Formların ve hareketin efendisi

Güncelleme Tarihi:

Formların ve hareketin efendisi
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 19, 2012 19:59

“Benim için heykel; enerji ve harekettir. Heykellerim; yaşamın hareket ve sürekliliğine yapılmış birer katkı ve saygı duruşudur” diyor, yaşayan en önemli heykel sanatçılarından Tony Cragg. Kendisiyle Galeri Artist İstanbul’da açılan sergisi vesilesiyle konuştuk.

Haberin Devamı

- Heykel, forma olan ilgi nasıl başladı?
- Bu çok arkeolojik bir soru, iyice derine inmemiz gerekecek... Sanatla ilişkim biraz geç başladı. Resim yapıyordum ama bir yakınlık duymam 1966’da İngiliz Ulusal Plastik Malzeme Üreticileri birliğinin araştırma merkezinde teknisyen olarak çalışırken oldu. Plastiğe nasıl biçim verildiği çalışmaları ilgimi çekti. Değişik formlar elde ediyordum. Resim de çizdiğim için sanat eğitimi almaya karar verdim. Henüz 19 yaşındaydım ve hocalarım çok iyi resim yaptığımı söylüyordu. Ama aklım hep üç boyutlu formdaydı. Kağıdın üstünde duygularımı iyi aktaramıyordum.
- Nasıl oldu geçiş?
- Bir gün seramik atölyesinde kil ve çamurla uğraşan bir arkadaşıma yardım ederken, ben de formlara biçim verebilir ve duygularımı daha iyi aktarırım dedim. Ve form üretmekten bir daha kopamadım. Heykel tarihindeki önemli isimlerden etkilendim. Her birinden kendinizi inşa etmek için temel taşları alıyorsunuz; örneğin Rodin, Brancusi, Matisse, Henry Moore, Alberto Giacometti, Malevich okul sırasındaki vazgeçilmezlerimdi. Tatlin, Gabo, Kaprow, Cesar, Oldenburg, Max Bill, Dan Flavin ve elbetteki Joseph Beuys beni derinden etkiledi.
- Okula başladığınız yıl özellikle Avrupa’da 68 fırtınası sürüyordu...
- Eğitimim boyunca 68 rüzgarının etkilerini her şeyin içinde bir görgü tanığı gibi yaşadım. Her şey değişiyordu, konuşulmayan kavram ve olgular üzerine derin tartışmalar oluyor; iktidar, cinsellik, öteki, özgürlük, toplumsallık, birey kavramları yeniden tanımlanıyordu. Elbette sanat da bu tartışma ve değişim ortamından payına düşeni alacak ve çok farklı görüş ve uygulamalar gelecekti. Ama benim bütün bu değişimden yapıtlarıma yansıyan sonuçlar için 1976’yı beklemek gerekecekti...

Haberin Devamı

/images/100/0x0/563d8d8df018fb32c8ef06b0
- Çöp malzemelerle yaptığınız heykeller fark edilmenizi sağladı...
- Aynen öyle. Tüketim toplumunun ve yok edici kent kültürünün bir eleştirisini yapmak istedim. İnsanın nesneler, malzemeler ve imgelerle olan yok edici ve yok olucu ilişkisine kafamı takmıştım. Tüketim sembolü olmuş ama çöpe düşmüş enkazları, kullanılmış zayıf plastik eşyaları, çöplük atıklarını aldım ve İngiltere bayrağını andıracak bir dizi heykele uyarladım. Ülkemizin bir tüketim çılgınlığı içinde çöplüğe dönmek üzere olduğunu vurguladım. Çok ses getirdi, dikkat çekti, hatta acımasız diye nitelendirildim... Oysa ben sanatçı olma işlevimi, toplumsal eleştirimi ve uyarımı yaparak gerçekleştirmiştim. Bu benim birinci dönemimdir. Plastik ve hazır materyallerin yorumu ve düzenlemesiyle sözünü iletmiştir.
- Sonra ani bir kararla Almanya’ya taşındınız ve ikinci döneminiz başladı.
- Almanya’daki Türk arkadaşlarımdan duydum, size özgü bir deyim var; ‘hanım köylü’. Benim durumumu tam olarak açıklıyor. Eşim Wuppertalli. Ama zaten ben bu kenti ve Almanya’yı çok seviyorum. Wuppertal, geçmişle gelecek arasında çok modern, uygar ve çağdaş bir eşiktir. Huzur dolu, özgürce çalışabildiğim geniş bir atölyem ve beni seven arkadaşlarım var şehrimde.Ayrıca dünyanın en büyük ve ilk heykel yurdu parkı bu kentte. Ürettiklerimi izleyiciyle direkt paylaşıp tartışabiliyorum.
- İkinci döneminizdeki işlerinizden ötürü sizi Venedik Bienali’nde ‘Formların ve hareketin efendisi’ olarak nitelendirdiler. Bu hareketliliği nasıl yakalıyorsunuz?
- Venedik’te de söyledim, böyle nitelendirmeler benim için fazla. Yine de teşekkürler. Heykel yaptığım bu ikinci dönemimde daha temel ve kalıcı değerlerin peşindeyim. Klasik malzemelerle yeni form ve konstrüksiyonlar oluşturmaya çalışıyorum. Doğayı ve yakın çevreyi, nesneleri gözlemler ve hep çizerim/çok çizerim, tasarım ve uygulama bu çizim sırasında oluşuyor. İçinde bulunduğum bu dönemde tek bir şeyin peşindeyim; hareketi oluşturan enerjiyi formlarımda yakalayıp göstermeye çalışıyorum. Benim için dünyamızda ve evrende sürekli var olan enerji her şeyi canlı kılıyor, ben de bu enerjiyi heykeldeki hareketle sürdürüp mesajımı ona yüklemeye uğraşıyorum. Heykellerim enerji ve hareketlilikleriyle var olduklarından hepsi hem bir özne hem de nesnedirler. Onlara bakan göz önce bu hareket ve enerjiyi algılar, çevreden heykellerime geçen bu hareketlilik onlar aracılığıyla kısa bir süre somutlaşır ve yine çevreye geçerek sürer. Bu dönemimde (belki de hep bu devam edecek) benim için heykel, enerji ve sürekli olan harekettir.

Haberin Devamı

KİMDİR
- 1949 Liverpool, İngiltere doğumlu Tonny Cragg, Cheltenham Güzel Sanatlar Akademisi’nde gördüğü temel eğitim sonrası Britanya Kraliyet Sanat Koleji’nden 1977 yılında mezun oldu.
- 1976’da günlük malzemeleri ve atıkları kullanarak yaptığı bir dizi heykelle tüm dünyada tanındı, heykel aracılığıyla verdiği toplumsal ve çevreci mesajlar onu ayrı bir yere koydu.
- 1978’de Almanya/Wuppertal’e yerleşti. ‘İkinci dönemim’ dediği bu yıllarda yaptığı çalışmalarla katı ve durağan heykeli hareketle birleştirerek farklı enerjik formlar oluşturdu.
- Hareket, değişim ve devingenlik Tony Cragg’in heykellerinin hem özü hem de biçimidir. Katı bir malzemeden çok devingen hızlı bir form üretir.Cragg’in heykel formları enerji ve hareket özelliğinden dolayı yaşamın hareketine ve sürekliliğine yapılmış katkılardır.
- Dünyadaki tüm büyük müze ve koleksiyonlarda eserleri yer alan Cragg, Wuppertal’de ve İşveç/Tjörn’deki atölyelerinde heykel çalışmalarını sürdürüyor.

Haberin Devamı

İLHAN KOMAN MÜKEMMEL HAREKETİ YAKALAMIŞTI

Kuzgun Acar’ın eserlerini bir kitapta gördüm, ilginç ve hareket doluydu. İsveç’de İlhan Koman’ın işlerini gördüm ve hayran oldum, mükemmel hareketi yakalamıştı. Almanya’da çalışan ve galiba şimdi İstanbul’da olan Mehmet Aksoy’un işlerini gördüm. Bir çağdaş heykel müzeniz ya da parkınız var mı? Gezmek isterim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!