GeriKelebek Grip, Soğuk algınlığı ve Antibiyotikler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Grip, Soğuk algınlığı ve Antibiyotikler

Abone Olgoogle-news

Soğuk algınlığı ve grip kış aylarında hemen hepimizin başının derdi olan hastalıklar. Rahatsızlık veren burun akıntısı, halsizlik, ateş, öksürük gibi bulgular hem işgücü kaybına neden oluyor hem de bulaşıcılığı yüksek olduğundan çevredeki insanlar için potansiyel bir tehlike oluşturuyor.

Her ne kadar soğuk algınlığı ve grip birbirinden farklı hastalıklar olsa da benzer bulgulara yol açtığından ve her ikisinde de hastalık etkeni virüsler olduğundan çoğu kez ayırıcı tanı yapılmadan tedavi edilirler. Özellikle ülkemizde birçok ilacın reçetesiz satılabilmesi nedeniyle halkımız bu hastalıklar için doktora başvurmak yerine eczaneye gidip bilinçsizce antibiyotik kullanma eğilimini gösteriyor. Oysa soğuk algınlığı ve grip hastalıklarına neden olan etkenler yani virüsler antibiyotikler ile tedavi edilemez.

 

Grip, solunum yollarını etkileyen ve İnfluenza türü virüslerle meydana gelen bir hastalıktır. Son derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur. 1-2 hafta içinde hastalar genellikle iyileşirler ancak etkileri haftalarca devam edebilir. Sonbahar-kış aylarında görülür ve işgücü kaybı açısından bakıldığında en yüksek maliyete neden olan hastalıkların başında gelir. Aynı zamanda vücut direnci düşük olanlarda, yaşlılarda, genel durumu bozan hastalığı olanlarda yaşamı tehdit eden ciddi hastalıklara neden olabili. Bazı grip türleri ölümcül komplikasyonlara yol açabilir.

 

Soğuk algınlığına neden olan organizmaların yüzde 90’ı virüslerdir ve yaklaşık 200 çeşit virüs türü saptanmıştır. En sık rastlanan virüsler ise Rninovirüsler, Coronavirüsler, Parainfluenza, Respiratuar sinsial virüslerdir. Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı yorgunluk hissi, burun akıntısı, hapşırma, boğaz ağrısı gibi yakınmalara yol açar. Hastalık aynı havayı soluyan kişilerin hapşırırken ya da öksürürken virüslerin ortama yayılması yoluyla bulaşabileceği gibi, son yıllarda yapılan çalışmalar en sık bulaşma yolunun hasta kişinin elinden başka insanlara virüslü salgıların bulaşması ve sağlıklı kişilerin de bunu burunlarına taşıması ile olduğu yolundadır. Dolayısıyla sık el yıkanması, soğuk algınlığından korunmak için son derece önemlidir.

 

Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir. Havaların soğuk olmasından çok üst solunum yolu alerjileri, psikolojik stres gibi faktörler hastalığın gelişmesinde oldukça etkilidir. Soğuk algınlığı çoğunlukla basit önlemlerle ve vücut direnciyle atlatılan bir hastalıktır. Ancak 39 C'yi geçen ateş, sürekli yada çok,kıvamlı balgam üreten öksürük, nefes alırken ağrı, devamlı kulak ağrısı, şişmiş lenf bezleri, yutkunurken zorlanma ve şiddetli ağrı yakınmaları olduğunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

 

Grip ise soğuk algınlığından daha ağır geçen sıklıkla ateşe ve vücutta ağrılara neden olan, baş ağrısı, öksürük, 2-3 hafta süren yorgunluk belirtileri yapan bir hastalıktır. Soğuk algınlığından korunmak mümkün olmamakla birlikte gripten aşılar ile korunmak mümkün olabilmektedir.

 

Tüm bu bilgilendirmelerden sonra artık bu hastalıklara virüslerin neden olduğunu öğrendik. Bilinçli toplum olarak virüslere antibiyotiklerin etki etmediğini ve bu hastalıklarda iyileşmek için antibiyotik kullanmanın hem maddi kayıplara hem de yanlış ilaç kullanımı nedeniyle toplum sağlığına zarar vereceğini bilmeliyiz. Eğer yakınmalarımızda yukarıda belirttiğim değişiklikler olur ise mutlaka bir doktora başvurmalıyız. Doktorunuz bazen soğuk algınlığına ek olarak gelişebilecek bakteri enfeksiyonları nedeniyle antibiyotik önerebilir. Ancak bu tip bir tedavi mutlaka gerek olduğunda ve doktor tarafından başlanmalıdır. Hem kendi sağlığımız hem de gelecek nesillerin sağlığı için reçetesiz antibiyotik kullanmamalı, maddi ve işgücü kaybına yol açan gripten korunmak için önlemimizi almalıyız.

 

 

Op. Dr. Abdülkadir Göksel

 

Dr. Göksel,  Kariyer Destek/Sorun Yanıtlayalım/Sağlık bölümünde sorularınızı yanıtlıyor.

   

www.kulakburunbogaz.com

 

Dr.Göksel'in yenibir.com'da yayınlanan diğer yazıları:

Kadınların korkulu rüyası: Menepoz!
Baş ağrsı ve sinüzit
Ses kısıklığını önemseyin!
Her 10 kadından birinin kabusu: Meme kanseri!
Burundan estetik ameliyat olmadan önce...

Burun kanaması hayat kurtarıyor

Gürültü sağlığımızı tehdit ediyor
Horlama Seksi Öldürüyor
Çocuklarda Alerji ve Sinüzit
Lazer ile Gözlüğe Elveda!
Ciddi bir hastalık: Şişmanlık (Obezite)

Denge Bozukluğu: Baş Dönmesi (Vertigo)

Kulak kiri bir hastalık mı?

Kanser, nedenleri ve savaş

Gırtlak Kanseri ve Sigara Bağımlılığı

Yaygın bir sorun: Selülit

Yaz geliyor, güneş lekelerine dikkat!

Anti-aging: Bir yaşam biçimi

Stres kaynaklı diş hastalığı: Bruksizm

Obur muyuz?

Grip değil, saman nezlesi!

Önemli bir tedavi yöntemi: Dokunmak!

Bebeğinizin cinsiyetini belirlemek elinizde mi?

Yaşlılıkta Bunamanın En Sık Nedeni: ALZHEİMER’e dikkat!

Bilgisayara bağlı göz yorgunluğu
Klimadaki tehlike: Lejioner hastalığı

Kulağınızı kaşımayın!

Belki de ‘depresyondayız’

Ağız kokusuna dikkat

Şanssız bir yağ aldırma öyküsü üzerine  

Varisle tanışmadan önleminizi alın

Her zaman genç görünmenin sırrı: Botox! 

Gizli tehlike: Mide yanması  

Takıntılar zamanımızı çalıyor

Kulak zarında deliğe çözüm!

Erkekte saç dökülmesinin cinsel güçle ilişkisi var mı?

Okyanus suyu ile gelen sağlık!

AIDS'in erken belirtileri

Gelişigüzel burun damlası kullanmayın

Horlamaya ‘radyofrekans’ çözümü

Soğuklarda bademcik enfeksiyonlarına dikkat!

Sigara dumanı sağlığımızı tehdit ediyor

Kilo verme saplantısı ‘ölümcül’ olabilir

Estetik burunda tıkanıklık sorunu

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle