Güneşi uzaktan sevin

Güncelleme Tarihi:

Güneşi uzaktan sevin
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 21, 1999 00:00

Haberin Devamı

Ozon tabakasına verdiğimiz zararı fitil fitil cildimizden getiren güneşle aramız, tıpkı vampirlerinki gibi bozuldu! Hani filmlerde görürüz, güneş gören vampir, nasıl da cayır cayır kavrulup yaşlanır. Vampir öyküleri elbette abartılı. Ama unutmayın aslında güneşin bize yaptığı bundan farklı değil. Biraz yavaş bir süreçle gerçekleşiyor o kadar.

Kötü haber: İnsan cildi 20'li yaşlardan itibaren yaşlanmaya başlıyor. Peki bu erken denilebilecek yaşlanmanın nedeni ne dersiniz. En başta güneş tabii ki. Güneşin artık eskisi gibi atmosferde süzülemeyen ultraviyole ışınları, ciltte iki şeye yol açıyor: Birincisi kanser riski, ikincisi ise yaşlanma.

ZARARLI IŞINLAR

Güneşe karşı korunmasız kalan ciltte moleküler düzeyde, hücrelerin normal işleyişini bozan bir dizi olay meydana geliyor. Güneşin zararlı ışınları cilde eriştiğinde serbest radikal denen moleküller hücre beynini etkiliyor. Bunlar kararsız oksijen moleküllerinden başka bir şey değil. Zarar 'oksidasyon' denen olayla oluyor. Oksidasyon da ne. diye düşünüyorsanız eğer, günlük dilde ‘‘paslanma‘‘dan başka bir şey değil. Bu saldırgan moleküller hücrenin işleyişini bozuyor, yenilenmesini bozuyor, hücreye ve dokuya zarar veriyor. Sonuçta cilde esnekliğini veren destek doku bozuluyor ve cilt kırışmaya başlıyor. Destek dokuda kollajen lifler bozuluyor. Sözgelimi liflerin bütünlüğünü sağlayan bir molekül işlevini sürdüremeyince lifler zarar görüyor. Cildin nemlenme, yenilenme süreci aksıyor, lekelenmeler başlıyor cilt yüzeyinde. Peki sonuç? Ne kadar genç olursanız olun, 'solar yaşlanma', yani genç yaşta güneşe bağlı erken cilt yaşlanması görünür hale geliyor. Bilim adamları bu konuda çok ısrarlı.‘‘Güneş altında sağlıklı bronzlaşma diye bir şey yoktur‘‘ diyorlar.

Peki, ne yapmalı?

Türkiye güneşin yüzünü cömertçe gösterdiği bir ülke. Ve hepimiz, yaz geldiğinde bilim adamlarının ne dediğini unutup, çılgınca bir bronzlaşma sevdasına tutuluyoruz. Tatile çıktığımızda daha ilk günde zaman limitini aşıp, akşama aynalarda 'ne kadar kararmışım' takıntılarına kapılıyoruz. Hele bu yaz bir de yanık ten modası varken, bundan nasıl kaçacağız diyorsanız, bilim adamları bronzlaştırıcı ürünler kullanmayı öneriyor. Zaten modacılar da gerçek anlamda bronz ten yerine, ALTIN TEN öneriyorlar.

Bronzlaştırıcı ürünlerle tanışmanın tam zamanı

Çoğu kişi bronzlaştırıcı ürünlerle barışık değil. Bunun iki nedeni var. Eski kuşak bronzlaştırıcılar sarı bir renk veriyordu ve hoş olmayan bir kokuya sahipti. İkinci neden ise, ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olunmaması. Sözgelimi ürünün cilde zararlı olduğu sanılıyor (oysa en emniyetli güneş ürünü), ikincisi cildi yıkandıkça çıkacak şekilde boyadığı sanılıyor (dikkat, fondötenden söz etmiyoruz). Bir de doğru kullanılmamaya bağlı olarak kötü sonuç alınması söz konusu. Bu ürünleri biraz tanımaya ne dersiniz?

Nasıl kullanmalı?

Herşeyden önce, bronzlaştırıcı ürünün başarılı bir şekilde kullanılması demek, sürüldüğü alanda hiç renk farkı yaratmadan bronzluk salması. Ama bunun bir koşulu var: Cilde önce 'scrubbing' denilen işlemi yapmak. Hani bazı ürünlerde minik tanecikler vardır, cilde oğuşturarak sürülür ve suyla temizlenir. Bu, cildin yüzeyinde yer yer birikmiş ölü hücre tabakasının giderilmesini sağlıyor. Eğer bu alanlar giderilmezse, daha koyu renk tutar. Eğer scrubbing için kozmetik bir ürününüz yoksa, kolayı var, bir miktar tuzla cildinizi nazikçe oğuşturup, suyla durulayın.

Gerisi ürünün prospektüsüne kalıyor. Sürüldükten sonra belli bir süre giysi ya da saç değmemeli (15 dakika ile yarım saat arası); sonrası kolay, bir satte bronzluk başlıyor.

Ve küçük bir not: Bacaklara uygulanan bronzlaştırıcı ürünler, renk bütünlüğü sağlayıp selülit görünümünün maskelenmesine de yarıyor.

Bir de güneşlenirken kullanılacak yanma ürünleri var. Yüz cildinin gençliğine önem veriyorsanız, yalnızca tatilde değil, kentte güneşe çıktığınız saatlerde de en az 30 faktörlü bir ürün kullanmalısınız.

Faktör numaraları bilindiği gibi, güneşte emniyetli kalma süresiyle ilgili. Yani eğer 15 faktör kullanılıyorsa, korunmasız kalabileceğiniz sürenin 15 katı kalabilirsiniz demek.

Ve bir not: Koruma faktörlü iki ürünü üstüste kullanırsanız, emniyet artmıyor, yani iki ürünün koruma sayılarının toplamı gibi bir şey söz konusu değil.

Saçlar, dudaklar

Tabii ki konu güneşten korunma olduğunda iş ciltle bitmiyor. Saçlar ve dudakların da korunması gerek. Bu çok kolay. Koruma faktörlü rujlar, saç spreyleri, saç jöleleri var.

Bir not: Açık renge boyanmış bazı saçlarda güneş, deniz, tuz, klor bileşimi, yeşermeye neden olur. Bu yeşerme saçın doğal kızıl pigmentiyle ilgili. Bazı saçlarda kızıl pigment yoktur, bu saçlar açıldığında, yeşerme olabiliyor.

İlle de tatil söz konusu değil. Çoğumuz yazın büyük bir kısmını kentte geçiriyoruz ve güneşe çıkıyoruz. Artık makyaj malzemelerinde de koruma faktörü var. Nemlendiricilerde, fondötenlerde, ruj ve pudralarda, hatta göz farlarında. Alışveriş ederken alacağınız ürünün bu özelliğini sormayı unutmayın.

KOZMETİK SÖZLÜĞÜ

Alacağınız her türlü kozmetik ürünü çok iyi tanımanız gerekiyor. Zorluk, ‘‘içindekiler‘‘ bölümüne gelindiğinde başlıyor. Anlamadığımız bir sürü sözcük, madde var. Bunlar hakkında bilgi sahibi olmak önemli. Sözgelimi yaşlanmaya karşı ürünler, üç türlü sistemle bu işi yapıyor.

antioksidan'lar: Bunlar hücre beynine zarar veren serbest radikal denen molekülleri etkisiz hale getiriyor. E vitamini, A vitamini, gingkobiloba, ginseng, karoten..

enzim teknolojisi: Özellikle cildin sıkılaşmasını sağlayan ürünlerde bunu görebilirsiniz. Enzim denen şey önemli bir iş yüklenmiş bir molekül. Sözgelimi cilde esnekliğini veren ve bozulduğunda kırışmasına yol açan kollajen ve elastin lifleri, kollajenaz veya elastaz adlı enzimlerin devreye girmesiyle bozuluyor (güneş, sigara, hastalık gibi etkenlerle).

alfa-beta hiDroksi asitler: Bunlar meyve asiti veya meyve sirkesi olarak adlandırılan maddeler. Cildin her alanında eşzamanlı bir yenilenmeyi sağlayarak pürüzsüz, yepyeni bir üst yüzey oluşturan nazik peeling yapan yumuşak asitler.

'Retinol' de işte böyle iş gören, ama daha güçlü etki gösteren bir madde (daha yaşlı ciltler için); yani sıradan yumuşak asitlerden (alfa ve beta hidroksi gibi) daha kuvvetli. Lifting yapan ürünlerde de kafeine rastlarsınız, kontur düzenlemek için yağ dokusunda etkili oluyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!