GeriHürriyet Cumartesi Fiziksel temas yoksa duygusal temas var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fiziksel temas yoksa duygusal temas var

Fiziksel temas yoksa duygusal temas var
Abone Olgoogle-news

‘Yeni normal’ denen değişikliklerin en önemlilerinden biri sevdiklerimize dokunamamak. Bayramı sevdiklerimize sarılamadan geçiriyoruz; bu durumu psikiyatr Dr. İlker Küçükparlak’a sorduk. Dokunmak nedir, neden önemlidir, yerine ne koyacağız? Unutmayın, “dokunamıyor olmak, yakın olmadığınız anlamına gelmiyor”.

Dokunmak neden önemli?

İnsan, yavrusunu bakıma en muhtaç halde doğuran ve en uzun süre bakım veren canlılardan biri. Bu nedenle bebeklik ve çocukluk dönemindeki ruhsal ihtiyaçları da çok kritik. Bu ihtiyaçların nasıl karşılandığı erişkinlik boyunca nasıl bir ruhsal yapıya sahip olacağını da belirleyebiliyor. Aynı zamanda, çocukluktaki ruhsal ihtiyaçların karşılanma biçimleri şekil değiştirse de erişkinlik boyunca devam ettiğini söylemek de mümkün.

Diğer pek çok şey gibi bu ihtiyacın temeli de çocukluğumuz yani...

Evet, bir çocuk sevilmeye, güvende olmaya, takdir edilmeye, eğlenmeye ve öğrenmeye ihtiyaç duyar, erişkin de öyle. Dokunma ve dokunulma da bu ihtiyaçlardandır diyebiliriz.

Bazıları dokunacak kimse olmadığında kendine dokunur

Misal şimdi bayram, büyüklerimizin elini öpemeyecek, sarılamayacağız. Yeni dönemde dokunamamak bizi, ruh halimizi nasıl etkileyecek?

Bazıları dokunacak kimseyi bulamadığında ya da dokunmakta pek becerikli olmadığında ‘kendine dokunur’. Deneysel modellerde sıçanlar strese sokulduklarında kendini tımar etme (self grooming) denen bir davranışta bulunur, tüylerini gereğinden fazla yalamaya ve düzeltmeye başlar. O kadar ki bazen tüyleri dökülür.

Kuşlarda da görülebiliyor bazen bu davranış. İnsanda da yaşanan bir şekli var. Sebebi stres mi?

Evet, strese giren kafes kuşları da kendini tımar etmekten tüysüz kalabilir. Trikotillomani ya da saç yolma hastalığı benzer şekilde stres altında cildinden uyaran almaya dönük bir davranış sonucu ortaya çıkar. Bazen borderline (sınırda yaşama) kişilik yapısına sahip kişiler sadece bedenlerini hissedebilmek için ciltlerine kesik atabilir. Böyle sorunlu biçimde olmasa da stres altındayken saçını kaşıma, yüzünü ovuşturma, ellerini ovuşturma gibi davranışlar da kendini tımar ‘özelliğini’ barındırıyor olabilir.

Sarılamıyorsak, el öpemiyorsak sembolik bir yol bulacağız

Dokunmanın yerine ne koyacağız?

Bu eksiğin tamamen bertaraf edilmesi mümkün değil. Yine de insan sembolik bir canlı. Örneğin linç kavramı son derece somut fiziksel bir hasarla ilişkili olsa da insanlar sosyal medyada da linç edildiğini hissedebiliyorlar. Elbette somut anlamdaki lincin sembolik lince göre çok daha belirgin etkilerinin olacağını öne sürmek son derece mümkün. Yine de bundan mahrum kalıyorsak dokunmanın sembolik yollarına başvurmak dışında bir çaremiz yok gibi görünüyor.

Nasıl bir yol öneriyorsunuz?

Dokunmak sevinci, hüznü, coşkuyu, neşeyi paylaştığımızın göstergesi olduğu için gerekliyse, bu duyguları paylaştığımızı göstermenin çeşitli yollarını kullanmak durumundayız. Belki şunu akılda tutmak da yararlı olabilir: Çok dokunduğunuz halde yakın hissetmediğiniz kişiler olabileceği gibi, dokunamadığınız halde yakın hissettiğiniz ve size yakın hisseden kişiler de olacaktır. Dokunamıyor olmak artık yakın olmadığınız anlamına gelmez. Fiziksel mesafe sosyal mesafe olmak zorunda değildir. Fiziksel olarak temas edememek de duygusal olarak temas edememenizle sonuçlanmak zorunda değil.

BAĞLARIMIZI SOMUTLAŞTIRMAYA YARIYOR
Fiziksel temas yoksa duygusal temas var

“Dokunmak, kurduğumuz bağları somutlaştırmaya yarıyor... Biriyle el sıkışabiliriz, başka biriyle bunu bile istemeyebiliriz. Bazen de el sıkışma dokunma ihtiyacını karşılamaz, ikinci elimiz imdada yetişiverir. Tokalaşmadan sonra omza pat pat yaparız. Samimi olduklarımızla sarılırız, samimiyetten sataşırken bir şaka yumruğu atabiliriz. Sevgililerimizle el ele tutuşuruz, çok üzgün olduğumuzda başımızı koyup ağlayacak bir omza ihtiyaç duyarız. Tuttuğumuz takım gol atınca arkadaşımıza sarılırız. Kısaca söylemek gerekirse, insan kurduğu bağın yakınlığı ve duygusunun yoğunluğuyla orantılı biçimde dokunma ihtiyacı hisseder.”

Fiziksel temas yoksa duygusal temas var

Psikiyatr Dr. İlker Küçükparlak

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle