GeriHayat Elektrik verin bana!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Elektrik verin bana!

Elektrik verin bana!

Bu yazı, bir gazetecinin 2017 Ocak ayından arşivlere düştüğü küçük bir nottur...

Arnavutköy İstanbul’un en alımlı ve aslında havalı yerlerinden biridir.

Ahşap köşkleri, arnavutkaldırımları, kilisesi, camii, görkemli Boğaz manzarasıyla şehrin emperyal havasını yaşatan bir semt...

Sekiz yıldır sakini olduğum bu semtte artık kendimi bir Brezilya favelasında gibi hissediyorum.

***

İlk darbeyi su kesintileri vurdu.

Çareyi tavan arasına dizdiğim 10 litrelik su şişelerinde aradım.

Bu şişeler ilkel bir şekilde duş almamı sağlasa da yaşama sevincimde, hayat gustomda onarılamayacak yaralar açtı.    

Tencerede su ısıttım. Kova ve maşrapa gibi, kendisine saygısı olan kimsenin artık hayatında yer almaması gereken objeler, yeniden hayatıma girdi.

“Üçüncü dünya ülkesinde doğduk, biz neler gördük” dedim, idare ettim. 

 

Elektrik verin bana

Sonra sıra elektriğe geldi.

Bir-iki yıldır ara sıra kesiliyor, ama en fazla, televizyonda birkaç program kaçırttıktan sonra geri geliyordu.

Mum ışığında kitap okuyor, hatta sonunda “İyi ki kesilmiş” bile diyordum.

***

Yılbaşından iki hafta önce işin rengi değişti.

Elektrik bütün bir hafta sonu gelmedi. Artık başka bir döneme adım attığımızı, o soğukta, kemiklerimde hissettim.

Hastalanma riskinin, dolaptaki yemeklerin çürümesinin, işin gücün aksamasının yanı sıra, telefonun şarjı da bitmiş, dımdızlak kalmıştım.

***

Mahallede bomba ihbarı olduğunu, polisin sokağımı trafiğe kapadığını, elimde şarj, karşıdaki restorana gidince öğrendim.

Elektriksizlik en büyük sorunumuz değildi.

Elektrik verin bana

O hafta sonunu sinemada, alışveriş merkezinde, geceleyin ise kat kat yorganların altında geçirdim. 

***

Yılbaşında elektrik kesintisi tüm kente yayıldı. Artık yüzbinlerce kişi aynı dertten mustaripti.

Yine bitmedi...

Geçen cumartesi yine ışıksız, sıcak susuz bir evde uyandım.

Çantamı, giysilerimi toplayıp anneme sığındım. Yıkandım, akşam bir sergiye, sonra bir yemeğe uğradım. Gece yorgun argın eve döndüm; yine yok!

Yemekleri balkona çıkardım ve o sinirle uyudum. 

Sabah, pazar sabahı... Hâlâ yok! Akşama kadar bekledim. Sonunda en yakın arkadaşımı aradım: “Sana geliyorum!”

***

Cihangir’de Hasan’ın evinde Fenerbahçe- Adanaspor maçının son dakikalarına yetiştik.

Muhteşem televizyon teknolojisi sayesinde bir gol, bir iki pozisyon seyredebildim.

Sonra Hasan’ın sıcak yuvasında keyifli bir sohbete koyulduk.

Ama tam o anda, bu da oldu! Cihangir’de de elektrik kesildi!

Kendimi koltuğun üstüne atıp bir süre sessizce durdum.

Bir süre sonra geldi neyse ki.

***

Pazartesi günü eklerin haber toplantısında konuyu tartıştık. Benim yaşadıklarım hiçbir şey değil. Beylikdüzü’nden Moda’ya, Bebek’ten Hadımköy’e yüzbinlerce insan ne yapıyor?

Bebek bakanlar, her gün dükkân açanlar, oksijen cihazına bağlı yaşayan hastalar...

Tuhafı, hiçbirimizin kesintilerin sebebiyle ilgili net bir fikri yoktu.

Arkadaşlarımdan açıklayıcı bir haber hazırlamalarını rica ettim.

Herkesin anlayacağı dilde, madde madde... Kesintiler neden yaşanıyor? Daha ne kadar sürecek? Hangi  önlemler alınabilir? Jeneratör fiyatları gibi...

Muhabirlerimiz günlerce uğraştı. Koca profesörlerden dağıtım şirketi yetkililerine, insanlar nedense konuşmuyor; konuşanlar ise adını vermek istemiyordu. Tuhafıma gitti.

Anladım ki elektrik kesintisi yeni bir tabu. Bir tür ulusal güvenlik sırrı...

Elektrik Mühendisleri Odası bize açıklama yaptı. Genel hatlarıyla talep artışına, elektrik üretimi için gereken doğalgazdaki sıkıntıya ve plansızlığa dikkat çektiler. 

Tabii, okuyucularımızı dengeli biçimde bilgilendirmek adına, bu işin esas aktörlerinden görüş almamız gerekiyordu.  Yani yetkililerden...

***

Gel gelelim ödüllü muhabir Serkan Ocak haberi çıkarmakta zorlanıyordu.

Enerji Bakanlığı bu konuda bir açıklama yapmayacaktı. Hatta eski açıklamaların bile kullanılmasına sıcak bakmıyorlardı. Yani arşivde, Google’da herkesin bulabileceği kendi açıklamalarının...

Bu yazıyı yazdığım cuma günü evimde elektrik yine yok.

Gazetede önümde bir çanta havlu, giysi hazır bekliyor.

Ama öğleden sonra haber geldi... Elektrik gelmiş.

Tarifi zor duygular içindeyim...

Allak bullak kafamda tek şey var: Sıcak bir duş ve çok derin bir uyku...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle