GeriKelebek Giresun - Fransa - İstanbul!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Giresun - Fransa - İstanbul!

Giresun - Fransa - İstanbul!
refid:10700783 ilişkili resim dosyası

1969 yılında Giresun’da başlayıp, Fransa’ya uzanan ve son dört yıldır da İstanbul’da devam eden bir hikayenin kahramanı o!

Bu yazımın kahramanı O!

‘O kim?’ diyeceksiniz.

Aslında çok iyi tanıyorsunuz.

Ama adını bilmiyorsunuz!

Şimdi benim kalemimden; yaşadıklarının, yaptıklarının özetini ve yazımın sonunda da adını okuduğunuzda şaşıracaksınız.

***

1969 yılında Giresun’da başlayan bir hayat…

4 yaşında Fransa’ya uzanan ve sonrasında zorlu geçen bir yaşam…

9 yaşındayken, okul kulübünde sahnelenen ‘Küçük Prens’te oynuyor.

Ve ondan sonra okuldaki tiyatro oyunlarına katılıyor.

Taklitler yapıyor.

Yaşıtları oyun oynarken, o, şiir kitapları okuyor.

15 yaşında çalışmaya başlıyor.

20’li yaşlara kadar futbol oynuyor.

Ama futbol oynadığı dönemde de tiyatrodan ve müzikten kopmuyor.

Chartres Devlet Tiyatrosu’nda Jacques Kramer’in eğitmenliğinde, dört yıl profesyonel eğitim alıyor.

Konservatuar mezunlarının master yaptıkları, Timur Selçuk’unda eğitimini tamamladığı ENMP’te (Ecole Normale de Musıque de Paris) gitar üzerine master yapıyor.

Futbolu bırakıp, 23 yaşında ‘Tiyatro ve müzikten ekmek parası kazanmak istiyorum' diyerek, Fransa’da; Jean Darnel yönetimindeki İPJA’da (İnstitut Pour Les Jeunes Artistes) Fransız vatandaşı olmayıp da, konservatuar eğitimi almak isteyenler için açılan, iki aşamalı sınav sonucunda alınan yetenekli öğrencilerin yetiştirildiği yer) eğitim alıyor.

25 yaşında Fransa'da 'Devlet Sanatçısı' oluyor.

'Moliere'den başlayarak ‘Hamlet'ten, ‘Macbeth’e… Yirmi oyunda önemli rollerde oynuyor.

Bach ve Vivaldi çalıyor.

Dünyanın en büyük tiyatrolarından biri olan Châtelet tiyatrosunda, Jean Pierre Vincent yönetmenliğindeki ‘Mitridate’ eserinde rol alıyor.

En son gitar resitalini Chartres’de veriyor.

Kendi yazdığı ve oynadığı kısa metraj filmiyle Fransa’da ödül alıyor.

Dört yıl önce, bir arkadaşından gelen teklifle Brodway’e gitmek üzere, ailesiyle vedalaşmaya geldiği Türkiye’de, Ayla Algan’ın, onu Drama Evi’nde, oyuncu adaylarına tiyatro ve doğaçlama dersleri vermesi konusunda ikna etmesiyle İstanbul’da kalıyor.

Sonra sırayla ‘Aşkın Zaferi, Parmak İzi, Hacı’ dizilerinde rol alıyor.

Ve şimdi de bir dizide adından başarıyla söz ettiriyor.

Şu an, yayınlandığı üç sezon boyunca raiting rekorları kıran dizide, canlandırdığı ‘pasif’ karakterine hayat verirken oyunculuğunu en aktif şekilde konuşturuyor.

Dizinin yoğun çekimlerine rağmen zaman ayırarak, hâlâ Drama Evi’nde, oyuncu adaylarına tiyatro ve doğaçlama dersleri veriyor.

Rol aldığı dizinin ona getirdiği popülerliğe aldırmadan sade yaşamı tercih ederek, cebinde akbili, çoğu yere otobüs ve metroyla gidiyor.

***

Bu kişi, 7 Ocak 2009’da, Fransız Kültür Enstitüsü’nde, (İnstitut Français d’İstanbul) içinde olmaktan heyecan duyduğu, Fransız Kültür Bakanlığı – (Fransa Başkonsolosu’nun ricasıyla) Türkiye Kültür Enstitüsü’nün ortaklaşa düzenleyeceği organizasyonda; son Nobel edebiyat ödülünü alan Jean-Marie Gustave Le Clézio onuruna Fransızca birkaç metin okuyacak.

***

Kim bu bahsettiğim kişi?

Herkes onu, ilgiyle izlenen dizide canlandırdığı karakterin adıyla biliyor.

Ki bu, karakterin adının üstüne yapışmasından çok, rolünü ne kadar iyi canlandırdığının ve başarısının kanıtı.

Oysa o, canlandırdığı karakterin yanı sıra gerçek adının da bilinmesini istiyor, şu ana kadar yaptığı çalışmaların altındaki imza olmanın haklı onuru ve gururuyla.

Milyonlarca kişinin ilgi ve merakla izlediği ‘Binbir Gece’ dizisindeki ‘Ali Kemal’den öte onun adı:

Ergün Demir.

‘Binbir Gece’ dizisi ekibinin, TMC’nin ve Kudret Sabancı’nın ona güvenmelerinin yanında dizideki beğenilen performansının haklı sevincini yaşıyor.

Yukarıdaki bahsettiğim çalışmalarının hatırına, insanlara sevdirdiği karakterin yanı sıra övgüyü ve adının bilinmesini de hak etmiyor mu?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False