Güncelleme Tarihi:

Her gün selam verdiğimiz ‘bakkaldaki tonton amca’nın, metrobüste sıkış tepiş birlikte yolları arşınladığımız onlarcasının hikâyesini anlatıyor Özden Selim Karadana. ‘Yeryüzünün Zararları’ gündelik hayata ait sıradan anları incelikle işliyor, başkalarına ait hikâyeler üzerinden okurunu derin ve içsel bir yolculuğa davet ediyor.
- İlk kitap, ilk heyecan. Neler hissediyorsunuz?
Çok heyecanlıyım. Çocukluğumdan beri yaptığım şeyleri insanlara göstermek gibi bir arzum var. Neyi, nasıl yapacağımı anlamam çok uzun sürdü. Tiyatroyla eşzamanlı olarak öykü yazarlığı başladı. Yapabildiğimi fark edince kendimi geliştirmeye odaklandım. Hazırda öykülerim vardı. Onları kitap haline getirmeliydim. İnsanların kütüphanesinde kitabımın olması ihtimali beni çok mutlu ediyor.
- ‘Hazırda öykülerim vardı’ dediniz...
Tiyatroya başladığım bir arkadaş grubum var. Pandemi döneminde ‘Haydi Dergi’ diye bir e-dergi kurduk. 2020’den 2025’e kadar çıktı. O süre zarfında elimde 40-50 öykü birikti. Kitaptakilerin bazısı oradan, bazısı yeni. Kitabın adına karar verince bu isme uyabilecek öykülerden bazılarını ekledim.
- Önce kitabın adını mı koydunuz?
Evet. Öykü okumaya Anton Çehov’la başladım. Onun ne yaptığını anlamaya çalıştım. Çehov’un ‘Tütünün Zararları’ adında bir oyunu var. Ona bir gönderme yapmak istedim.
- Yeryüzünün bize ne gibi zararları var?
Yaşadığımız dönemde çok fazla zararı var. Evrensel açıdan yorumlayamasam da kendi çevreme baktığımda herkes huzursuz, kaygılı, mutsuz... Geleceğe dair hayal kurmada büyük bir eksiklik var. Çocukluğumla kıyasladığımda her şey çok farklı. Aile ve arkadaşlık ilişkileri, ikili ilişkiler çok bozuk. Bunların zararını yaşıyoruz, sürekli mücadele halindeyiz...
‘3-4 CÜMLELİK KISA ÖYKÜLER YAZIYORUM’
- Oyun yazarlığı da yapıyorsunuz. Tiyatroya ilginiz ne zaman başladı?
Çocukluğumdan beri çok hareketliydim ve bir şeylere odaklanamıyordum. Dolayısıyla neye elimi atsam devamını getirmedim. 18 yaşıma kadar sadece futbol oynadım. Okulla aram iyi değildi. İşletme okumaya, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne gittim. Okurken oyuncu seçmesi ilanı gördüm. Ama yapamadım ve eğitimini almam gerektiğini anladım. Üniversitenin tiyatro topluluğuna girdim ve hayatım büyük bir kırılma yaşadı. Tiyatro topluluğu sayesinde felsefeye, psikolojiye, sosyolojiye ilgi duymaya başladım.
- ‘Tilkiler ve Kötü Kalpli İtler’, ‘Ceviz Ağacı’, ‘Seni Uzaktan Sevmek’ gibi tiyatro oyunlarını yazdınız, sahnelendirler. Bu oyunları kitap haline getirmeyi düşünüyor musunuz?
Evet. Birkaç yayınevine bu senaryoları yolladım. Bir sonraki kitabım da belli. Bertolt Brecht’in ‘Bay Keuner’in Öyküleri’ adlı kitabında bir paragrafı aşmayan öyküler var. Ondan ilhamla ben de 3-4 cümleden oluşan kısa öyküler yazmaya başladım. 300-400 tane olunca içlerinden seçip kitap yapmak istiyorum.
