GeriHürriyet Cumartesi Hayatıma biri girecekse o da benimle tekerleme söyleyecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayatıma biri girecekse o da benimle tekerleme söyleyecek

Hayatıma biri girecekse o da benimle tekerleme söyleyecek

Son dönemin en dikkat çeken isimlerinden, başrollerin aranan oyuncularından... Onur Tuna şimdi dört şarkılık ‘Dalgın’ albümüyle karşımızda: “Müzik benim için mecburiyet değil, asla öyle olmamalı. İstediğim müziği yapmakta özgür olmalıyım ve şu an öyleyim.”

Karşısına geçtiğinizde deniz mavisi gözleriyle sizi adeta hipnotize ediyor. Buğulu ses tonu konuşurken güven veriyor. Ün, şöhret merakı yok. “Şöhrete biraz uzak olduğumda kendimi daha mutlu hissediyorum” diyor. Bir yandan soğuk çayını yudumlarken diğer yandan sorularımı cevaplıyor...

Bu yayımlanan üçüncü çalışmanız... Artık ‘şarkıcıyım’ diyor musunuz?

Hayır, kendime şarkıcı demiyorum.

Neden?

Öyle dersem olaylar ticari bir noktaya taşınıyor.

Bunun zararı ne?

Bu uzun vadede insanın idealistliğini öldürebiliyor. Kendini iyi hissetmediğin anda bile hizmet etmek zorunda kalabiliyorsun. Bir mecburiyet... Müzik benim için mecburiyet değil, asla da olmamalı. İstediğim müziği yapmakta özgür olmalıyım ve şu an öyleyim.

Bu işten hiç ticari beklentiniz yok mu?

Hayır, maddi beklentim yok. Bir plak şirketine bağlı değilim. Sponsorum yok. Her şeyi kendi imkânlarımla yapıyor, üretip yayımlıyorum. Benim için değerli olan bu...

Güvenli alanda deliriyorum

Oyunculuk mu daha keyifli, şarkıcılık mı?

Aslında hepimiz deliyiz. Beş duyumuzdan çıkan milyarlarca fonksiyon var. Günbegün değişebiliyoruz. Bazen bir kalıba girmeye çalışıyoruz. Bunlar hepimizin dönemsel travmaları... Yaş, aile ve coğrafyayla ilgili. İşte oyunculuk benim güvenli alanda delirmemi sağlıyor.

Biraz açsak...

Mesela canlı yayın beni gerer. Ama sette ışıkların altında canlandırdığım karakterle bu beni rahatsız etmiyor, hatta seviyorum. Bu yüzden de oyunculuğu daha keyifli buluyorum.

“Hepimiz deliyiz” dediniz. Delilikleriniz neler?

Daldan dala çok düşünüp, bir olayla alakalı aşırı derine inip o olayı kendi içimde bitirmeden harekete geçemiyorum. Dolayısıyla çok harekete geçemiyorum. Bana bıraksalar bu şarkılar evde kalırdı. Arkadaşlarım yıllardır “Yayımla” diye diye o cesareti göstermemi sağladı.

Neden böyle?

Üretmeyi, hislerimi yazmayı çok seviyorum. Ama yaptığın işi kamuya açmak insanı çok zorlayan bir şey. Mesela ilk albüm benim için tam bir anksiyeteydi.

Büyüdüğümü hissediyorum

Dört şarkıdan oluşan ‘Dalgın’ albümü nasıl doğdu?

Atölye olarak kullandığım bir stüdyom var. Şarkıları gitar ve piyanoyla besteleyip yazıyorum. Sonra müzisyen arkadaşımla üzerinde çalışmaya başlayıp son haline getiriyoruz. Albümdeki ‘Susar’ ve ‘Dalgın’ elimde olan şarkılardı. ‘Kendine Dön’ ve ‘Zaman’ı karantinada yazdım.

Karantinada kendinize döndünüz mü?

Henüz yüzde yüz dönemesem de büyüdüğümü hissediyorum. Gençken daha heyecanlı, fevriydim. Şimdi daha sakin tepkiler veriyorum. Olayları arkaya atıp önüme bakabiliyorum. Bunu da kendime dönmeye, kendime saygı duymama bağlıyorum.

Uyanır uyanmaz artikülasyon çalışırım

Yakışıklılık hayatınızı nasıl etkiliyor?

Aynaya baktığımda kendimi iyi hissettiğim anlar tabii ki var. Ama her an kendini mükemmel gören biri değilim.

Yakışıklı olunca kendinizi ispat etmeniz için daha çok çalışmanız mı gerekiyor?

“Güzel adam olduğu için ekranda” diye bir algı var. Oyunculuk bir tamperaman işi. İnsanın içinde, midesinde yaşayan, teknikle birleşip doğru çalıştırıldığında, doğru örnekler izlediğinizde gelişen bir şey. Ben de çalışmayı çok severim. Uyanır uyanmaz tekerleme, artikülasyon çalışırım. Enstrüman çalarım, evden bunları yaptıktan sonra çıkarım.

Birlikte olduğunuz kişi sabah yanında tekerlemelerle uyanan bir adam gördüğünde hayal kırıklığı yaşamıyor mu?

Hayatıma biri girecekse bunlara saygı duyacak. Belki o da benimle tekerleme söyleyecek, o da ezber yapacak...

Hazal’la oynamak çok değerli
Hayatıma biri girecekse o da benimle tekerleme söyleyecek

Hazal Kaya ile başrolü paylaştığınız sinema filmi çekimlerine başlıyorsunuz...

Evet, çok güzel yazılmış bir iş. Aslı Kızmaz’ın ‘Benden Ne Olur?’ kitabından uyarlama... Hazal’la oynamak çok değerli. Oyunculuğuna inandığınız biriyle oynamak iyi hissettiriyor. Ortaya daha güçlü bir enerji çıkıyor. 

Sizin boyunuz 1.96 metre. Hazal Kaya minyon bir kadın. Filmin haberi çıktığı an aranızdaki boy farkı sosyal medya gündemine oturdu.

‘Yasak Elma’da oynadığımız Sevda Erginci’yle de aramızda boy farkı vardı. Ama insanlar yarattığımız şeye inandı. Önemli olan en iyi performansı alana kadar anda kalmak, çalışmak, rolden çıkmamak... Diğer kısımlar zaten teknik olarak hallediliyor. Hazal’la kendi enerjimi buluşturduğumda insanların bize inanacaklarını düşünüyorum.

İçimdeki ışığı açabileceğim biri karşıma çıkmadı

Şarkı sözleriniz size ait. Aşk mı yazdırıyor size bu sözleri?

Aşk güzel duygu, seviyorum. Tabii yazdırıyor.

Şimdi âşık mısınız?

Hayatımda aşk yok. Aşkın ne olduğunu bildiğim için kişilerden bağımsız o duygu ve tutkuya düşüp yazabiliyorum.

Ne zaman konuşsak yalnızsınız. Neden böyle?

Herhalde doğru enerji beni daha bulmadı, doğru ışıkla karşılaşmadım. Ya da kendi içimdeki ışığı, doğru dürüst açabileceğim biri karşıma çıkmadı. Ya da ben içimdeki ışığı bitirmedim.

Kafam karıştı...

Gerçekten etrafa saçtığımda fayda sağlayıp bir ömür mutlulukla devam ettirebileceğim ve söndürmeyeceğim bir ışığı belki de içimde biriktiremedim diyeyim. Ama tabii hayatıma insanlar giriyor. Onlara saygım sonsuz.  

Gözleme satan teyzenin dizine yatıp uyuduğumu biliyorum
Hayatıma biri girecekse o da benimle tekerleme söyleyecek

Ekranda kibirli, egolu karakterler canlandırdınız. O adamlar ne kadar sizsiniz?

Yakın çevremden öyle şeyler duymuyorum. Onların dışında da çok kişi görmediğim için bilmiyorum.

35 yaşında, ünlü, yakışıklısınız. Bunların tadını çıkarmak varken neden bu kadar kapalı yaşıyorsunuz?

Kapalı değilim. Sadece yakın arkadaşlarım var. Oyuncu arkadaşım Hayal Köseoğlu bir röportajında benim için “Bu kadar ünlü olup bu kadar farkında olmayan birini daha önce görmedim” demiş. Çok hoşuma gitti. Sokakta gözleme satan bir teyzenin dizine yatıp uyuduğum geceyi de, yolda anahtarlık satan engelli bir arkadaşımın anahtarlıklarını onun için bir mekânda sattığımı da biliyorum. Bunlar söylenecek şeyler değil ama kendinizi ünlü hissederseniz değişmeseniz bile dönüşürsünüz. O yüzden şöhrete biraz uzak olduğumda kendimi daha mutlu hissediyorum.

Yani şöhretin keyfini yaşamıyorsunuz...

Bazen setten geliyorum, bir arkadaşım evde oluyor, “Şu filmi açsana, izleyelim” diyorum. O an maç izliyorsa “Açamam” diyor. “Git dolapta ne varsa ye” diyebiliyor. Ben de böyle mutlu oluyorum. Çünkü bu bana bir ikilem yaşatıyor ve kendimi iyi hissediyorum. Ben bunu seçtim.

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False