Gönlümüzün süper kahramanları, gününüz kutlu olsun!

Gönlümüzün  süper kahramanları,  gününüz kutlu olsun

Yarın Babalar Günü. Melis’le Gizem bu vesileyle eşleri İsmail’le Ferhat’ı masaya yatırdı! Şaka bir yana, bu sohbette fark ettiler ki, nasıl her annenin anneliği kendine özgüyse her babanın babalığı da öyle...

Haberin Devamı

Melis: Gizem, Babalar Günü’nde İsmail’e ne hediye alacaksın, karar verdin mi?
Gizem: İsmail benim babam değil ki, ben niye hediye alıyorum? Yani Lorin’in alması gerekir tabii, ben her yıl kendi babama alırım ama Lorin daha küçük, alamaz ki!
Melis: (Gülüyor) Tabii ki Lorin’in yerine sen alıyorsun. Bizim ikizler 10 yaşında ama hâlâ ben alıyorum. İsmail sana Anneler Günü’nde almıyor mu ki?
Gizem: Yoo, almıyor, ben İsmail’in annesi miyim ki! Kendi annesine alıyor doğal olarak. Ki bence anne-babalarımıza hediye almak için doğum günleri var aslında... Benim annem hiç sevmez böyle günleri. Sağ olsun öyle hediye derdimiz olmadı hiç Anneler Günü’nde.
Melis: Aaa, acaba ben kendi kendimi mi kazıklıyorum yıllardır!
Gizem: (Gülüyor) Ama senin ikizler artık kendileri halledebilir ya. Ne bileyim bir resim çizsinler, bir kahvaltı hazırlasınlar, tamam. Parfüm mü alacaklar, ne yapacaklar yani? Ben Lorin’e öğretirim, “Babalar Günü’n kutlu olsun” der,öper filan, tamam.
Melis: Onu denedim. Kendi harçlıklarından aldıkları için ucuza kaçıyorlar o zaman. Hep külot ya da çorap alıyorlar. Benim kardeşim çok küçükken bir kere babama düdük almıştı o mantıkla.
Gizem: Çünkü çok haklılar. Böyle günler çoluğu çocuğu, eşleri strese, uğraşa sokmaktan başka bir şey değil. Biz çocukken babama alırdık, hiç beğenmezdi hediyesini. Çorap alırdık dediğin gibi, ona da “Kalitesiz bu” derdi. Çok rasyonel bir babam var Allah’a şükür. Şimdi öğrendik artık, en iyisi neyse onu alıyoruz. Ama zaten şaşırıyor babam her defasında “Bugün Babalar Günü mü” diye. Bence erkekler kadınlar kadar önemsemiyor bu günleri. “Hem
Anneler Günü hem de Babalar Günü kalkacak, uyar mı” diye sorulsa, firesiz ‘evet’ cevabı geleceğini düşünüyorum.
Melis: Olmaz öyle şey, tam benim anneliğin, Ferhat’ın da babalığın rantını yiyeceğimiz yıllar gelmekteyken kaldırtmam bu özel günleri!
Gizem: Doğru ya, çok haklısın, bunca sene emek verdin, kaldırtma arkadaşım! Haydi söyle söyle, ne aldınız Ferhat’a? İki ayrı hediye mi?
Melis: Evet. Bir şort, bir tişört (gülüyor)
Gizem: Güzelmiş, nasıl bir babadır Ferhat, ‘bir şort, bir tişört baba’ mı mesela (gülüyor)?
Melis: Ben Ferhat’la en çok, iyi bir baba olacağını düşündüğüm için evlendim. Tabii başta aşk da vardı ama biteceğini biliyordum. Dolayısıyla önemli olan iyi baba olmasıydı.

Haberin Devamı

Gizem: “Herkes başarabildiği kadar ebeveynlik yapsın ama hep sevgi dolu olsun. Bence en önemlisi bu!”

Gizem: Hangi tahminin doğru çıktı peki? Aşk bitti, babalık baki mi?
Melis: Çocuklar doğduğunda Ferhat haliyle sudan çıkmış balık gibiydi. Annem ilk torunlarıyla aklını bozmuştu. Dominanttı çocuklar üzerinde. Ferhat da sorumluluğu bize bırakıp biraz geri çekilmişti. Ama çocuklar büyüdükçe çok değişti.
Gizem: Çocuk doğar doğmaz tüm sorumluluğu alan bir baba tanımadım ben zaten. Varsa da azdır.
Melis: Birkaç sene önce, çocuk psikoloğundan baba otoritesinin ne kadar önemli olduğunu öğrendik biz. Ferhat kendi babasından öyle bir babalık görmemişti, kayınpederim çok küçük yaşta evlendirildiği için evin abisi gibiymiş daha çok. Ama psikolog konunun önemini anlatınca, son yıllarda Ferhat bambaşka bir baba oldu. Bence her geçen gün mükemmele yakın hale geliyor!
Gizem: Hah, bunu İsmail’e de anlatın bir ara, olur mu? İsmail Lorin’in karşısında el pençe divan duran koca bir adamdan ibaret. Lorin’e sorsak, o da Ferhat için söylediklerini babası için söyler bence. Çünkü ‘hayır’ kelimesini unuttu İsmail. Kızının bir dediğini iki etmiyor. “Baba işe gitme” diyor, o da gitmiyor, öyle diyeyim sana. Baş aşağı sarkıtmak, havalara fırlatmak güçlü baba algısı oluşturuyorsa, yırtarlar belki oradan (gülüyor).
Melis: Oyyy, kızına hayran tabii, kıyamıyor hiç.
Gizem: Tam olarak öyle. Oysa ben azıcık otoriter olur sanmıştım İsmail’i. Çok şaşırttı beni. “Gizeeeeem, Lorin yemiyor, Gizem, Lorin yatmıyor”, hatta “Gizem, Lorin beni dinlemiyor”a kadar uzuyor bizim mevzular.
Melis: Ama çocuklar sınır seviyor biliyorsun. Babasından az da olsa disiplin görmesi önemli bence. Dur ben bir İsmail’le konuşayım bu konuyu (gülüyor). Peki, Lorin babasına âşık mı? Deniz âşık, Ferhat azıcık sesini yükseltse kahroluyor resmen. Dudaklarını büze büze ağlıyor.
Gizem: Evet, babacı Lorin.
1.5 yaşındaydı, tek tük kelimeler söylüyordu. Azerice konuşur gibi “Menim babam, babaam” diyerek elini göğsüne vuruyordu.
Melis: Yerim ben onu. İşte her evin dinamiği farklı. Herkesin anneliği, babalığı da çok farklı haliyle...
Gizem: Herkes başarabildiği kadar ebeveynlik yapsın ama çocuklarına karşı hep sevgi dolu olsun, en önemlisi bu bence. Ferhat’ın ve tüm babaların günü kutlu olsun o halde Melis.
Melis: Kesinlikle katılıyorum. Benim babam sert bir adamdı. Ona çok kızardım. Kaybedeli 10 yıl oldu. Çok özlüyorum. Keşke yaşasaydı da isterse bana kızsaydı diyorum. Neyse, duygusala bağlamayayım yine.
O halde İsmail’in de, çocuklarını seven, sayan, iyi niyetli tüm babaların da Babalar Günü kutlu olsun...