Türkiye’den farklı annelik rolleri

Güncelleme Tarihi:

Türkiye’den farklı annelik rolleri
Oluşturulma Tarihi: Kasım 15, 2025 07:00

Bu hafta değişen anneliğe odaklanan bir araştırmaya bakıyoruz. Verilere göre Türkiye’de üç farklı annelik rolü var: ‘Çocuğu hiç büyümeyenler’, ‘eseriyle övünenler’ ve ‘birlikte öğrenenler’. Biz hangisiyiz?

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Gizem: Gülay, FutureBright Group’un yakın zamanda yayımladığı ‘Türkiye’nin Anneleri’ araştırma bültenini okudum. Türkiye’de yaşanan ekonomik ve toplumsal dönüşümler sonucunda Türk aile yapısının nasıl bir değişimden geçtiğini ve en önemlisi annelerin rollerinin nasıl farklılaştığını ortaya koymayı amaçlayan bir araştırma bu. Evlenme ve aile kurma dinamiklerinden boşanmalara, kadının istihdamdaki konumundan cinsiyet rollerindeki değişimlere kadar pek çok konuda dikkat çekici veriler içeriyor.

Gülay: Okudum ben de. Özellikle o üç farklı anne tipi ilgimi çekti. ‘Çocuğu hiç büyümeyenler’, ‘eseriyle övünenler’, ‘birlikte öğrenenler’. Biz hangisiyiz sence?

Gizem: Ben ‘birlikte öğrenenler’ gibiyim. Ne sabit kurallarım var ne de
çocuğuma büyük hedefler koyuyorum. Hatalarımla, kafa karışıklıklarımla anneliği öğreniyorum. Ya sen?

Etiketlemeler...

Haberin Devamı

Gülay: Bu üç farklı annelik türünde ‘çocuğu hiç büyümeyenler’in oranları yüzde 42. Daha çok kırsalda yaşıyorlar. Çocuklarını geleneksel değerlere göre büyütüyor, toplumsal cinsiyet rollerini aktarıyorlar. Çocuk yetiştirme konusunda devrim yapmak peşinde değiller, daha çok önceki kuşağın öğretileri ışığında ilerlemeyi tercih ediyorlar. Buraya ait değilim. İkincisi ‘eseriyle övünenler’. Oranları yüzde 34. Şehirli, eğitimli, imkânları olan anneler. Çocuklarını sanatla, sporla, modern imkânlarla destekliyorlar. Mutlu bir hayat için başarıyı önkoşul olarak görüyorlar. Üçüncüsü ‘birlikte öğrenenler’. Yüzde 24’lük bir grup. Kendilerini ve çocuklarını çok zorlamayan, ebeveynlik sürecini doğal akışında yaşamayı tercih eden annelerden oluşuyor. Çocuk yetiştirmek konusundaki popüler öğretilere, sürekli güncellenen altın kurallara biraz kulak tıkayan bir profil sergiliyorlar. Ben biraz arada kaldım sanırım. İmkân ve destekler konusunda ‘eseriyle övünenler’e giriyorum ama önkoşulum başarı değil. Daha çok “Bunu da denemek ister misin” diye seçenek sunup istiyorsa devam edebileceği koşulları sağlıyorum. Mesela voleybola devam ediyor ama bu sene tiyatro seçmelerine katılmak istedi, seçildi ve sporu bırakmadan haftada bir gün tiyatro ekledi programına. Bence yoğun, “Birini bırakabilirsin” desem de o devam etmek istiyor. Birlikte öğreniyoruz bir yandan da... Bilemedim.

Haberin Devamı

Gizem: Araştırmanın bana göre en çarpıcı kısmı bekâr annelere dair verilerdi. Türkiye’de boşanma oranları 2022’de rekor kırmış. 182 bin boşanma! Ve şu anda 1,8 milyon kadın çocuğuyla yalnız yaşıyor. Kısa sürede bu sayının 3 milyonu bulacağı öngörülüyor. Elde edilen sonuçlara göre boşanmak erkeklerin hayatında büyük bir yük oluşturmazken, kadınlar ‘dul’ olarak yaftalanarak ağır bir sosyal ve duygusal yükün altına sokuluyormuş. Araştırma kapsamında görüşülen bekâr anneler, bu yargılama ve etiketlemelerin en çok hemcinsleri tarafından yapıldığını ifade etmişler.

Gülay: Sen bekâr annesin. Çocuğunu büyütürken çevreden gelen etiketlemeleri sen nasıl deneyimliyorsun?

Haberin Devamı

Gizem: Bir gün Lorin’i bir arkadaşının doğum gününe götürdüm. Arkadaşlarından birinin annesi “Ah Gizemciğim, sen de Lorin’le yalnızsın, boşanmıştın değil mi” diye sordu.
Ben de “Evet, ayrıyız babasıyla” diye alelade bir cevap verdim. Kadın bana “Ah işte, ne oluyorsa bu çocuklara oluyor, olan hep onlara oluyor” dedi. İnan, nasıl bir şok yaşadığımı anlatamam. Kısa bir süre dondum ama sonra hemen “Yoo, olan bana oluyordu, boşandım, artık olmuyor” deyiverdim. Epey zaman da düşündüm bu diyaloğu. Bir şeyler söylemek istedi kadın durumla ilgili ama ezberden konuştu gibi geldi. Oysa üzerine konuşulacak bir mesele değil ki bu, evlenmek ne kadar normalse boşanmak da aynı olmalı. Yani ben boşandım diye neden, nasıl olduğunu, mal paylaşımımızı, çocuğun durumunu herkese anlatmak zorunda mıyım? Ama işte diğer annelerde böyle bir durumu üzücü bulma hali var.

Haberin Devamı

Gülay: Bu tarz yorumların daha çok ‘çocuğu hiç büyümeyenler’ grubundan gelebileceğini tahmin ediyorum. Çünkü o grup anneliği sanki bir apoletmiş gibi taşıyor. Bir kısmı da ne söyleyeceğini bilememe hali herhalde. Çünkü çocukların mutsuz bir anne-babayla yaşamasındansa mutlu tek ebeveynle kalıp diğeriy-
le de normal bir ilişki kurduğunda daha sağlıklı geliştiğini artık sağır sultan duydu. Bunu bilmek için psikolog olmaya gerek yok. Birbirimizi dinlerken kız kardeşlikle, duygudaşlıkla hareket etmeliyiz. Bekâr ya da değil, herkesin anneliği kendince mükemmel, bunu da unutmamak gerek bence.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!