Ekranın parlayan yıldızları

Ekranın parlayan yıldızları

Hepsi güzel, hepsi başarılı, hepsi daha yolun çok başında... Elele dergisi, oyunculukları kadar güzellikleriyle de kendilerinden söz ettiren beş başarılı kadınla bir araya geldi. “İntikam”ın Cemre’si Ezgi Eyüboğlu, “Merhamet”in Şadiye’si Dilara Aksüyek, “Karadayı”nın Songül’ü Leyla Lydia Tuğutlu, “Benim İçin Üzülme”nin Irmak’ı Selin Şekerci ve “Pis Yedili”nin Cimbom’u Eda Ece’yi daha yakından tanıyın.

Haberin Devamı

EZGİ EYÜBOĞLU (İntikam): Kalbim iş için çarpıyor
Hikayen nasıl başlıyor?

- Çocukluktan beri taklit yapan, gözlemlemeyi seven biriydim. Ama nedense hayat beni iktisada yönlendirdi. Bu sırada Neşe Erberk Ajans’a yazıldım. Önce reklamlar geldi, sonra diziler başladı. Şu anda Bahçeşehir Üniversitesi’nde oyunculuk üzerine yüksek lisans yapıyorum.

Ben sana “İntikam” desem sen bana ne dersin?
- Çok güzel bir iş! Hatta orijinalini izlerken keşke bir parçası olabilsem diye içimden geçirmiştim ve kısmet oldu. Çok dengeli bir setimiz var. Hem çok eğleniyoruz hem çok disiplinli bir şekilde çalışıyoruz.

Oyuncu olmasaydın ne olurdun?
- Bir yolunu bulur yine oyuncu olurdum!

Hayatta gıpta ile baktığın insanlar var mı?
- Farklı insanların farklı özelliklerine gıpta ile bakıyorum. Mesela daha sabırlı olmayı çok isterdim!

Gürbey İleri ile ilişkin bitti mi devam ediyor mu?
- Yorum yok. Hiçbir şey söylemem.

Peki, şu anda kalbin ne için çarpıyor?
- İş için çarpıyor. Huzurluyum, dinginim. Hayat için, gelecek için heyecanlıyım.

En büyük tahammülsüzlüğün ne?
- Bekletilmeyi hiç sevmem.

Yeni bir proje var mı gündeminde?
- Bir sinema teklifi vardı ama çok içime sinmedi. Zaten bir acelem yok. Hayatın akışında, tecrübe kazandıkça doğru projelerle buluşacağım.

Haberin Devamı

SELİN ŞEKERCİ (Benim İçin Üzülme): Setteki ilk günümde ağladım
Sanatla ilgilenmeye ne zaman başladın?
- Baleyle başladım. Sonra bir belediye otobüsünün altında kaldım ve bale hayatım sona erdi. Tiyatro kursuna gitmeye başladım. Özel tiyatrolarda yer aldım. Sonra Devlet Tiyatrosu’na katıldım. Orada oynarken konservatuvar sınavlarına hazırlandım. O sıra şansım açıldı, dizi ve reklam teklifleri gelmeye başladı. Ben “Melekler Korusun”u seçtim.

İlk set günün nasıldı?
- Valla biraz komik aslında. Yönetmenimiz “Özge Özpirinçci’yi senin amorsundan çekeceğiz” dedi. Benim amorsun ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Kasılmış şekilde dururken kıpırdamam gerektiğini düşündüm. Sonra yönetmenimizden büyük azar yedim. Ardından hıçkıra hıçkara ağlamaya başladım ve “Biri bana amorsun ne demek olduğunu söylesin önce o zaman” dedim. Sonra yavaş yavaş öğrendim her şeyi.

“Benim İçin Üzülme”de seni en çok heyecanlandıran şey ne oldu?
- Artık birilerinin benim farklı bir karakteri canlandırabileceğimi görmesi. “Melekler Korusun” sayesinde insanların aklında iyilik timsali olarak kalmıştım.
Hayatında biri var mı?
- Var. Ama...
Ama... Bir dram mı var ortada?
- Şu anda yok, geçmişimde var aslında... Hopa’ya da birazcık o yüzden kaçtım.
Kim peki?
- Kim olduğunu asla söylemem, başım derde girer! Çok konuşmasak...
Peki, bir erkek ne yaparsa seni çıldırtır?
- Bir sebebe gerek yok ben erkeklere genelde sinirleniyorum zaten. Ama sahiplenmediğini hissettiğim anda kafamın içinde onu parçalarım.

Haberin Devamı

EDA ECE (Pis Yedili): Rüyamda gördüğüm çoğu şey gerçek oluyor
Nasıl keşfedildin?
- 12 yaşındayken okul tiyatrosunda Tümay Özokur tarafından keşfedildim. Hâlâ da onun ajansına bağlıyım. Ailem önce eğitimimi tamamlamamı istediği için uzun süre hiçbir projeye dahil olmadım. Bir gün Tümay Özokur’la karşılaştık ve “Pis Yedili” projesinden bahsetti. Sonra görüşmeye gittim ve rol benim oldu.
Setteki ilk gün nasıl bir maceraydı senin için?
- Biraz korkutucu. Işıklar, kameralar, kalabalık... Ama alışmam uzun sürmedi.
Hayatından oyunculuğu alsak ne yaparsın?
- Sanatla ilgilenmeye devam ederdim.
Yeni bir proje var mı ufukta?
- Bu yaz ilk kez sinema filminde oynayacağım. Bir baba-kız hikayesi. Yetkin Dikinciler’le başroldeyiz. Bir Hakan Haksun projesi. Babasına kızgın olan tüm kızların kesinlikle izlemesi gereken bir film...
En uçuk hayalin ne?
- Sevdiğim insanı da alıp bir ülkeden diğerine göçebe bir hayat yaşamak isterdim. Yorulur bir yerlerde kalırım elbet ama yapabilsem güzel olurdu.
Hayatta en çok ne mutlu eder seni?
- Sevdiğim insanı mutlu görmek! Hele bir de onun mutluluğunun sebebi sensen, başka hiçbir şeyle kıyaslanamıyor o yaşanılan mutluluk.
Kendinle ilgili bizim bilmediğimiz bir şey söyle?
- Rüyamda gördüklerimin gerçek olması... Bu çok başıma gelmiştir.
Beş kelimeyle kendini nasıl anlatırsın?
- Çok yönlü, güvenilir, vicdanlı, adaletli, sevecen.

Haberin Devamı

LEYLA LYDIA TUĞUTLU (Karadayı): İlk görüşte aşka inanmam
Nasıl başladı maceran?
- Annem Alman, babam Türk... Berlin’de doğdum. İstanbul Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyorum. 5 yaşımdan beri piyano çalıyorum. Çocukken konservatuvara da gittim ama yaşım o disiplini kaldıramadı. 2005’te Best Model yarışmasında gelecek vadeden ödülünü aldım. 2008’de Miss Turkey’e katıldım ve birinci oldum. Sonra “Es-Es” dizisi geldi. Şimdi “Karadayı”da oynuyorum, ayrıca sunuculuk yapıyorum.
Kendini televizyonda ilk kez izlediğinde ne hissettin?
- Heyecandan ölecektim galiba!
Hayatın nasıl bir tempoda akıyor şu anda?
- Yoğun ama güzel. Şikayet etmiyorum çünkü tüm işlerimi isteyerek yapıyorum. Zaten çalışmayı seven biriyim, duramam ben yerimde.
Hayallerini nasıl bir karakteri canlandırmak süslüyor?
- Bugüne kadar oynadığım roller hep benim karakterime yakındı. Biraz daha farklı bir karakteri oynamayı istiyorum. Mesela bir suçlu, fahişe ya da ajan olabilir.
Bir erkeğin seni ilk görüşte etkilemesi için ne yapması lazım?
- İlk görüşte aşka inanmıyorum. Aşkın zamanla, tanıyarak ve güvenerek oluşan bir duygu olduğuna inanıyorum. Ama illa bir şeyden etkileneceksem, o mutlaka doğallığıdır. Eğer karşımdaki kendini olduğu gibi, hatalarıyla kabul etmişse, özgüveni yüksekse beni etkileyebilir. Özgüveni olmayan bir erkeğin kadını her zaman aşağı çekeceğine inanırım.
Hayatında biri var mı?
- Bir yıldır var ama ünlü biri değil o yüzden tanımıyorsunuz.
DİLARA AKSÜYEK (Merhamet): Karamsar ve melankolik bir kızım
Nasıl başladı oyunculuk macerası?

- Kandırmayı, uydurmayı çok beceren ve seven biriydim çocukken. Babam da bunu fark edip beni oyunculuğa yönlendirdi. Sonra Müjdat Gezen’in sınavlarına girdim ve macera başladı.
“Merhamet”te iki rol arasında gidip geliyorsun. Bu seni zorluyor mu?
- Çok zorlandığımı söyleyemem. Şadiye’nin 15 yaşındaki halini görüyorum ve onun gelişiminin ne yönde olabileceğini, neden hayat kadını olduğunu tasarlayabiliyorum. Hatta Şadiye’nin dönüşümünü haklı buluyorum.
Aşık mısın şu anda?
- Hayır ama inşallah.
“Aşk acısına saygı duymuyorum” demişsin...
- Aslında aşk acısı dünyanın sonuymuş gibi davranılmasına saygı duymuyorum. Hayat enerjisini çok yükselten, heyecanlı bir duyguyu bu hale getirmek bana doğru gelmiyor.
Kendin hakkında okuduğun en komik şey neydi?
- Biri “Kızın öyle bir yanağı var ki yan profilden çekilince burnunu göremedik” yazmış. Bunu okuyunca bayağı gülmüştüm.
Çekim sırasında çok karamsar biri olduğunu söyledin ama ben karamsar bir kız göremedim bugün...
- Çocukluktan beri biraz karamsar ve melankolik bir kızım. Başına ne geleceğini bilmiyorsun ve bu bazen hayata karamsar bakmana sebep oluyor.
Korumaya alıyorsun yani kendini...
- Evet, ama bu günlük hayatıma yansımıyor. O yüzden bugün karamsar bir kız göremediniz.

Haberle ilgili daha fazlası: