Onlar da panik atak geçirir

Güncelleme Tarihi:

Onlar da panik atak geçirir
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 22, 2026 07:00

Gizem ve Gülay’ın gündeminde çocuklardaki kaygı bozuklukları var. Müzisyen Ceylan Ertem’in deneyimini anlattığı videodan yola çıkan yazarlarımız, anne-babaların bu konuda farkındalık geliştirmesi için uzmanlara danıştı.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı

Gülay: Gizemcim, geçen hafta sosyal medyada Ceylan Ertem’in bir videosunu izledim. Daha önce de sosyal kaygı bozukluklarını, açık alan korkusunu anlatmıştı ancak kaygı bozukluğu ve panik atağın çocuk yaşta başladığını ilk kez dinledim. Ve çok şaşırdım. Bugüne kadar bu konuda çok haber yazdık, okuduk ama çocukta panik atak, üzerine pek konuşulmayan bir alan.

Gizem: Ben de izledim Gülaycım. Haklısın, pek konuşulmayan bir alan çünkü çocuk “Ben panik atak geçiriyorum” diyemiyor. Belki “Karnım ağrıyor” diyor, belki sebepsizce ağlıyor... Bir olay karşısında delice ağlayan bir çocuğu ‘heyecanlandı’, ‘korktu’ diyerek geçiştiriyoruz çoğu zaman. Ne yalan söyleyeyim, panik atak yaşadıkları benim de aklıma hiç gelmemişti.

Gülay: Böyle düşününce kendimi çok kötü hissettim. Sebepsiz ağlamalar da yaşadık kızım büyürken, anlamsız utangaçlıklar da... Kim bilir neler hissediyor minicik çocuklar, anne-babalar da bu ağlamaları basit şımarıklıklara bağlayıp ‘dikkate almıyor’ olabilir.

Haberin Devamı

Gizem: Evet, tabii ama hepsinin de panik atak olabileceği yanılgısına düşmemek gerekiyor. Aynı durumlarda tekrarlayan davranışları kaçırmamak sanki önemli olan.

Gülay: Hepimiz için çok yeni bir konu ama bazı uzmanlar hazırlıklıymış bu konuya. Yazı için araştırma yaparken bu hafta çıkan bir kitap dikkatimi çekti. Uzman psikolog Ayben Ertem yeni kitabı ‘İçimdeki Vori’de bir çocuğun kaygılarını Vori isimli karaktere çeviriyor. Çocuklar böylece kaygıyı yok etmeye çalışmak yerine onu tanımayı öğreniyor. Kitabı için aradım Ayben Ertem’i ve anne-babalara yol gösterecek tavsiyelerini de istedim.

Gizem: Ben de ergen ve yetişkin psikoloğu olan Gülay Paralı’yla konu hakkında konuştum. Psikolojiyi artık ne kadar yakından takip etsek de hangi durumda, hangi ekolden faydalanmamız gerektiğini tam olarak bilmiyoruz. Gülay Paralı, çocukları yaşadıkları bu zorlu durumdan çekip alabilmenin mümkün olduğunu anlattı.

‘Güven duygusunu sarsabilir’

Gülay Paralı, ergen ve yetişkin psikoloğu

◊ “Artık panik atak yaşadığımda onun bana söylediği her şeye inanmıyorum.” Ceylan Ertem’in panik atak ve agorafobi (kişinin bildiği veya güvenli olduğunu düşündüğü ortamlardan ayrılmaktan korkması) deneyimini anlattığı konuşmasını dinlerken zihnimde en çok bu cümle kaldı. Çünkü panik yaşayan biri için mesele yalnızca kalbin hızlanması, nefesin daralması, başın dönmesi ya da bedenin titremesi değildir. Asıl mesele, bütün bu bedensel duyumların zihinde nasıl bir anlama dönüştüğüdür. Ceylan Ertem’in anlattığı gibi bu deneyim çocuklukta başladığında korkunun ne kadar büyük olabileceğini tahmin etmek zor değil. Dünyayı yeni tanıyan bir çocuğun bir anda kendi bedeninden korkmaya başlaması, güven duygusunu da sarsabilir. Sonra “Ya yine olursa” sorusu gelir. İşte panik bozukluk ve agorafobide kaçınma döngüsü çoğu zaman böyle oluşur. İnsan korktuğu yere gitmez, gitmeyince kısa süreliğine rahatlar. Zihin de bunu “Demek ki gitmemek beni koruyor” şeklinde öğrenebilir. Böylece hayat giderek küçülür.

Haberin Devamı

◊ Ceylan Ertem’in hikâyesinde bir başka önemli nokta da ruhsal yükün yalnızca kişinin kendi yaşadıklarından oluşmadığını söylemesi. Ailelerin kaygıları, kayıplar, çocuklukta tanık olunan olaylar, şiddet, ekonomik belirsizlikler, savaşlar, depremler ve her gün maruz kaldığımız acı haberler de ruhsal dünyamıza dokunuyor.

◊ Bir psikolog olarak terapiyi, kişiye “Korkma” demek olarak görmüyorum. Önce korkunun nasıl çalıştığını birlikte anlamaya çalışırız. Örneğin bilişsel davranışçı terapi (BDT) kişinin bedensel duyumlarını nasıl yorumladığını, felaketleştiren düşünceleri ve kaçınma davranışlarını ele alır. Uygun olduğunda aşamalı maruz bırakma çalışmalarıyla kişi korktuğu durumlara yeniden yaklaşmayı öğrenebilir. EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) özellikle panik belirtileriyle bağlantılı travmatik yaşantıların olduğu durumlarda değerlendirilebilecek bir başka yaklaşımdır. Kabul ve kararlılık terapisiyse (ACT) farklı bir soru sorar: “Hayatını korkunun olmadığı güne mi erteleyeceksin, yoksa korku varken de senin için önemli olan şeylere doğru yürümeyi öğrenebilir misin?” Bazen iyileşmek, korku varken de yaşayabilmektir. Ceylan Ertem’in yıllar sonra hâlâ panik atak yaşayabildiğini ama buna rağmen sahneye çıktığını anlatması bu nedenle çok kıymetli.

Haberin Devamı

‘Korku hayatını yönetmesin’

Ayben Ertem, uzman psikolog

◊ ‘İçimdeki Vori’ çocukların kaygıyla kurduğu ilişkiyi anlatan terapötik bir çocuk kitabı. Vori aslında hepimizin içindeki zaman zaman ortaya çıkan o endişeli sesi temsil ediyor. Amacım çocuğa ‘kaygılanma’ demek değil; kaygıyı tanımayı, bedenindeki ve zihnindeki işaretleri fark etmeyi ve onunla baş edebilmeyi öğretmek. Çünkü kaygıyı yok etmeye çalışmaktan çok, onu yönetebilmeyi öğrenmek önemli.

◊ Çocuklarda kaygı bozukluğu en sık karşılaştığımız ruhsal sorunlardan biri. Üstelik her zaman ‘Çok korkuyorum’ diye görünmüyor; karın ağrısı, baş ağrısı, uyku sorunları, okula gitmek istememe, anne-babadan ayrılamama, sürekli güvence isteme ya da hata yapmaktan aşırı korkma şeklinde de ortaya çıkabiliyor. Bir miktar kaygı, gelişimin doğal parçasıdır; önemli olan, kaygının çocuğun günlük hayatını ne kadar etkilediğidir.

Haberin Devamı

◊ Utangaçlık ve içedönüklük tek başına bir bozukluk değildir; çocuğun mizacının bir parçası da olabilir. Ayırıcı nokta, çocuğun yapmak istediği şeyleri kaygısı nedeniyle yapamaz hale gelmesidir. Arkadaş edinmek istiyor ama konuşamıyor, okula gitmek istiyor ama yoğun bedensel belirtiler yaşıyor, yaşına uygun biçimde ayrılamıyor ya da korkuları hayatını giderek daraltıyorsa kaygı bozukluğunu düşünmek gerekir.

◊ Öncelikle çocuğun korkusunu küçümsememek ama korkunun hayatı yönetmesine de izin vermemek gerekir. “Korkacak bir şey yok” demek yerine “Korktuğunu görüyorum, bununla birlikte ne yapabiliriz” yaklaşımı daha yardımcıdır. Ebeveynin sürekli güvence vermesi, çocuğun yerine her şeyi yapması veya onu kaygı yaratan her durumdan uzaklaştırması kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı güçlendirebilir. Hedef, çocuğa küçük ve güvenli adımlarla “Ben bunu yapabilirim” deneyimini kazandırmaktır.

BAKMADAN GEÇME!