli olan destek çekildiğinde kendi sürekliliğini yaratabilmesi.
Beni hiç uyku tutmadı ki!
◊ Siz sanki hem popüler kültürün göbeğinde hem de dışında gibisiniz... Bu özel bir tercih mi?
Her zaman. Şirketimizin patronu Samsun Demir’in ilk tanıştığımız gün, benim için yaptığı bir tanım vardı: “Bir çember düşün. Bunun merkezi popüler kültürün kalbi. Çemberin dışı, ‘underground’ yani su yüzüne çıkmayanlar. Sen bu çemberin ne içinde ne dışındasın. Çember çizgisinin üstünde köpekbalığı gibi dolanıyorsun. Bazen bir şarkı yapıyorsun, göbeğe doğru bir hamlen oluyor ama yine orada çok durmadan çizgine geçiyorsun.”
◊ Şarkınızda içinizdeki hayvana “Uyan” diyorsunuz. Siz, ne zaman ve nasıl uyandınız?
Beni hiç uyku tutmadı ki!
◊ Şöyle sorayım o zaman: İçinizde nasıl bir hayvan var?
Hep sevilmeyi bekleyen sivri dişli bir hayvan.
◊ Birden uyansa neler söyler?
(Gülüyor) Sanırım burada yayımlanamayacak cinsten şeyler.
◊ Canınızı en çok sıkan şey ne?
Dünya genelinde değerlendirirsem: Yalan. Yalan eskiden işe yarayan bir gereçti. Şimdi her şey onun üstüne kurulu. Kolaylık adına yapılan her şey bizi zora sokuyor. Binlerce yılda kendini tüketebilmiş yegâne tür olma başarısına sahibiz. Pek umut verici bir versiyon olmadığımız kesin.
Koronavirüs ile mücadele ediyoruz şimdi de... Sizce bu virüs bize ne öğretecek?
Para ve maddiyatın birkaç milisaniye içinde ne kadar değersiz olabileceğini hatırlatır inşallah, ne diyeyim!
◊ Sizin bu dönemle mücadele yönteminiz ne?
Evimizdeyiz. Oturuyoruz. İzleyip bekliyoruz.
Gözüm çocukluk yıllarımın
nüfus kâğıdıdır, ellemek ayıp olur
◊ Görüntünüz, tarzınız, dövmelerinizle hep bir ‘sert adam’ imajınız var. Sebep müziğinizle bütün olması mı yoksa hep böyle biri miydiniz?
Hep komik ve espriliydim. Hâlâ da öyleyim. Ama sahnede sunmak istediğim hikâyeler hep ciddi ve ağır mevzuların bir bütünü. Bunları sahnede bir zevzek anlatamaz. Bu manada Kemal Sunal hem idolüm hem en büyük örneğim.
◊ Nasıl yani?
Filmlerinde güldürürdü ama normal yaşamında ciddi ve ağırbaşlı bir şahsiyetti. Ben de hayatımla sahnemi birbirinden ayırmayı başardım.
◊ Sağ gözünüzdeki kas rahatsızlığı kolay bir operasyonla tedavi ediliyormuş. Neden böyle bir müdahale yaptırmıyorsunuz?
Gözüm, çocukluğum ve gençlik yıllarımın nüfus kâğıdıdır. Farklılığım bana bir nimet olarak zaten en başından verilmiş. Bunu ellemek ayıp olur.

Hayko Cepkin: Hiçbir şey şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil

Maksi single’da ‘Hayvaaağ1n’ ve ‘Hayvaaağ2n’ isimli iki şarkı var.

Soğukkanlılık, yaşama tutunma ve mücadele

◊ Skydive, ekstrem spor merakınızın sebebi ne?
Daha çok, ait olmadığımız yerlerde var olabilme mücadelesine tanıklık etmek diyelim.
◊ Konserinize bile paraşütle indiniz. Bu spor size ne hissettiriyor?
Soğukkanlılık, yaşama tutunma arzusu, mücadele arzusu ve dev bir konsan- trasyon. Sonuçta festivale paraşütle inerek dünyada bir ilki gerçekleştirdim. Ülkem adına da güzel bir gurur ama benim hesabım ilk veya sonla değil, kendimle. Olmaz denileni oldurmakla. Tabii burada Türk Hava Kurumu’nun desteğini hissetmek çok gurur vericiydi.
◊ Dışarıdan korkutucu duruyor. Hayatta bu kadar risk almak ne kadar doğru?
Şu dünyaya doğmaktan daha riskli değil.
25 yıldır sorulan soru!
◊ Şarkınızda “İnsan dünyada bir kambur, senden değilse hemen vur”diyerek ötekileştirmeye dikkat çekiyorsunuz. Siz, ötekileştirmeye maruz kaldınız mı?
Bu ve benzerleri yaklaşık 25 yıldır bana soruluyor. Sorunun altında yatan temel nüans da Ermeni kimliğim. Artık kendimi yalnız ya da cevap vermek zorunda hissetmiyorum. Çünkü yeni dünyada artık herkes her konuda ötekileştirilebiliyor.
◊ Azınlık olmanın zorluklarını yaşadınız mı?
Çocukluğumda hayır. Büyüdükçe ve tabii biraz da göz önünde olunca faşizan duyguların odağı olabiliyorsunuz. Faşizmin sancısını tüm dünya çekiyor. Kendimi bu sebeple yalnız hissetmem. Biliyorum ki etrafım kalabalık, aklı hür nice insanla omuz omuzayım.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle