Gönüllü ordusu kurduk…

Güncelleme Tarihi:

Gönüllü ordusu kurduk…
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 03, 2007 00:00

Hürriyet Aile İçi Şiddete Son Kampanyası koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu yazıyor...

Haberin Devamı

NEŞE HACISALİHOĞLU'NUN DİĞER YAZILARI İÇİN TIKLAYIN....

KAMPANYADA DÜN VE BUGÜN.....TIKLAYIN

AİLE İÇİ ŞİDDETE SON KAMPANYASI TAM GAZ...TIKLAYIN...


Kampanyanın pilot çalışması sonucu şiddet görenlerin daha çok yakınlarından, arkadaşlarından, komşularından yardım istediklerini  belirledik ve biz de bu yakınlara, komşu ve arkadaşlara ulaşmak üzere gönüllü programını başlattık…

Gözü morarmış ve dudağı patlamış küçük kız çocuğunun yer aldığı kampanya filmi ile , "şiddete uğrayan kadınlara bilgi ve umut verecek gönüllüler" aradık. Her yaştan, her eğitim düzeyinden ve meslek grubundan pek çok insan kampanya telefonlarını aradı ya da  internet kanalı ile ulaştı bize. Çoğu ile görüştük. İsteyenlere de gönüllü organizatörlüğü eğitimi verdik.

Hedef 80 gönüllü organizatörünün onar gönüllü bulması, yani 800 kişiye ulaşılması ve her gönüllünün de 10 kişiyi şiddetle ilgili olarak bilgilendirmesi yani 8000 kişiye ulaşılması idi. Hedefimizi büyük ölçüde gerçekleştirdik. Gönüllülerimiz bilgilendirdikleri insanlara anket uyguladılar, bu arada bir çok mağdurla karşılaştılar ve şiddetten kurtulanların hikayelerini, şiddet görenlere önerilerini onların izniyle kaydettiler. Bu hikayelerden örnekler vermeden önce  bir gönüllü liderimizin bize yazdıklarını  aktarmak istiyorum.

"Anket yaparken 'evinizde şiddet var mı?' diye sorduğumuzda 'evet' cevabını çekinerek de olsa veriyorlar. Bunlardan bazıları sadece onaylıyor,bazıları da bizim samimiyetimize güvenip yaklaşmamızdan etkilenip hikayelerini anlatıyorlar. Ama hiç kimse bize doğrudan, kendiliğinden bu konuyu açamıyor. Çünkü şiddet  konusu, uygulayana da uyguladığına da acı veriyor. Karşılıklı iki kişinin de ruhunu incitiyor. Beden acısının çabuk geçtiğini ama kalp kırıklığının onarılmadığını söylüyorlar…" (C.Aytuğ)
 
Şimdi birkaç  hikaye özeti;
 
Evli, 35 yaşında, okur-yazar, ev temizliği yaparak para kazanan bir kadın. Eşi de okur yazar ve inşaat işçiliği yapıyor. 3 çocukları var.

" Eşim  evlendikten bir süre sonra çok içmeye başladı. Ben de 'ekmek paramızı içkiye veriyorsun' deyince, her akşam ekmek yerine dayak yiyordum. Öldüresiye döverdi. Beni dövdükten sonra yatmak isteyince bana işkence ediyor diye düşünürdüm. Ailemden yardım istedim ama bizim oralarda herkes dayak yediği için ailem çok normal karşılıyordu. Morarmış göz, simsiyah kol onları şaşırtmıyordu. 'Aile içine karışmak istemeyiz' dediler.

Hem bedenim hem yüreğim hem de ruhum acıyordu. Hiçbirşey yapmak istemiyor,ölmek istiyordum... Artık dayanma gücüm kalmamıştı. Bir keresinde hastanede bir hemşire beni sinir hastalıkları doktoruna götürdü. Bir süre ona devam ettim. Onun tavsiyelerini dinleyerek kocamla uzun uzun konuştum. Şiddet gördüğümde kendimi ne kadar  kötü, aşağılanmış, dışlanmış hissettiğimi anlattım, onun da benim hissettiklerimi hissetmesini, düşünmesini sağladım. Sonunda şiddet azaldı. Bu durumdan kurtulma umudum arttığında kocamın beni çok sevdiğini, onun da bunu isteyerek yapmadığını düşündüm ve yine ağladım. Şiddet yaşayanlara kocalarına sabırla, iyilikle yaklaşmalarını, bunun da bir hastalık olduğunu kabul etmelerini tavsiye edebilirim."(C.Aytuğ-İstanbul)

Haberin Devamı

54 yaşında, İlkokul mezunu, evlerde temizlik ve çocuk bakıcılığı yaparak geçimini sağlayan bir kadın. 6 çocuğu var. Eşi de ilkokul mezunu ve boyacılık yapıyor.

"Evlendikten birkaç gün sonra beni dövmeye başladı, boşanana kadar sürdü. Her türlü şiddeti gördüm. Dövme, yaralama, hakaret, para vermeme, sağlık,  beslenme, çocukların eğitim giderlerini karşılamama. Ailem durumun farkındaydı ama kimse bana yardım etmedi, annem vurdum duymazdı. Yıllarca dayandım. Kafama ve koluma dikiş atılıncaya kadar dayak yiyince karakola gittim. Polisler hiç ilgilenmedi, ifademi alıp geri gönderdiler. Sonunda çözümü boşanmakta buldum. Şiddet gören kadınlara tavsiyem; Sopayı yiyip oturmasınlar, çalışsınlar, kazansınlar, yıllarca   beklediğim için pişmanım. Keşke daha önce boşansaydım."(G.Bülbül-Ankara)

Haberin Devamı

Ortaokul mezunu emekli, bir çocuklu bir kadın.

"Evliliğimizin 7. yılında çocuk doğduktan sonra şiddet başladı. Sözle hakaret, aşağılama, arkadaşlarımla, ailemle görüştürmeme, dışarı çıkmamı kısıtlama şeklinde şiddet görüyordum. 4 yıl boyunca direndim. Çabalarım sonuç vermedi. Konuşarak , tartışarak sorunları çözemedik. Şiddet içeren davranışlarında bir değişiklik olmadı. Benim ve çocuğumun psikolojisi bozuldu. Çocuğum babasından soğudu ve uzaklaştı. Bende ise erkeklere karşı bir güvensizlik oluştu, depresyona girdim ve ailemden yardım istedim.

Kardeşim beni ikna edip, psikolojik yardım almamı sağladı. İlaç kullandım bir süre. Ailem maddi ve manevi olarak destek sağladılar. Sonunda o kabullenmese de ayrılma kararı aldım. Ailem ayrılmam konusunda da destek verdi. Uzun bir süre psikolojik destek aldıktan ve insanlardan uzaklaştıktan sonra kendime geldim. Şimdi özgür yaşamın ve huzurun tadını çıkartıyorum.

Şiddet yaşayan kadınlara 'Bir insanı düzeltmekle zaman harcamanın, kendi zamanının kaybı olduğunu düşünüyorum şimdi. Maddi özgürlük şart. Varsa inceldiği yerden kopartın. En önemlisi ailenizle paylaşıp,onlardan destek görebilmek.Mutlaka paylaşın' diyorum." (F.Soytürk-İstanbul)

Haberin Devamı

45 yaşında, 3 çocuklu, ilkokul mezunu ve ev hanımı. Eşi de ilkokul mezunu, çaycı.

"Evliliğimin başlangıcından itibaren her türlü şiddeti gördüm. Bir defasında dişlerimi kırdı, tedavi gördüm. Iki kez polise başvurdum, ilgilenmediler. Polis ‚'ölmemişsin, yaşıyorsun ya' diyordu. Sonunda ailemden yardım istedim ve onların desteği ile boşandım. Hala önümü kesip tehdit ediyor, korku salıyor, şiddetten tam olarak kurtulduğumu düşünmüyorum henüz ama yine de şiddet görenlere mutlaka yasal haklarını arasınlar, korkmasınlar diyorum."(S.Doğukan-Tekirdağ)

34 yaşında, lise mezunu bir ev hanımı, bir çocuğu var, eşi ilkokul mezunu, balıkçı

"Evliliğimizin başlangıcından itibaren şiddet başladı ve evi terk edinceye kadar da devam etti.Her tür şiddete maruz kaldım. Dayak, hakaret, para vermeme, cinsel zorlama, ilgisizlik, kıskançlık, dışarı çıkmamı kısıtlama, her türlü şiddet. Maddi, manevi tükendiğimi hissettim ve ailemden, tanıdıklarımdan yardım istedim. Onların desteği ile boşanmayı başardığımda çok mutlu oldum. Her zaman kurtulmak için bir yol var bence. Yeterki korkmayalım, yılmayalım." (S.Doğukan-Tekirdağ)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!