Güncelleme Tarihi:

Müziğin neredeyse her alanında yıllarca çalışmış. Artık şarkıcı olarak karşımızda. Bu da onun ilk röportajı. Çok heyecanlı, bir o kadar da samimi. Sanki soruları önceden almış gibi hepsine teklemeden cevap veriyor. Güler yüzlü ve kendini rahatça anlatıyor. İleride sesiyle daha da çok duyacağımız Asil Gök’ü yakından tanımak için başlıyoruz muhabbete.
◊ Derya Uluğ’un sahnesinde müzik yönetmeni ve orkestra şefisin ama bu sene Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava’da bir sürprizle ‘Tuana’yı söyledin. Herkes bayıldı. Bu planladığınız bir an mıydı?
Derya bana konserden üç gün önce “Harbiye’de bu sene artık bir şarkı söylemen lazım” dedi. İstemiyordum ama ısrar etti. Lisede birkaç kere söylediğim bir şarkı olarak ‘Tuana’yı seçtim. Son gün “Ben vazgeçtim, çok zor şarkıymış” dedim. Ama Derya “Bütün sahne planlamasını ona göre yaptık” dedi. Evde çalıştım, konserden bir gün önce altyapılarını yazdım. Yine tedirgindim...
◊ Neden?
Sahnede, klavyenin başında söyleyebiliyorum ama öne çıktığımda elimi, kolumu nereye koymam gerektiğini bilmiyorum. Sosyal anksiyetesi olan biriyim.
◊ Sahnede ne oldu?
Şarkıya girdim, sonra çok yoğun bir alkış sesi duydum. Ardından mikrofonu alıp kendimi öne attım. O kadar doğaçlama oldu ki aslında dinleyicinin alkışı bunu sağladı. Şimdi şöyle düşünüyorum: Müziğin her evresinde çalıştım, bunun arasına şarkıcılık da ekleyeyim.
◊ Aranjör ve bestecisin, Derya’yla söz de yazmışsınız. Şimdi şarkıcılık... Sen kendini en çok hangisiyle tanımlıyorsun?
Sanırım bunun tek örneği Mustafa Ceceli. Sezen Aksu’nun şefliğini yaptı, aranjeleri var, sonra şarkıcı oldu. Benim öyle bir ruh halim oluyor ki piyano çalmaktan keyif alıyorum ama basgitar çalmayı da çok seviyorum. Şimdi şarkı söylemekten keyif alıyorum. Yarın belki futbol oynamak isteyeceğim, futbolcu olacağım.
◊ O kadar değildir, abartma...
Gerçekten öyle değişken bir şey. Ya da basketbolcu diyormuşum, bu yaşta, bu boyda (gülüyor)...
◊ Klip yayımlandı. Hep sahnedeydin ama yıldız olmak nasılmış?
Genel olarak dış görünüşümü ve kendi sesimi pek beğenmeyen biriyim. Artılarımı değil, eksilerimi görüyorum. Yaptığım müzikte de hep eksikleri bulmaya çalışıyorum. Ama kendimi bu konser kaydında izlediğimde “Allah Allah ya, güzel görünüyorsun” dedim, o samimiyetimi görünce beğenmeye başladım.
◊ Bir anda sosyal medyadaydın. Bu seni korkuttu mu?
Korkutuyor... Daha önce Yıldız Tilbe’nin proje albümündeki ‘Hastayım Sana’ şarkısını söylemiştim. O şarkıdan sonra ekip arkadaşlarım klip çekmem konusunda çok baskı yaptı. “İnsanlar seni çok beğeniyor” dediler ama o da bende anksiyete yarattı, çok beğenilmenin de problem olduğunu düşünüyorum. Çünkü ona göre yaşaman gerekiyor. Bu noktada Derya benim örnek aldığım kişi. Onu gözlemlediğimde işinden başka bir sürü şeyi yönetmek zorunda kaldığına şahit oluyorum. Bunun bana ağır geleceğini düşünmüştüm. Sonra Derya’nın albümünde zorla yine bir şarkıya dahil oldum, o da çok sevildi. Şimdi ‘Tuana’... Artık kendime “Kocaman adam oldun (33 yaşında) bu durumu yönetip anksiyeteyle başa çıkabilirsin” diyorum.
◊ Yeni projeler olacak mı?
Evet, çalışmalara başlıyorum. Tanınan ve arkadaşım olan isimlerle sıfır şarkılara düet yapma hayali kuruyorum. Elimde şarkılar da var... Ama her an yine bir cover parça da çıkarabilirim.
◊ Derya’yla sürekli sahnede birliktesin. Ama artık kuş uçmak üzere. Belki kendi konserlerinde olacaksın. Bu duruma bozuluyor mu?
Hayır, tam tersi. 10 yıldır birlikteyiz, üç ayda bir “Asil artık bir şey yapman lazım” diyor ve kavga ediyoruz. Tabii ilk zamanlar zor olur. Düşün, sahnede her arkasına döndüğünde ben oradayım, bu aslında ikimiz için de büyük konfor. Ama bunun çok kısa süreceğini düşünüyorum. Çünkü aramızda her şeyi o kadar sistematik şekilde oturttuk ki. Ben olmasam da her şey yürüyebilecek hale geldi.
‘3-4 SENE SONRA ANLADIM ŞOKE OLDUM’
◊ Müzik dünyasını nasıl buluyorsun?
Basit bir müzik var şu an ama toparlanacağını düşünüyorum. Derya’yla ‘Yansıma’yı yapmıştık; kaliteli bir şarkıydı. Bir numaraya çıktı. İnsanlara güzel bir şey verince kabul oluyor. Müzik kötüye gidiyor diye durursak insanlar ne yapsın, olanı dinleyecek.
◊ Sosyal medyaya yönelik yapılan, sadece nakaratların öne çıktığı müziğe ne diyorsun?
Herkes Instagram’da, TikTok’ta tanınmak istiyor. “O şarkıyla 1 milyon izlenmiş, ben de yapabilirim” diyor. Bu normal ama bizim müzisyen olarak direnmemiz lazım.
◊ Bestesini yaptığın şarkılar genelde hüzünlü, ‘Tuana’ da... Sen de öyle misin?
Evet, genelde ağlamayı seviyorum.
◊ Romantik misin?
Hiç değilim.
◊ Yazdığınız sözleri etkiliyor mu bu?
Şarkı sözlerinden anlamam, yazarım ama boşluk tamamlarım. Derya mesela bir şey yazar, ben ekleme yaparım. Bazı sözleri de sonradan anlıyorum...
◊ Ne gibi?
Mesela ‘Canavar’ şarkısının bütün sözlerini Derya bana yazmış. Ben bunu 3-4 sene sonra anladım ve şoke oldum.
◊ Ne yaşadınız da sana ‘Canavar’ dedi?
Uçakta ufak bir problem yaşamıştık. Sonra orada sinirlenmiş ve yazmış (gülüyor).
‘BİR ANLIK SİNİRLE BARDAK ELİMDE KIRILDI, TENDONLARIM KOPTU’
◊ Hayatına dair az şey biliniyor. En başa dönersek, sen kimsin ve müzik nasıl girdi hayatına?
Manisa, Salihli’de doğdum. Babam soğuk demirci, annem ev hanımı. Dört kardeşiz, ben üçüncüyüm. Babam sanayide çalışırken gözlerinden rahatsızlandı. Abim biraz müziği seviyordu, düğünlerde çalmaya başladılar. Ben de onların yanında, atılan paraları toplamaya gidiyordum. 7 yaşındaydım, onlardan görüp çok heveslendim ve sonra şarkı söylemeye, çalmaya başladım.
◊ Ne çalıyordun?
Ritimli org çalıyor, şarkı söylüyordum; insanlar düğünde oynuyordu. Muhafazakâr yerlerde kadınlar rahat etmek için erkek müzisyen istemiyor. 9 yaşıma falan geldiğimde çocuk olduğum için bütün düğünlere ben çağrılıyordum.
◊ Eğitim hayatın ne oldu?
Ortaokulda müzik öğretmenim “Senin konservatuvara gitmen lazım” dedi. Ama babam sanayideki dükkânımızda devam etmemi, akşamları da düğünlerde çalmamı istiyordu. Bana öyle bir hayat planı çizmişlerdi. Öğretmenim yalvarsa da babam kabul etmedi. Şans eseri Avusturya’da yaşayan babaannem memlekete gelmişti. Bu olanları duydu, ikimize otobüs bileti aldı ve beni İzmir Güzel Sanatlar Lisesi’ne götürüp herkesten gizli sınavlara kaydettirdi. Kazanınca da babam ikna oldu.
◊ Müzik eğitimin devam etti mi?
İzmir’de yurtta yaşamaya başladım. Orada müzikle iç içeydim, nota öğrendim. Piyano yarışmalarına girdim, Türkiye birincilikleri aldım. Avrupa’da konserler verdim. Hatta rahmetli Hıncal Uluç bir konserim sonrası köşe yazısında benden bahsetmişti. Amerika Berkeley’de yüzde yüz burs kazanmıştım, “Asil gidiyor, kaçırmayalım” demişti. Zaten Amerika’ya gitmemi babam kabul etmedi. Aslında konservatuvarda piyano bölümüne girmek istiyordum ama ailemi müzik öğretmenliği okumak için ikna ettim ve Marmara Üniversitesi’ne girdim. Okulu bitirdim. Bu arada piyanoya da devam ettim. Fakat büyük bir talihsizlik yaşadım.
◊ Ne oldu?
Elim kesildi, tendonlarım koptu. Gençlik işte, elimde bardak varken, bir anlık sinirle bardak elimde kırıldı, bütün sinirlerim koptu. Ameliyat sonrası doktor “Şu an sadece kaşık tutabilirsin” dedi.
◊ Ne yaptın?
Popüler müziğe geçmeye karar verdim. Bir yanda da işin prodüksiyon tarafına ağırlık verdim, düzenlemeler ve beste yapmaya başladım.
‘ARAMIZDA ÇOK TUTKU VAR’
◊ Derya Uluğ’la nasıl tanıştınız?
Ortak bir arkadaşımız birkaç videomu izletmiş, o da tabii etkilenmiş (gülüyor).
◊ Nasıl bir video bu?
Şarkı söylerken, piyano çalarken Hakan. Etkilenmiş kızcağız, ben de olsam ben de kendimden etkilenirim. O kıvılcımı almış (gülüyor). Ama bizim hayranlığımız dış görünüşe değildi.
◊ Ya yalan söyleme...
Gerçekten.... Onun lise zamanından birkaç videosuna denk gelmiştim, ne güzel söylüyor demiştim. O da benim şarkı söyleyişimden etkilenmiş. Birbirimizi tanıdıkça aşkımız başladı... Çok ateşli ve şiddetli bir ilişkimiz vardı. Birbirimizi çok seviyoruz, fazla sevgiden de kavga ediyor insan. Aramızda çok tutku var. İlk zamanlar Derya bir anda söz yazardı, ben bestelerdim, sonra yine kavgaya devam ederdik falan. Böyle değişik başladı.
◊ İlk ‘Okyanus’u yaptınız... O şarkı neleri değiştirdi?
Derya üç saatte falan ünlü oldu. O şarkı hayallerimizi daha hızlı gerçekleştirmemizi sağladı. Tabii para da kazandık ama onu da hep daha güzellerini yapabilmek için kullandık.
◊ Sahnede, evde birliktesiniz. Birlikte üretiyorsunuz. Bu kadar iç içe olmak ilişkiyi nasıl etkiliyor?
Bizim bir kader birliğimiz var. Bir gün 48 saat olsa ve 48 saat yan yana olsak da hiçbir problem yaşamam.
◊ 10 senedir berabersiniz. Evlilik teklif ettin mi?
Çok kez düşündük, ne zaman niyetlensem pandemi, deprem gibi zor zamanlara denk geldi. Biz müzikten para kazanan insanlarız. Artık bunu dile getirmeden, uygun bir zamanda, kimseye de söylemeden evlenme teklif edeceğim.
◊ Şu an herkes duymuş oldu...
Yok, zamanı söylemedim, uygun zamanda olur.


