Güncelleme Tarihi:

Gizem: Gülay geçen gün eğitimci ve yazar Murat Tunalı’nın bir açıklamasına denk geldim. ‘Sofra Terapisi’ başlığıyla yaptığı açıklamada ailece yemeğe oturmanın hem çocuklar hem de ebeveynleri için büyük faydaları olduğunu anlatıyor. Referans gösterdiği araştırmaları da inceledim. Çin, Amerika ve Yeni Zelanda’da yapılan çeşitli araştırmalar, birlikte yenen aile yemeklerinin sağlıklı zihinsel gelişime katkı sağladığını gösterirken çocukluk depresyonu, yeme bozuklukları, madde kullanımı ve diğer zihinsel sağlık sorunları için daha düşük risklerle ilişkilendiriyor. Ben sofraya beraber oturmaya çok önem veririm, siz ne sıklıkta birlikte oturuyorsunuz?
Gülay: Benim için de en önemli konulardan biri çünkü ben de böyle büyüdüm. Annem çok dikkat ederdi, hatta katı bir prensibi vardı bu konuda. Biz onun kadar katı bir şekilde uygulayamayabiliyoruz. Örneğin az önce yemek saatiydi ama Bilge’nin dersi vardı ve bizimle yemeden çıktı. Büyüdükçe esnek davranmak zorunda kalsak da bebekliğinden itibaren dikkat ettim. Hatta ek gıdaya başladığımız dönemden itibaren akşam sofrasında yanımıza oturuyordu. Tabii o yaşlarda mama sandalyesiyle...
Gizem: Haklısın, çocuğun yaşı ilerledikçe rutini korumak zor. Ancak araştırmalar sık sık aileyle yemek yediğini söyleyen ergenlerin endişeleri hakkında ebeveynleriyle konuşabildiklerini ortaya koyuyor. Odalarına, arkadaşlarına, kısacası kendi dünyalarına çekilen ergen ve gençlerle iletişim kurabilmek en büyük sorunlardan biri. Tabii, sofraya beraber otursalar da ergen çocuklarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarını anlatan arkadaşlarım var. Klasik “Okul nasıl geçti, günün nasıl geçti” gibi soruları ya duymazdan geliyor ya da “İyi” deyip kestirip atıyorlarmış. Sofraya birlikte oturma kısmı tamam ama iletişim sağlanmazsa da bir faydası yok anladığım kadarıyla... Sen konuşturabiliyor musun Bilge’yi?
Gülay: Sofrada birlikte oturup havadan sudan konuşma rutinimiz bebekliğine kadar gittiği için zorlanmıyoruz muhabbet ederken. Klasik ‘Okul nasıl geçti’ler de oluyor tabii ama daha çok sohbetin akışına dahil olması için fırsat veriyoruz. Hafta sonu planı yaparken bir anda onun arkadaşlarıyla neler yaptığı ya da yapmadığı da konuşuluyor. Bunu ergenliğe kadar hiç yapmamışsanız, ‘Hadi çocuğumu konuşturayım, bana açılsın’ diyerek yaparsanız işlemez, ergenler cin gibi.
Gizem: “Küçükken ne ekersen, ergenken onu biçersin” diyorsun yani. Ben bu durumu Moodist hastanesinden çocuk ve ergen psikoloğu, klinik psikolog Ayşe Topak’a sordum, ebeveynlere bazı tavsiyelerde bulundu. Herkesin işine yaramasını dilerim.
‘DUYGULARINI YARGILAMADAN KABUL EDİN’
Klinik psikolog Ayşe Topak, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi
◊ Ergenlerle sofrada etkili iletişim kurmanın anahtarı, doğrudan soru sormadan, onların kendilerini rahat hissetmelerini sağlayacak bir ortam yaratmaktır. Aktif dinleme, dolaylı sorular, duygusal ifade destekleme ve ortak zaman geçirme gibi stratejiler, çocukların aileleriyle daha sağlıklı ve güçlü bir bağ kurmalarına yardımcı olabilir.
◊ Aktif dinleme ve empati gösterme: Ergenlerle etkili iletişimin ilk adımı aktif dinleme yapmak. Soru sormak yerine, söylediklerine dikkatlice yanıt vererek duygu ve düşüncelerini yeniden ifade etmek önemlidir. Çocuğun söylediklerini, doğru bir şekilde tekrar edin: “Demek ki bugün gerçekten zorlanmışsın” gibi… Duygularını yargılamadan kabul edin ve empati gösterin: “Bunun seni zorlamış olması normal.”
◊ Açık uçlu sorular yerine dolaylı yöntemler: Ergenlerin çoğu, doğrudan sorulara cevap verirken zorlanabilir veya bu tür soruları geçiştirebilir. Bu noktada açık uçlu sorular yerine dolaylı iletişim yolları kullanmak, onların rahatlamasına ve daha fazla içini dökmesine yardımcı olabilir. Günlük aktiviteler üzerinden konuşabilir, “Bugün okulda hangi aktiviteleri yaptınız” gibi daha genel sorular yerine, onların ilgisini çekecek başka konularda doğal sohbetler açabilirsiniz.
◊ Zamanla bağ kurma ve ortak aktivite: Aile içindeki sohbetlerin sınırlı olması, bazen ergenlerin sadece yemek sırasında değil, birlikte vakit geçirme fırsatlarını da engellemeleriyle ilgili olabilir. Ancak ortak bir aktivite yapmak (örneğin, birlikte yemek hazırlamak, film izlemek veya dışarıda yürüyüş yapmak) iletişimi daha az resmi hale getirir ve sohbeti teşvik eder. Birlikte yemek pişirme veya yemek masasında birbirine yardım etme, sıradan bir konuşmanın doğal şekilde akmasına yardımcı olabilir. Birlikte bir oyun oynama veya dışarıda yürüyüş yapma sohbeti başlatabilir.
◊ Duygusal ifadenin desteklenmesi: Sofrada, doğrudan soru sormadan, duygusal ifadeyi teşvik etmek için modelleme yapabilirsiniz. Kendi duygularınızı paylaşarak örnek olabilirsiniz: “Bugün biraz stresliydim çünkü… Ama bu konuda şöyle düşündüm…” Çocuğun hislerine saygı göstermek ve onları dile getirmelerini teşvik etmek için “Görünüşe göre bir şeyler seni üzüyor gibi. Eğer konuşmak istersen buradayım” denebilir.